Zaten hayat, çoğu zaman kahramanlara ihtiyaç duymaz. Yola devam edenleri, yükünü sessizce taşıyanları, kaybederken bile vakur kalanları yazar kendi defterine.
Bazı gidişler oldu. Bazı vazgeçişler, insanın içinden bir parça kopara kopara olgunlaştıran cinsten.
Unutulanlar da vardı, unutmak istemeyip de zamana emanet edilenler de...
İçimde kimseye dönük bir öfke taşımıyorum.
Kırıcı hesaplar, geç kalmış pişmanlıklar, yüksek sesli sitemler bana göre değil. Geçmiş dediğin şey, insanın sırtında taşımak zorunda olduğu bir yük değil. Anlamayı öğrendiğinde, onu olduğu yerde bırakabiliyorsun. Bırakmak, vazgeçmek değildir her zaman.
Bazen sadece yorulmaktan vazgeçmektir.
İnsan ruhu garip bir dengede yaşar. Acıyla yoğrulmadan derinleşmez, özlemle sınanmadan sabrı öğrenmez. Sevmek de böyledir. Hep var olmak ister ama bazen uzak durarak kendini korur.
Kalp, kendini savunmayı öğrendiğinde susar. Suskunluk çoğu zaman zayıflık değil, bilgeliktir.
Özlem dediğimiz şey, yokluğun adı değildir aslında. İçimizde bir yerin hâlâ canlı olduğunun kanıtıdır.
Birini beklemek, ona olan inancın devam ettiğini gösterir. İnsan, kavuşacağına inanmadığı birini özlemez.
O yüzden özlem, umudun en sessiz ama en inatçı hâlidir.
Zamanla anlıyor insan; herkes kalmayı beceremez. Herkes sevmenin yükünü taşıyamaz. Bazıları yol olur, bazıları durak. Bazıları öğretir, bazıları eksiltir. Hepsinin bir anlamı vardır ama hiçbiri sonsuz değildir.
Bugün geldiğim yerde tek bir dileğim var. Hayırlı olanın yakın durması, vefasız olanın yolunu erken ayırması.
Kalbime iyi gelmeyeni artık tanıyorum.
Ruhumu yoranı da...
Biliyorum, bu hikâye burada bitmiyor. Çünkü her bekleyişin bir kavuşması vardır. Özlem, sevdiğine giden yolun en sessiz adımıdır.
Bir gün, bütün bu susuşların, sabırların ve gecelerin sonunda, sevdiğim karşımda duracak. Kelimelere gerek kalmadan anlayacağız birbirimizi.
İşte o zaman, kahramanı olmayan bu hikâye, aşkla tamamlanacak.
Murat İLERİ