Ankara’da Tarih Yazılırken, Muhalefetin Trajikomik ve Cahilce Eleştirileri

Abone Ol

Bugün sizlere Ankara’da Tarih Yazılırken, Muhalefetin Trajikomik ve Cahilce Eleştirilerini yorumlayacağım.
Her ne kadar Zonguldak'ta yerel bir gazeteci olsak da Ankara'da dün başlayan ve bugün devam edecek olan NATO zirvesini gururla izledim gelişmeleri an ve an yakından takip etmeye çalıştım. Biz bu kadar gururlanırken malum siyasi parti temsilcilerinin ve fonlu medya'daki gazetecilerin, sığ ve cahilce yorumlarını, yazdıkları haberleri eleştirileri izlemekten utandım adeta.
​7 Temmuz 2026 tarihi, Türk diplomasi tarihi ve küresel siyaset açısından dönüm noktalarından biri olarak kayıtlara geçti. Dünyanın gözü, 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanını ağırlayan başkentimiz Ankara’ya çevrildi. 36. NATO Liderler Zirvesi, sadece zamanlamasıyla değil, Türkiye’nin küresel siyasetteki ağırlığını ve savunma sanayisinde ulaştığı rüşdünü tüm dünyaya ilan etmesiyle "tarihi" bir vasıf kazandı.
​Ancak bir tarafta dünya siyasetine yön veren kararlar alınır ve Türkiye eksen ülke konumunu pekiştirirken, diğer tarafta şu bizim malum muhalefetin takındığı gülünç tavır, ülkenin vizyoner sıçrayışı ile sığ iç siyaset polemikleri arasındaki uçurumu bir kez daha gözler önüne serdi.

Zirvenin en çarpıcı ve ezber bozan gelişmesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın 17 yıl aradan sonra Türkiye’ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret oldu. Uçaktan iner inmez Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hitaben kurduğu "Siz olmasaydınız buraya gelmezdim" cümlesi, liderler arasındaki kişisel diplomasinin ve karşılıklı güvenin ne denli güçlü olduğunu gösteren en somut karineydi.
​Bu samimi diyalog, kameralar önünde sadece retorikte kalmadı; Türkiye’nin yıllardır adaletsiz bir şekilde maruz kaldığı diplomatik ve askeri ablukayı dağıtan şu tarihi hamlelerle taçlandı. Trump, 2017’den bu yana Türkiye’ye uygulanan CAATSA yaptırımlarının tamamen kaldırılacağını ilan etti. "Dostlarımızı yaptırımlarla boğmak istemiyoruz" çıkışı, Amerikan dış politikasında Türkiye eksenli radikal bir kırılmaya işaret ediyor.
​F-35 ve KAAN Motoru Güvencesi: Yaptırımların kalkmasıyla birlikte, gasp edilen F-35 savaş uçaklarının teslimatı yeniden masaya geldi. Daha da önemlisi, milli muharip uçağımız KAAN’ın motor tedariki konusunda ABD kanadından çok güçlü ve olumlu sinyaller alındı.ABD-İran gerginliğinin azaltılması ve Gazze’de kalıcı barışın tesisi noktasında, Batı dünyasının Türkiye’nin ara buluculuk misyonuna mahkum olduğu bizzat Trump tarafından teslim edildi. Ve zirvede gururumuz olam Türk Savunma Sanayisi Dünya Sahnesindeydi ve dosta güven düşmana korku salan bir gövde gösterisine dönüştü.

​Muhalefetin Şovmenlik Çıtası ve Trajikomik Eleştirileri

​Ülke adına böylesine muazzam bir gurur tablosu inşa edilirken, muhalefete mensup siyasi parti temsilcilerinin ve fonlu medyadaki gazetecilerin tartıştığı konular, takındıkları vizyonsuz tutumlar trajikomik bir boyuta taşımdı.
32 liderin katıldığı, saniyelerin bile hesaplandığı devasa bir lojistik ve güvenlik operasyonunda muhalefet aktörleri şu absürt argümanların arkasına sığındı:
​"Neden Anıtkabir’i Ziyaret Etmediler?" Tartışması
Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgahı, elbette ikili devlet ziyaretlerinde baş tacımızdır ve nezaketen ziyaret edilir. Ancak otuz iki devlet başkanının aynı anda katıldığı küresel bir zirvede, her liderin tek tek Anıtkabir protokolü uygulamasını beklemek lojistik, zamansal ve diplomatik açıdan imkansızdır. Bunu bir "hesap sorma" veya "ülke liderlerini tutuklama" tehdidine varacak kadar cahillik örneği serhileyerek şova dökmek, diplomasi cahilliğinden başka bir şey değildir.
​5 TL’lik Hatıra Parası Polemiği
Darphane’nin bu tarihi zirve anısına bastığı sembolik 5 TL’lik hatıra parası üzerinden "Bu parayla kahve bile içilmez" ya da "Neden Atatürk resmi yok" gibi sığ polemikler üretildi. Adı üzerinde, koleksiyon değeri taşıyan ve zirveyi simgeleyen "hatıra" paralarını, cebe konulan günlük harçlık zanneden veya buradan bir yapay ideolojik çatışma devşirmeye çalışan akıl tutulması, muhalefetin vizyon sınırlarını acı bir şekilde özetliyor.
Büyük Devletlerin Büyük Gündemleri Olur. Ankara NATO Zirvesi, Türkiye’nin askeri, diplomatik ve teknolojik olarak artık küresel bir süper güç ligine adım attığının en somut belgesidir. 56 binden fazla güvenlik personelinin kusursuz yönettiği bu dev operasyon, devletimizin organizasyon kabiliyetini de dünyaya kanıtlamıştır.
​Netice itibarıyla; dünya liderleri Ankara’da küresel güvenliğin geleceğini şekillendirir ve Türkiye milyarlarca dolarlık yaptırım zincirlerini kırarken; kahve parası ve sembolik hatıra paraları üzerinden muhalefet yapanların bu ülkeye vaat edebileceği hiçbir gelecek vizyonu yoktur. Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde kendi eksenini çizmeye ve tarih yazmaya devam edecektir.