Gelişirken Gerilemek! / CHP den İstifa Eden Belediye Başkanları!

Abone Ol

Filyos Endüstri bölgesiyle birlikte kömür ve demir çelik sanayinden sonra şimdi de Doğalgaz’ın keşfiyle Zonguldak ilimiz Türkiye’nin enerji ve demir çelik üssü olmaya devam ediyor.

Keşif nerede ortaya çıkıyorsa o bölgede bir hareketlilik, bu hareketlilikle birlikte yatırımlar, nüfus artışı, konut sorunları, konut sorunlarının çözümüyle birlikte bir şehirleşme ortaya çıkıyor.

Nüfusunuz birden artıyor. Göç veren durumdan göç alır duruma geliyorsunuz.

Bu göçler çeşitli beldelerden ve hatta çeşitli ülkelerden dili, dini, rengi, etnik kökeni, sosyal ve kültürel yaşantısı farklı insanların çoğaldığını fark ediyorsunuz.

Nüfusun artmasıyla birlikte farklı sorunlar da ortaya çıkıyor.

Ben bu sorunlardan birine değineceğim.

Bir süre önce Çaycuma da bir vatandaşımızın kendi sosyal medyasında bir sitemi olmuştu.

Vatandaşımız o paylaşımında:

“Bu Gün Çaycuma’da Farklı Bir Gündü.

Bir tek ben mi fark ettim?

Sokaklarda (afedersiniz) işeyen, 10-15 kişilik guruplar halinde birçok yerde alkol içen, hindistanlı olduklarını öğrendiğim insan kılığına girmiş yaratıklar var mış? Bulundukları ortama uyum sağlamak yerine, ortamı bozan cinsten yaratıklar. Bu eğer bu güne mahsus değilse sıkıntılı günler bizi bekliyor demektir…!”

Diyerek endişesini dile getirmiş.

Sadece paylaşımı yapan vatandaşımızın sitemi yok. O paylaşımın altında onlarca kişi de yaptıkları yorumda bu nahoş durum karşısında tepkilerini dile getirmişler.

Filyos liman projesinin hayata geçtiği ilk günlerde vadi bölgesinden dönemin belediye başkanlarından biriyle yaptığımız bir sohbeti anımsattı bana.

Belediye başkanı o sohbetinde:

“Ben gelişime, büyümeye karşılık verememekten değil gelişmeye paralel olarak farklı yörelerden, kültürlerden, yaşamlardan gelecek göç ile birlikte çevrenin huzurunu, düzenini bozacak kişilerin geleceğinden ve bunun önlenemeyeceğinden endişeliyim. İnsan evladı mı gelecek yoksa hanzo mu, bunu seçemiyorsunuz” Demişti.

Uzun yıllar Antalya turizminde çalıştım. O topraklara bizde göçmüştük. Orada ki halkın yaşam tarzı bizim yaşam tarzımızdan fazla uzak değildi. Biz ortama ayak uydurmakta ya da ortamı değiştirmek gibi bir girişimizi olmadı. Ancak farklı yörelerden gelen ancak değişimi asla kabullenmeyen, geldiği bölgede ki gibi yaşayan ve insanların huzurunu bozan, yaşam kalitesini engelleyen kitleler de yok değildi.

Çocuk parkında ellerinde içki şişeleri ile âlem yapan, bunlardan dolayı parkları, bahçeleri kullanamayan mahalle sakinleri vardı.

Belediye bir ton masraf yapmış Kent ormanları, mesire alanları, piknik yerleri, parklar inşa etmiş ama elin krosu gelmiş burayı babasının tapulu malı gibi işgal etmiş. Elinde içki şişesi kimseye aldırış etmeden içmiş, kimseye aldırış etmeden çövdürmüş..

Bırakınız sokakta rahat rahat dolaşmayı evinizde, balkonunuz da bile çay keyfi yapamayacak duruma geliyorsunuz. Bir sürü it kopuk takımının iki bira içip gecenin bir vakti sokaklarda yüksek sesle küfürlü konuşmalarını mı dersin, şehrin göbeğinde mobiletler ile gürültü kirliliği yapanlar mı dersiniz, toplu taşımalarsa, avm lerde her yerde karşınıza bu terbiye ve ahlak yoksunları çıkacak ve bir şekilde sizi, çevrenizi rahatsız edecektir.

Tam sokak köpeklerinden kurtulduk derken bu kez iki ayaklılardan dolayı huzurunuz kaçacak.

Böyle bir ortama hangimiz, girmek ister, kim buraya eşiyle, çocuğuyla eğlenmeye, dinlenmeye gelir, böyle bir şehirde kim yaşamak ister?

Hatırlayınız, daha önce liman sahasında dışarıdan gelen işçiler arasında bir kaç defa taşlı sopalı kavgalar yaşanmış, Valilik olaya el koyarak kavgaya karışan bu gurupları geldikleri yere göndermişti.

O gün o kavgaları yapanlar gönderilmemiş olsaydı bir süre sonra aynı azgınlık ve taşkınlığı sokaklara taşıyacaklardı.

Ucuz işçilik ya da farklı düşünceler ile koloniler halinde getirilen bu guruplara müsaade edilmemeli.

Liman sahasında ve ya farklı alanlarda işçi talepleri denetime tabi tutulmalı.

Emniyet ve belediye görevlilerince böyle durumların yaşanmaması için sıklıkla bu tarz alanları denetlemeli, uygunsuz davranışlara fırsat verilmemelidir.

İstifa eden Belediye Başkanları!

31 Mart yerel seçimlerinde CHP den seçilen belediye başkanları çeşitli sebepler öne sürerek partilerinden istifa ettiler.

İstifa eden belediye başkanlarının büyük çoğunluğu siyasi görüşlerinin tam zıddı olan Ak Parti ye geçti.

Birçoğunun basına yansıyan sitemlerini izledik okuduk.

CHP de bir gerilim var. Tansiyon yüksek. Seviye yerlerde geziyor. Genel başkanlarının alakasız, tutarsız davranışları, küfürleri, hakaretleri yenilir yutulur değil.

CHP nin geçmişine baktığımızda üç aşağı beş yukarı aynı sistem üzerinden bir siyaset yürütülüyor. Yani dün ortaya çıkmadı bu istifalara sebep olacak konular.

Çoğunun ortak tepkisi parti yöneticileri tarafından yolsuzluğa, ranta zorlanmaları.

Benzeri haberleri daha önce de okuyorduk. Ama hiç bir belediye başkanı partisinden bu sebeple istifa etmiyor, etse bile Ak Parti ye katılmıyordu.

Ben bu transferlerden de şüpheliyim.

Son dönemde o kadar çok chp li Ak Partiye geçti ki, o kadar çok belediye başkanı Genel Başkanları ile kavga edip partiden istifa etti ki.

Ve şu anda Ak Partiye geçmek için onlarca CHP li belediye başkanının kapıda beklediğini çeşitli tartışma programlarında bizzat CHP li yorumculardan duyuyoruz.

Belediye başkanları “ben, ranta boyun eğmem, bana yanlışa imza attıramazsınız!” diyerek istifa ediyorken meclis üyeleri ya da seçmenleri neden istifa etmiyor?

Asıl düşündürücü olan da bu?

Bu kavgadan bir tek başkan mı rahatsızlık duyuyor?

Peki ya meclis üyeleri?

Onları rahatsız eden konular yok mu?

Peki ya parti üyeleri?

Onlardan da istifa edip saf değiştiren yok!.

İstifa eden biri büyükşehir 16 belediye başkanından 14 belediye Başkanı Ak Partiye geçmiş. Son üç dönem üzerinden baktığımızda bu seçim bölgelerinin üçünde üç dönemdir belediyeyi CHP li başkanlar kazanmış. Dördünde iki kez belediye başkanlığını elde etmiş. Geri kalan bölgelerde Ak Partili başkanlar iki dönem kazanmışlar.

Bu taktiksel, proje gereği bir istifa mı yoksa gerçekten bu belediye başkanları üç dönemdir seçildikleri CHP den gerçekten bu kadar rahatsızlar mı?