Eğitimde Akıldışı İşler

Abone Ol

32 yıl MEB bünyesinde çalıştım. 5 yıldır özel bir lisede çalışıyorum. Kamu sektörü inanılmaz seviyede üretimsiz, şişkin kadrolu, israfçı ve bilimden uzak vaziyettedir.

Sıradan bir kamu lisesinde, müdür, müdür başyardımcısı, teknik müdür yardımcısı, koordinatör müdür yardımcısı, 9. sınıfların yardımcısı, 10. sınıfların yardımcısı, 11. sınıfların yardımcısı, 12. sınıfların yardımcısı, sosyal işler müdür yardımcısı gibi yığınla idareci(?) vardır. Özel liselerde ise idareci sayısı yüzde 80 daha azdır.

İsviçre gibi son derece ileri bir ülkede 2 yıl anaokulu, 6 yıl ilkokul ve 3 yıl ortaokul olmak üzere toplam 11 yıl iken bizde 12 yıl mecburi okula gitme söz konusudur. Gelişmekte olan Türkiye’de insanları 12 yıl üretimden uzak tutmak, tahta sıralarda boş boş oturtmak vatana ihanetten başka bir şey değildir. Yapay zekâ çağında 6-8 yıl zorunlu eğitim yeterlidir.

Bilgisayarlar ve cep telefonları 100 kadar dili anlamamızı, konuşmamızı, iletişmemizi sağlamakta. Bu çağda insanlara zorla yabancı dil dersi okutmak da israftan başka bir şey değildir. Dil öğretimi ortaokul, lise ve üniversitede seçmeli olmalıdır.

Web tarayıcıları ile dünyanın öbür ucundaki gazete, haber sitelerini kendi dilimize çevrilmiş olarak okuyabiliyoruz. O halde MEB’in 100 bin civarında yabancı dil öğretmeni istihdam etmesine artık gerek kalmamıştır.

Okul müdürlerinin ve yardımcılarının haftada 6-12 saat derse girmesi yasal olarak şarttır. Ancak, idarecilerin yüzde 90’lık dilimi hiç derse girmez ama ek ders ücretlerini tam olarak alırlar. Eğitim denetçileri rastgele biçimde okullara gidip öğrencilere “Filanca idareci 6 aydır kaç kez sınıfa gelip sizlere ders anlattı?” diye bir sorsunlar bakalım.

70-80’li yıllarda ilk, orta ve liseyi okudum. Köydeki, ilçedeki ve ildeki okullarda market gibi her türlü zararlı şeylerin satıldığı kantinler yoktu. Köydeki okulumda kantin yoktu. İlçedeki okulda sadece çay ve simit satılan 3 metrekare kadar bir mekân vardı. Lisede de çok sade bir çay ocağı söz konusu idi.

Günümüzde okul kantinlerinde satılan ürünlerin yüzde 99’u çocukları kanser yapıcı, uyuşturucu, uyutucu, asalaklaştırıcı türdedir. Buraların mutlaka kapatılması gerekiyor. Devlet, Finlandiya, Çin, Almanya gibi ülkelerde olduğu gibi çocuklara günde 1 öğün kaliteli yemek vermelidir. TBMM’deki 2 yılda emekli olabilen vekiller(?) ne yiyorsa çocuklar da aynısını yiyebilmelidir.

81 ildeki, 930 ilçedeki Milli Eğitim Müdürlüklerine hiç gerek kalmamıştır. MEB, 1 saniye içinde 57 bin okula emir ve talimatları iletebiliyor. Her okulun gereksinimleri zaten bellidir. Yapay zeka bile 57 bin okul takip edip yönlendirebilir. Hiçbir şey üretmeden çuvalla maaş alan eğitim müdürlerine, yardımcılarına, şube müdürlerine, VHKİ adlı günde 1 saat bile çalışmayan memurlara ihtiyaç kalmamıştır. 25 yıl öğretmenlik, 7 yıl okul müdürlüğü yaptım. İlçe ve ildeki yöneticilerin(?) eğitimi sadece geriye götürdüklerini gördüm…

Sonuç olarak, eğitimi düzeltmediğimiz sürece ilerleme, kalkınma, ahlaki yükselme olmaz.

Ali Özdemir

0505 220 83 85

Eğitimci-Yazar-Yayıncı

erdemyayinevi@gmail.com

https://erdemyayinevi.github.io

25.02.2026

“Sizin için 140 kitap hazırladım”