İş sağlığı ve güvenliği gerekçesiyle alınan üretimi durdurma kararı, yalnızca madencileri değil, kentin tamamını etkileyen geniş bir tartışma alanı oluşturdu. Sendika, siyaset ve devlet kurumlarının devreye girdiği süreçte gözler hem mahkemeye hem de çözüm için yürütülen temaslara çevrilmiş durumda.
Süreç Nasıl Başladı
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerinin 9 Ocak 2026 tarihli raporu doğrultusunda Kozlu, Üzülmez, Karadon ve Armutçuk müesseselerinde üretime yönelik çalışmalar 13 Ocak itibarıyla durduruldu. Bu karar, yıllardır üretimle özdeşleşen Zonguldak için büyük bir şok etkisi yarattı. Kararın ardından kurum yönetimi, yürütmenin durdurulması talebiyle Zonguldak ve Kdz. Ereğli İş Mahkemelerinde dava açtı. İlk bilirkişi heyetinin yerinde yaptığı incelemeler sonucunda üretimin devam edebileceği yönünde olumlu görüş bildirmesi umutları artırdı. Ancak ikinci bilirkişi heyetinin dosya üzerinden yaptığı değerlendirme, Kozlu, Üzülmez ve Karadon müesseseleri için olumsuz sonuçlanınca süreç daha da karmaşık bir hâl aldı.
Geçen yaklaşık 45 günlük sürede madenciler üretim yapamazken, yalnızca bakım ve zorunlu faaliyetler için sınırlı sayıda işçi yeraltına inebildi.
Madencilerin Beklentisi ve Sendikanın Girişimleri
Genel Maden İşçileri Sendikası, krizin çözümü için başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olmak üzere tüm ilgili kurumlarla yoğun temas yürüttü. Sendika yönetimi, milletvekilleri, bürokratlar ve siyasi parti temsilcileriyle görüşerek sürecin hızlandırılması için girişimlerini sürdürdü.Madenciler ise bir an önce üretime dönerek ülke ekonomisine katkı sunmak ve geçim kaygısını ortadan kaldırmak istediklerini dile getiriyor. Sendika yetkilileri, iş sağlığı ve güvenliği eksikliklerinin hızla giderilmesi ve mevzuattaki yorum farklılıklarının ortadan kaldırılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Bakanlıklar Arasında Kurulan Komisyon
17 Şubat 2026 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile yapılan görüşmede, sürecin hızla çözüme kavuşturulması amacıyla bir komisyon kurulmasına karar verildi.
Bu görüşmenin ardından bakan yardımcılarının katılımıyla gerçekleştirilen toplantılarda, teknik ve hukuki çözüm yolları ele alındı. İlgili kurumlara çalışmaların hızlandırılması yönünde talimat verilmesi, krizin çözümü konusunda yeni bir umut oluşturdu.
Ve Cumhurbaşkanı İle Yapılan Kritik Görüşme Umutlarımızı Arttırdı
Sürecin en dikkat çekici gelişmesi ise Cumhurbaşkanlığı tarafından düzenlenen iftar programında yaşandı. Programda sendika ve TÜRK-İŞ temsilcileri, yaşanan krizi doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’a aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile bizzat görüşeceğini ifade ederek süreci yakından takip edeceğini belirtti. Bu açıklama, çözümün hızlanabileceği yönünde yeni bir beklenti oluşturdu.
Raporlardaki Çelişkiler Tartışma Yarattı
Krize ilişkin en sert siyasi tepki ise Cumhuriyet Halk Partisi Zonguldak İl Başkanlığı’ndan geldi. Parti yetkilileri, hazırlanan raporların çelişkiler içerdiğini savunarak, eksikliklerin uzun süredir bilindiği hâlde neden giderilmediğini sorguladı.
CHP, sürecin şeffaf yönetilmediğini öne sürerken, işçi sağlığı ve güvenliği konusunun siyasetin üzerinde tutulması gerektiğini vurguladı. Zonguldak’ın madencilik tarihinde verdiği büyük kayıpları hatırlatan açıklamalarda, mevcut tablo “yönetim zafiyeti” olarak nitelendirildi.
Siyasi Tartışmalar ve Ekonomik Endişe
İktidar ve muhalefet arasında karşılıklı eleştirilerin artması, sorunun yalnızca teknik değil aynı zamanda siyasi bir boyut kazandığını ortaya koyuyor. CHP, kurumun güçlendirilmesi gerektiğini savunurken, liyakat ve planlama eksikliği iddialarını gündeme getirdi.
Kentteki ekonomik aktörler ise üretimin durmasının esnaf, taşeron firmalar ve aileler üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu ifade ediyor. TTK’nın bölge ekonomisi üzerindeki belirleyici rolü, krizin derinleşmesi hâlinde sosyal sonuçların da ağır olabileceğine işaret ediyor.
Gözler Mahkeme Kararında
Şimdi tüm dikkatler, 5 Mart 2026 tarihinde görülecek davaya çevrilmiş durumda. Mahkemeden çıkacak karar, yalnızca üretimin yeniden başlayıp başlamayacağını değil, Zonguldak’ın ekonomik geleceğini de şekillendirecek.
Kentte geniş kesimler, üretimin güvenli koşullarda yeniden başlamasını isterken, iş sağlığı ve güvenliğinden taviz verilmemesi gerektiği konusunda ortak bir görüş bulunuyor.
TTK’da yaşanan bu kriz, Türkiye’de madencilik politikalarının, iş güvenliği uygulamalarının ve kurumsal yönetim anlayışının yeniden tartışılmasına zemin hazırlıyor. Çözümün gecikmesi, yalnızca bir kurumun değil, bir kentin kaderini etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle Zonguldak’ta yükselen ortak talep oldukça net: Kriz bir an önce sona ermeli, üretim güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde yeniden başlamalıdır.
Ve bugün mahkeme Armutçuk'ta ki üretimin başlaması kararını verdi.
Darısı diğerlerinin başına.