İnsan yalnızca bir insanı değil, bir fikri, bir duruşu ve bir karakteri tanımaya başlar.
AK Parti Çaycuma İlçe Başkanı Birol Yiğit’i ziyaret ettiğim gün de böyle bir gündü.
Mütevazı bir iş yeri… Masanın üzerinde günlük hayatın koşturması, duvarlarda emeğin izleri.
Çaycuma’nın sade ama samimi havası insanın ruhuna hemen dokunuyor. Siyasetin kuru cümlelerinden uzak, Anadolu’nun eski sohbetlerini hatırlatan bir ortam.
Birol Yiğit’i dinlerken şu gerçek kendini belli ediyor:Bazı insanlar siyasetin içinde bulunur, bazıları ise bir davanın ağırlığını taşır.Yiğit’in
duruşunda o eski dava adamlarının ciddiyeti var. Sözü ölçülü, bakışı sakin, fikri net.
Sohbet ilerledikçe konu edebiyata ve insan karakterine geldi.Sadakatten, yoldaşlıktan, mücadele ahlakından söz açıldı.
Zihinlerde dolaşan o sert ama gerçek cümle bir anda sohbetin ortasında yankılandı:
“HALBUKİ YOLDAŞINI TERK EDİP GİDENLERİN DEĞİŞİLİR TOPU DA BİR SOKAK KALTAĞINA.”
Nihal Atsız’ın bu sözü yalnızca bir öfke cümlesi değildir.
Sadakatin ne olduğunu anlatan bir karakter ölçüsüdür.
Zor gün geldiğinde yanında duranla, rüzgâr dönünce kaybolanları ayıran bir turnusol kâğıdıdır.
Birol Yiğit’in duruşunda da o sadakat duygusunun izleri hissediliyor.Günün modasına göre şekil alanlardan değil; fikrine ve yoluna bağlı kalmayı bilenlerden.
Sohbet yalnızca siyasetle sınırlı kalmadı.
Alman Dili ve Edebiyatı mezunu olmasının verdiği kültürel birikimle dillerin ortaya çıkışından söz etti. İnsanlığın ilk seslerinden bugünün kelimelerine uzanan o uzun yolculuğu anlattı.
Dil dediğimiz şey yalnızca iletişim aracı değildir. Bir milletin hafızasıdır. İnsanlığın sevinci, kederi,mücadelesi ve duası kelimelerin içine saklanır. Yiğit’in anlattıkları da tam olarak bu derinliği hatırlatıyordu.
Siyasetin içinde böyle sohbetler pek sık görülmez.
Çoğu yerde konuşulan yalnızca gündelik tartışmalar, seçim hesapları ve rakamlardır.
Birol Yiğit ile yapılan sohbet ise bambaşka bir yerde duruyor.
Tarih konuşuluyor, edebiyat konuşuluyor, insan konuşuluyor.
Bazı insanlar makamlarıyla değil, karakterleriyle hatırlanır.Birol Yiğit’in duruşunda da böyle bir ağırlık var.Makamın getirdiği bir ağırlık değil bu;sorumluluk taşıyan insanların doğal vakarından doğan bir duruş.
Sohbetin sonunda çekilen fotoğraf yalnızca bir kare değil aslında. Arkasında fikirler, hatıralar ve memlekete dair kurulan cümleler var.
Çaycuma gibi memleket kokan bir yerde,siyasetin yanında Edebiyat'ın ve Tarih'in de konuşulabildiği bir masa görmek insana umut veriyor.
Bazı ziyaretler unutulmaz.
Çünkü o ziyaretlerde yalnız insanlar değil, fikirler de tanışır.
Birol Yiğit ile yapılan sohbet işte tam olarak böyle bir ziyaretin anatomisidir.
Murat İLERİ