İçimdeki Şehrin Kayıp Sokakları...

İnsan en çok kendi içinde kaybolur. Dışarıdan bakıldığında dimdik duran bir beden, içeride yıkılmış bir şehrin harabelerini saklar.

Abone Ol

Ben de öyleydim.
Gülüyordum…
Ama içimde susmayan bir uğultu vardı.
Seni sevdiğim günleri hatırlıyorum.
Bir insanı bu kadar düşünmenin,bu kadar sahiplenmenin adı sevgi sanıyordum.
Oysa sevgi,birini kendinden fazla yaşamak değilmiş.
İnsan kendini unuttuğu yerde, başkasını da doğru sevemiyormuş.
Senin canın yansa içim acırdı.
Şimdi anlıyorum ki…
Ben aslında kendi canımı yakmışım, haberim yokmuş.
Bir başkasının gölgesinde yaşarken,kendi ışığımı söndürmüşüm.
Zihin tuhaf bir yer aslında.
İnsana gerçek olmayan şeyleri bile gerçek gibi yaşatıyor.
Bir bakıyorsun,hiç yaşanmamış mutlulukların yasını tutuyorsun.
Bir bakıyorsun,hak edilmeyen bir sevginin enkazı altında kalmışsın.
Aşk dediğin şey bazen bir suç mahalli gibi.
Her yerde iz var…
Her yerde hatıra…
Ama suçlu yok.
Ya da insan,en sonunda aynaya bakınca anlıyor gerçeği.
Özlem ise en ağır ceza.
Gidenin ardından değil,içinden kopup giden parçanın yokluğuna yanıyorsun.
Kendi eksikliğine, kendi yarım kalmışlığına…
Ama bir şey daha var…
İnsan ne kadar karanlığa gömülürse gömülsün,içinde küçük bir ışık kalıyor.
Adına umut diyoruz.
Umut,her şeye rağmen sabah uyanabilmek.
Kalbin yorulsa da yeniden atmasına izin vermek.
Mücadele ise düşmemek değil; düştüğün yerden kalkacak gücü kendinde bulmak.
Sevgi yeniden başlar mı?
Belki…
Aşk tekrar kapıyı çalar mı?
Kim bilir?…
Ama insan kendini bulmadan,hiçbir şey gerçekten başlamaz.
Dayanışma dediğin şey de önce insanın kendisiyle kurduğu barıştır.
Kendine düşman olan birinin,kimseye dost olamayacağını anladım artık.
Şimdi içimde sessiz bir şehir var.
Bazı sokaklar hâlâ karanlık…
Bazı anılar hâlâ sızlıyor…
Ama bir yerlerde, uzak bir köşede, ışığı sönmeyen bir pencere var.
İşte ben artık orada yaşıyorum.

Murat İLERİ