Bakışından, sözünden, duruşundan anlar. Mesafesini koyar, tedbirini alır.Çünkü bilir;karşısındaki ona zarar vermek için vardır.
Ama hayatın asıl sınavı burada başlamaz.
Asıl imtihan, yanında duranlardadır.
Aynı sofrayı paylaştıkların,aynı yolda yürüdüklerin, sırtını yasladıkların… İnsan en büyük yarayı tam da buradan alır.
Kalp inanmak ister.
“Yapmaz” dersin. “O bana bunu yapmaz.” Çünkü güvenmek, insanın en saf halidir.
Kalp kanar, yaralıdır.
Akıl ise susmaz… gerçeği kabul eder.
İnsan bu ikisinin arasında kalır.
Ya gördüğünü inkâr eder ya da hissettiğini susturur. Mücadele tam da burada başlar.
Bir zamanlar “ağabey” dediğin insanlar…
En zor anında kapılar ardına saklanır.Sesler kesilir,yüzler kaybolur.
O an anlarsın; kalabalıkların ortasında nasıl yalnız bırakıldığını.
O gün değişirsin.
Daha temkinli,daha derin, daha sessiz… Çünkü öğrenmişsindir: Herkes dost değildir, herkes seninle yürümez.
Ama bir hakikat vardır ki,insanı ayakta tutar:
Hiç kimsenin varlığıyla var olmadık.
Hiç kimsenin yokluğuyla da eksilmeyiz.
Bize Allah yeter.
Sokağın karanlığını bilen,
o karanlıkta kaybolmaz.
Sokağa hâkim olan, yalnızlıktan korkmaz.
Çünkü bilir…
Asıl güç kalabalıkta değil,duruştadır.
İnsan tek başına da bir kuvvettir.
Yeter ki inancı sağlam,iradesi diri olsun.
Evvel Allah…
Bize bu da yeter.
Çünkü en ağır yara yakından gelir,
ama en büyük güç içerden doğar.
Murat İLERİ