BİR TARKAN KONSERİ BİNBİR DOLANDIRICILIK HİKAYESİ!

Genç bir kızcağız çıkmış, kameralara bakıp demiş ki: “Biz yandık, siz yanmayın. Çok sayıda mağdur varmış.”

Abone Ol

Bir cümle.

Ne ajitasyon var, ne artistlik.

Sade, net, tokat gibi.

Bir Tarkan konseri.

Bir kara borsa bileti.

On bin lira.

Bir de artık kimseyi şaşırtmayan o tanıdık son: “Dolandırıldım”.

Hikâye bu kadar basit mi?

Hayır.

Bu sadece buzdağının üstü. Altı, memleket manzarası.

UYANIKLAR CUMHURİYETİ

Herkes uyanık.

Herkes herkesten kurnaz.

Herkes sistemin açığını bulmuş, ama bir türlü doğruyu bulamamış.

Kara borsadan bilet alırken kimse kendini kandırmasın.

Orada masum bir “mağduriyet” yok.

Orada bir pazarlık var.

Orada bir ahlak molası var.

“Ben normal yoldan alamadım ama bir yolunu bulurum” küstahlığı var.

Yani herkesin kafasında aynı cümle:

“Ben akıllıyım, ben kurtarırım.”

Evet, kurtarıyorsun.

Ama genelde cüzdanından.

HERKES KAZIK PEŞİNDE, SIRA KİME GELİRSE

Bu memlekette kimse “Ayıp” demiyor artık.

“Günah” zaten eskilerden kalma bir masal gibi anlatılıyor.

Yeni ölçü şu:

– Yakalanmadıysan sorun yok.

– Kazıklanmadıysan kralsın.

Alan kazıklamaya çalışıyor.

Satan zaten kazıkçı.

Ortada bir adalet yok, sadece refleks var.

Bilet alırken sorulmuyor:

“Bu adam güvenilir mi?”

Sorulan şu:

“Ucuza mı kapatıyorum?”

Ucuzsa tamam.

Değilse ahlak hatırlanıyor.

ÇALIŞMANIN ENAYİLİK SAYILMASI ÇARPITMASI

Asıl mesele Tarkan değil.

Asıl mesele konser değil.

Asıl mesele şu zihniyet:

“Çalışmak enayilik”.

“Emek aptallık”.

“Sabır fakir işi”…

Herkes kolay para peşinde.

Herkes bir gecede köşe dönme hayalinde.

Kriptoyla, biletle, arsa dedikodusuyla, sahte linkle, IBAN’la…

Kimse “yavaş yavaş” istemiyor.

Kimse “hak ederek” istemiyor.

Herkes “şimdi ve hemen” diyor.

Sonra da “dolandırıldım.”

HAYAL AYNI: BAŞKASI ÇALIŞSIN, BEN YİYEYİM

Açık konuşalım.

Herkesin hayali aşağı yukarı aynı:

Başkası çalışsın.

Başkası risk alsın.

Para bana aksın.

Ben içeyim.

Ben gezeyim.

Ben alem yapayım.

Para bitince de:

– “Devlet nerede?”

– “Sistem bozuk”.

– “Herkes çok kötü”…

Herkes kötü de sen çok iyisin tabii.

DOLANDIRICILAR UZAYDAN GELMEDİ

Dolandırıcı dediğin adam Mars’tan inmiyor.

Bizden biri.

Aynı sokakta büyüdük.

Aynı okullarda okuduk.

Aynı cümleleri duyduk.

O da şunu biliyor:

Bu ülkede “kolay kazanma” hayali hep çok satıyor.

Ve alıcısı bol.

Talep varsa arz var.

En temel ekonomi kuralı.

Kara borsa varsa,

onu besleyen de var.

HERKES MAĞDUR, KİMSE MASUM DEĞİL

İşin en acı tarafı şu:

Sorsan herkes mağdur.

Ama kimse aynaya bakmıyor.

Herkes kandırılmış.

Ama kimse kandırmaya niyetlenmediğini kabul etmiyor.

“Ben sadece bilet almak istedim.”

Evet.

Ama nereden, nasıl, ne pahasına?

O sorular can sıkıyor.

SOSYAL MEDYA VE UYANIKLIK KÜLTÜRÜ

Bir de sosyal medya var tabii.

Herkes yüksek birer başarı hikâyesi.

Herkes lüks.

Herkes tatilde.

Kimse borçlu değil.

Kimse kandırılmıyor.

Herkes çok zeki.

Ama işte arada biri çıkıyor,

“Dolandırıldım” diyor.

Ve linç başlıyor:

– “Safsın”.

– “Hak etmişsin”.

– “Bana olmazdı”.

Olurdu.

Bal gibi de olurdu.

Muhataplarınız son derece profesyonel.

GENÇ KIZIN CÜMLESİ NEDEN ÖNEMLİ?

Çünkü o cümlede kibir yok.

Bahane yok.

Başkasını suçlama yok.

Sadece uyarı var:

“Biz yandık, siz yanmayın.”

Bu ülkede en az duyduğumuz şey bu.

Herkes ders vermeyi seviyor ama ders almayı sevmiyor.

ASIL DERS NE?

Asıl ders şu:

Kolay yol diye bir şey yok.

Varsa da bedeli ağır.

Kestirme sandığın yol, çoğu zaman uçurum.

Ve kimse kusura bakmasın ama

ahlak askıya alındığında,

ilk düşen şey para oluyor.

EN UYANIKLAR EN ÇOK KAZANIR

Bu bir Tarkan meselesi değil.

Bu bir konser hikâyesi hiç değil.

Bu,

herkesin uyanık olmaya çalıştığı bir yerde

en uyanığın en çok kazandığı düzenin hikâyesi.

Genç kız doğruyu söyledi.

Ben bir kez daha tekrarlayayım:

Yanmak istemiyorsan,

önce başkasını yakma hayalinden vazgeçeceksin.

Yoksa bu ülkede

dolandırılacak insan hiç bitmez.

Hakan MUHTAR