Baston diyarı anıları...

Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği bünyesindeki Eğitim Müşavirliğine bağlı olarak 2008 - 2013 seneleri arasında 5 yıl öğretmenlik yaptım.

Abone Ol

Bu görev sona erince kendi isteğimle, bastonuyla tanınan bir ilçedeki meslek lisesine tayin istedim...

2013 yılının yaz mevsiminde lisede vazifeye başladım. Okulda berrak biçimde; uyku hali, motivasyon düşüklüğü, isteksizlik, siliklik, FETÖ hakimiyeti, boş vermişlik söz konusuydu...

Bilimden, otomasyondan, kodlamadan, yazılımdan, projeden, kitaptan, kurstan, yenileşmeden, ilerlemeden, üretimden söz edilmiyordu.

Hemen buradan kurtulmanın yollarını aramaya başladım. Bir üniversitede yüksek lisans eğitimine başlarsam tayin isteme hakkı olduğunu öğrendim. ALES ve ardından üniversitenin kendi bünyesinde yaptığı bilim sınavına girdim. Komşu bir ilde eğitim yönetimi ve denetimi üzerine yüksek lisans dersleri okumaya başladım. Sene 2014 idi... MEB, ani bir karar ile yüksek lisans eğitimi alanların tayin isteme hakkını kaldırdı...

Boğucu ortamlı, bilimden onlarca adım uzaktaki kurumdan kurtulma ihtimalim kalmamıştı.

Zihnimi meşgul ederek sağlıklı kalabilmek için tüm boş vaktimi kitaplar yazmaya ayırdım. Zira okul sorunlar yumağı halindeydi. Disiplin yoktu, atölyeler yarım asır öncesinin aygıtlarını ihtiva ediyordu. Öğrenciler ilk ve orta okul düzeyindeki bilgiler ezberletilerek oyalanıyordu.

2014 yılı boyunca 7 kitabın yazımını bitirerek matbaaya baskı için yolladım.

Okulda sık sık FETÖ adı verilen ABD kuklası, casusu ve operatörü şahsın müritlerinin maklube toplantıları organize ediliyordu.

2014 yılının sonbaharında Bakanlıktan resmi bir yazı geldi. 10 civarında okula müdür atanması icap ediyordu. Koşulları okudum. Hepsini de karşılıyordum. Hemen başvurumu yaptım. 1,5 yıl atıl, miskin, üretimsiz kaldığım okuldan ayrılabilecektim... Çok boğucu bir ortam söz konusuydu. 4-5 idareci hiç derse girmeden tam seviyeden ek ders ücretlerini alıyorlardı, sonra da çıkıp din, iman, ahlak, vatan, millet, ülkü, helal lafları ediyorlardı. Mesleki dersler 2, 3 öğretmen giriyor görünüyordu ama kimi idareciler sadece evraklara imza atıyordu. Bunu etik bulmadım, ders programı çizelgemi kabul etmedim. Zira haftada 40 saatin üzerinde ders verirken, benimle derse giriyor gibi görünen idarecilerin işlerini de yapıyordum. İtirazım, okulda derebeylik kurmuş olan liyakatsiz, diplomasız, uyumaya alışmış yöneticileri çok rahatsız etti. Tekerlerine çomak sokmuştum. Yıllarca hiç ders anlatmadan ballı ücretleri cebe indirmişlerdi. Lüks arabalarıyla caka satıyorlardı...

Neyse, 2015 yılının ilk ayında bu miskinlik yuvasından kurtuldum. Kentin başka bir ilçesindeki liseye müdür olarak atandım.

4 yıl boyunca 1 gün bile izin almadan, 1 gün bile rapor almadan, her gün 10-12 saat okul bünyesinde kalarak 1. sınıf bir teknik lise ortaya çıkarmaya çalıştım.

Ülke çapında faaliyet gösteren 10 bin holdinge, şirkete, derneğe, vakfa, STK'ya, şahsa, medya mensubuna e-iletiler yollayarak katkı istedim...

380 civarında yapıdan okula otomobil, minibüs, bilgisayar, yazıcı, spor gereçleri, deterjan, kırtasiye ürünleri, mobilya, boya, giysiler, ayakkabılar, mutfak eşyaları, kitaplar, elektrik malzemeleri, yazılımlar, 3D yazıcılar vb. bağış olarak geldi.

Kalkınma Ajansından, projeler hazırlamak suretiyle bir okulu donatacak nispette teknik malzeme katkıları sağlandı.

Elektrik, su, ısınma, temizlik harcamalarının faturaları yüzde 50-70 oranında düşürüldü. Bu uygulamalar MEB'e yazılı rapor halinde sunulunca Bakanlığa bağlı Mesleki ve Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü, okulu tüm Türkiye'deki meslek liselerine örnek gösterici yazı yayımlayarak aynılarının her okulda uygulanmasını istedi.

Tüm lambalar led yapılarak, su sistemi yenilenerek, atölyeler modernize edilerek, fizik-kimya-biyoloji ve kodlama+otomasyon laboratuvarı kurularak çağı yaşayan, canlı bir okul ortaya çıkarıldı.

Çalışmaktan kaçan, yetersiz, uykucu, tükenmiş, projesiz, makalesiz, çakma diplomalı, adres belli olsun diye öğretmen olmuş, siyaset meraklısı, sahte sarı sendika ağalarının tetikçi neferi olmuş, parayla haber yapan cahil yerel gazete ağalarının piyonu durumundaki 20 civarında öğretmeni 4 yıl çaba göstermeme rağmen sistemin dışına çıkaramadım. Okuldaki ağalık, feodalizm artıkları sürekli olarak çelmeler taktılar. Şikayetlerin, dilekçelerin, ihbarların, yalanların, itibar suikastlerinin ardı arkası kesilmedi. Zira yıllardır öğretmenlik yapmamaktan ötürü paslanan kafalar ilerlemeye karşı idiler.

Stresten kanser olup ölmemek için 2019 yılında, deniz kıyısındaki bu ilçeden tayin istedim. Dilekçeme ilin 4 farklı meslek lisesini yazdım.

MEB'in ildeki tepe amirlerinin uygun görüp onaylamasıyla, 2015 yılında eğitimle, bilimle, üretimle bağı kalmadığı için kaçarcasına uzaklaştığım bastonuyla bilinen ilçesindeki lisede müdür olarak vazifeye başladım.

Geçen 4 yıl zarfında; sistemi perişan eden FETÖ ağalarının lider kadrosu kurumdan sökülüp atılmıştı. Sadece kripto olarak tabir edilen, kendini ustaca kamufle edip gizlemiş olan, başka dini cemaatlerin içine sızmış 10 kadar zat okulda kalmıştı.

Hemen aynı projeyi yürütmeye koyuldum. 10 bin noktaya manzarayı anlatan e-iletiler yolladım. Abartmıyorum, 500 civarı noktadan gereçler, aygıtlar, sarf malzemeleri, boyalar, tekstil makineleri, atölye donanımları, sıhhi tesisat ürünleri, kitaplar vb. yağmaya başladı.

1 sene içinde okulun çehresi değişti. ISO kalite belgesi alma basamağına eriştik...

Uyumaya, yatmaya, ağalık taslamaya, siyaset yapmaya, FETÖ ajanı olmaya, tarikat propagandistliğine, sarı sendikaların tetikçiliğine alışmış 15 kadar zat kirli senaryolara yöneldiler.

İlçedeki üst amirler, liyakatsiz eğitim yöneticileri de saldırılara payanda oldular.

Hiç öğrencisi olmadığı halde, rağbet görmediği halde, atıl vaziyette olduğu halde ayakta tutulan 4 bölümün kapatılması için Bakanlık nezdinde girişimlere yöneldim.

X bölümünde sadece 5 öğrenci 3 öğretmen, Y bölümünde 6 öğrenci 4 öğretmen, W bölümünde 8 öğrenci 2 öğretmen, Z bölümünde ise 10 öğrenci 3 öğretmen vardı. Devletin parası boşa gidiyordu. Aslında gizli işsiz olan kimi öğretmenler çalışıyor görünüp on binlerce lira maaş alıyorlardı.

Gençlerin tercih etmediği, iş bulma şansının düşük olduğu, yeterli bilgilerin verilemediği 4 bölüm kapatılacak, öğrenciler, baskı ve aldatma ile istemedikleri alanda okumayacaklardı.

Çağ bize bunu dayatıyordu... Yıllarca hiçbir iş yapmadan, atölyelerde keyif çatarak maaş almaya alışmış, aşiret ağalarının fertleri ayak oyunlarına, yalanlara hız verdiler. Zira ağalık düzenleri sona ermişti. Talepleri onay görmüyordu. Ders anlatmadan, iş üretmeden para alamaz olmuşlardı. Var gibi gösterilen kursları kapatılıyordu. Akşam lisesi adıyla yürütülen para kapışma organizasyonu da bitmişti...

Çağın idrakinde olmayan bu liseye 2 sene tahammül edebildim.

Yazıyı okunmaz hale getirmemek adına özet bilgiler ilettim.

2021 yılının eylülünde dilekçe vererek emekli olup bu cendereli tuzaktan kaçtım...

4 yıldır Ankara'daki bir özel eğitim yuvasında, huzur içinde çalışıyorum. Burada mafya yok, sahte sarı sendika kuklaları yok. Çakma diplomalı vasatlar yok. Kendi branşının dışında ders vermeye kalkışanlar yok. Derse girmeden on binlerce lirayı cebe atanlar yok. Okulda kukla yöneticiler ekibi oluşturmaya çalışan liyakatsiz üst amirler sultası yok. Zamanı heba etme yok...

Sonuç olarak kömürü ile tanınan şehrimizin yönetim ekipleri, valisi, il eğitim müdürü vaziyete yakından bir bakmalıdır.

Kentin eğitim kadrosunun içinde zerre katkısı, eseri, projesi, kitabı, makalesi olmadan maaş alan yüzlerce kişi vardır. Bunlar ayıklanmalıdır. Eğitimde kalite olmaz ise hiçbir işimiz yoluna girmez.

Ali Özdemir

Eğitimci -Yazar-Yayıncı

0505 220 83 85

www.aliozdemir.net

https://erdemyayinevi.guthub.io

erdemyayinevi@gmail.com

08.07.2025