Ayrılık da Sevdaya Dâhildir

Gece,herkese aynı karanlığı getirmez.

Abone Ol

Kiminin penceresine ay ışığı düşer, kimininse yıllar önce susmuş bir ses. Sarmaşık güllerinin kokusu rüzgârla birlikte bahçeleri dolaşırken,insan bazen en ağır yükünü omuzlarında değil,kalbinin en kuytu yerinde taşır. Dışarıdan bakıldığında her şey yerli yerindedir. Oysa içeride, kimsenin duymadığı bir yıkılış başlamıştır.

İnsan, sevdiği kişiyi kaybettiği gün yalnız kalmaz; kendisinin bir parçasını da yitirir. Çünkü sevgi,iki insanın birbirine bakması değildir sadece.Birinin diğerinin içinde yavaş yavaş yuva kurmasıdır.Gidişler bu yüzden can yakar.Giden yalnızca bir insan değildir,onunla birlikte geleceğe dair kurulmuş cümleler, söylenememiş sözler,hiç yaşanmamış ihtimaller de gider.

Bazı ayrılıklar sessizdir.

Telefon çalmaz.

Kapı vurulmaz.

Bir veda bile edilmez.

Yalnızca insanın içinden bir mevsim çekilir.

Sonra yıldızlar eskisi gibi görünmez.Ay aynı yerden doğar ama gecenin rengi değişmiştir.
Begonyalar kokar, zambaklar suyun üzerinde salınır, rüzgâr yine saçlarını okşar.Fakat tabiatın bütün güzelliği, eksik bırakılmış bir cümlenin sonuna konulan üç nokta kadar hüzünlüdür.

Belki de en büyük yanılgımız,aşkı yalnızca kavuşmak sanmamızdır.

Oysa sevgi, bazen beklemektir.

Bazen susmaktır.

Bazen bir daha hiç gelmeyeceğini bildiğin hâlde kapıyı kapatmamak, pencereyi örtmemektir.

İnsan kalbi tuhaf bir ülkedir.Unutmaya karar verir ama hafıza buna itiraz eder.Yıllar geçer,bir şarkının ilk notasına,yağmurun ilk kokusuna,eski bir sokağın taşlarına dokunduğunda, zamanın aslında hiçbir şeyi silmediğini anlar. Sadece acının sesini kısar.

Attilâ İlhan'ın dizelerinde dolaşan o hüzün boşuna değildir.Ayrılık, sevgiyi yok eden değil,bazen ona en gerçek yüzünü gösteren aynadır. Çünkü birbirinden uzaklaşan insanlar, birbirlerinin hayatından çıkabilir; ama birbirlerinin hatırasından kolay kolay çıkamazlar. Her gördükleri şehirde biraz birbirlerini ararlar. Her kalabalığın içinde eksik kalan tek kişiyi fark ederler.

Yalnızlık,dışarıdan bakıldığında sessiz görünür.

Oysa en gürültülü odadır.

İnsan kendi vicdanıyla, pişmanlıklarıyla, söyleyemediği cümlelerle aynı masaya oturur. Kendi içinde hem hâkim olur hem sanık.Verdiği hiçbir karar,geçmişi değiştirmeye yetmez.

Belki de bu yüzden özgürlük tek başına tamamlanmış bir duygu değildir. Paylaşılmayan bir hayat,ne kadar geniş olursa olsun insanın içine dar gelir.Bir omza yaslanmadan yürünmüş yolların uzunluğu değil, sessizliği yorar insanı.

Aşk...

Belki gerçekten sandığımız kadar masum değildir.

Belki de ömrü boyunca peşinden koştuğumuz şey,bir insandan çok,o insanın yanında kurduğumuz hayaldir.

Ama ne olursa olsun,insanın kalbinde bir kez yanan ateş tamamen sönmez. Külü soğur, sesi azalır,adı unutulur; yine de en beklenmedik gecede,eski bir yaranın ince sızısı gibi kendini hatırlatır.

İşte o zaman anlarsın...

Ayrılık,sevdanın karşıtı değildir.

Sevda bazen kavuşarak büyür.

Bazen de ömür boyu eksik kalarak.

Bazı insanlar, birbirlerine ait olamasalar bile, birbirlerinin hikâyesi olmaktan hiç vazgeçemezler.

Murat İLERİ