TTK’da Üretimin Durdurulması Özel Sektörün Önünü Nasıl Açtı.
Zonguldak, Türkiye’nin kömür havzası olarak yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda tarihsel ve toplumsal bir kimliğe de sahiptir. Bu nedenle kentte yaşanan her gelişme, sadece bir üretim meselesi değil; aynı zamanda istihdam, enerji politikaları ve kamu yönetimi açısından da geniş yankı uyandırmaktadır. Son dönemde Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) bünyesindeki maden sahalarında üretimin güvenlik ve iş sağlığı gerekçeleriyle durdurulması, beklenmedik bir tabloyu beraberinde getirdi. Bu süreçte özel sektörün önde gelen aktörlerinden Hattat Enerji’nin Amasra’daki faaliyetlerini hızlandırması, kamuoyunda “acı bir tesadüf” tartışmasını gündeme taşıdı.
Enerji Politikalarında Kritik Bir Dönemeç
Enerji güvenliği ve yerli kaynakların kullanımı, Türkiye’nin son yıllarda öncelik verdiği başlıklar arasında yer alıyor. Bu çerçevede kömür, özellikle de taşkömürü, stratejik bir kaynak olmayı sürdürüyor. Ancak Zonguldak’ta kamu eliyle yürütülen üretimin çeşitli gerekçelerle aksaması, yerli üretim kapasitesinin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretlerine yol açtı.
TTK’ya bağlı sahalarda üretimin geçici olarak durdurulması, ilk bakışta iş güvenliği açısından gerekli bir adım olarak değerlendirildi. Ne var ki bu kararın hemen ardından özel sektörün üretim kapasitesini artırması, enerji politikalarında kamu-özel dengesinin yeniden tartışılmasına neden oldu.
Hattat Enerji’nin Amasra B sahasında tam mekanize sistemle üretime başlaması sonrasinda üretimin durdurulması süreci Hacı bir tesadüf olarak yorumlandı
Yaklaşık 650 işçiyle yürütülen faaliyetlerin kısa sürede günlük 4 bin 500 ton kömür üretim seviyesine ulaştığı ifade ediliyor. Bu rakam, kamu TTak'da üretimin durdurulduğu sahalarındaki üretimin neredeyse iki katına karşılık geliyor.
Teknolojik altyapı, mekanizasyon ve üretim verimliliği açısından özel sektörün hızlı hareket edebilmesi, kömür sektöründe rekabet ve verimlilik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Özellikle iş güvenliği ve modern üretim teknikleri açısından kamu ve özel sektör arasındaki farklar, uzun süredir dile getirilen bir sorun olarak öne çıkıyor.
Tartışmanın Odağında Yönetim ve Planlama Var
Bu gelişmeler, doğrudan özel sektörün eleştirilmesi yerine, kamu yönetiminin sorumluluğunu gündeme getiriyor. Çünkü herhangi bir özel şirketin üretim kapasitesini artırması, piyasa koşullarında doğal bir süreç olarak görülüyor. Asıl mesele, kamu kurumlarının benzer riskleri önceden öngörememesi ve gerekli tedbirleri zamanında alıp alamadığıdır.
Uzmanlara göre, TTK’da üretimin güvenlik gerekçeleriyle durdurulmasına yol açan sorunların uzun yıllara dayandığı biliniyor. İş sağlığı, altyapı yatırımları, modernizasyon ve insan kaynağı planlaması gibi konularda daha proaktif bir yaklaşım benimsenmiş olsaydı, bugün ortaya çıkan bu tablo farklı olabilirdi.
Kamu-Özel Dengesi ve Bölgesel Etkiler
Zonguldak gibi tek bir sektöre dayalı ekonomilerde, üretim kararlarının sosyal etkileri oldukça büyüktür. TTK’daki üretim düşüşü, doğrudan istihdamı ve dolaylı olarak şehir ekonomisini etkilerken; özel sektörün üretimi artırması farklı bir ekonomik denge yaratmaktadır. Bu durum, bölgedeki iş gücü hareketliliğini ve gelir dağılımını da değiştirebilir.
Öte yandan bu süreç, kamu ve özel sektörün rekabet etmek yerine tamamlayıcı bir model geliştirmesi gerektiğini de ortaya koyuyor. Enerji arz güvenliği açısından sürdürülebilirlik, yalnızca üretim miktarıyla değil; aynı zamanda güvenli, verimli ve planlı bir madencilik anlayışıyla mümkündür.
Tesadüften Daha Fazlası
Yaşanan gelişmeler, yalnızca bir “tesadüf” olarak değerlendirilemeyecek kadar kapsamlıdır. Bu tablo, Türkiye’de madencilik sektöründe yapısal dönüşüm ihtiyacını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Özel sektörün teknolojik ve operasyonel avantajlarıyla kamu kurumlarının kurumsal tecrübesinin bir araya getirildiği yeni bir model, hem Zonguldak hem de Türkiye’nin enerji politikaları açısından kritik bir adım olabilir. Aksi halde benzer “acı tesadüfler” yalnızca sektörün değil, bölge ekonomisinin ve toplumsal dengelerin de geleceğini etkilemeye devam edecektir.