Bugün CHP’de yaşanan tam olarak budur. Bir yanda eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun ağır ithamları,diğer yanda Özgür Özel yönetiminin bu iddialar karşısındaki savunma çabası...
Ortaya çıkan tablo, sıradan bir görüş ayrılığının çok ötesindedir.
CHP bugün siyasi rakipleriyle değil, kendi geçmişiyle kavga etmektedir. Bir zamanlar aynı masada oturanlar, aynı kürsüden konuşanlar ve aynı hedefe yürüdüklerini söyleyenler bugün birbirlerini suçlamaktadır.
Özgür Özel'in son dönemdeki siyaset tarzı ise bu krizi çözmek yerine daha görünür hale getirmektedir. Sürekli meydanlar, sürekli mitingler, sürekli sert söylemler...
Fakat toplumun önemli bir kesimi artık sloganlardan çok cevap beklemektedir. Siyaset yalnızca kalabalıklara seslenme sanatı değildir.Aynı zamanda ortaya çıkan sorulara açık ve ikna edici cevap verebilme sorumluluğudur.
İnsan doğası ilginçtir.Başkaları hakkında kurulan hükümler,çoğu zaman dönüp sahibini sınar. CHP'nin bugün yaşadığı sancıların önemli bir bölümü, geçmişte kendi içinde yaşanan hesaplaşmaların bir sonucudur. Kılıçdaroğlu'nun tasfiye edilme sürecinde alkışlanan yöntemler,bugün farklı isimlerin önüne engel olarak çıkmaktadır.Hayat da siyaset de hafızasız değildir.
Toplumlar,kurumlar ve siyasi hareketler güven üzerine ayakta durur.
Güven zedelendiğinde insanlar aidiyetlerini sorgulamaya başlar. Aidiyet sorgulanınca ortak hedefler bulanıklaşır.Ortak hedefler kaybolduğunda ise geriye yalnızca güç mücadelesi kalır. CHP'de yaşanan tablo biraz da budur.
AK Parti açısından bakıldığında ise bu süreç önemli dersler içermektedir.Bir siyasi hareketin en büyük gücü rakibinin zayıflığı değil, kendi iç bütünlüğüdür.Eğer küskünler yeniden kazanılabilirse, dargınlıklar giderilebilirse, geçmişte aynı davaya gönül vermiş insanlar ortak hedeflerde buluşturulabilirse çok daha güçlü bir yapı ortaya çıkar.
Bunun yanında, davanın yükünü taşımak yerine yalnızca makamın gölgesinde duranlar, partinin ismini kullanarak kişisel hesap yapanlar ve halktan kopan anlayışlar da sorgulanmalıdır. Çünkü siyasi hareketleri büyüten tabelalar değil, samimiyet ve aidiyet duygusudur.
Bugün CHP'nin yaşadığı iç savaş, yalnızca bir muhalefet partisinin sorunu değildir.
Aynı zamanda bütün siyasi partiler için bir uyarıdır. İçeride adalet sağlanmadan dışarıda güven inşa edilemez.
Vefa korunmadan birlik kurulamaz. Ortak hedefler güçlendirilmeden kalıcı başarı elde edilemez.
Önümüzdeki dönemde CHP kendi iç hesaplaşmalarıyla meşgul olmaya devam edecek gibi görünüyor.AK Parti'nin önündeki fırsat ise rakibinin krizine sevinmek değil,kendi saflarını güçlendirmek, küskünlerini kucaklamak ve dava bilincini yeniden tahkim etmektir.
Çünkü seçimler yalnızca sandıkta değil,gönüllerde kazanılır
Murat İleri