Gece yarısını geçmişti.
İnsan bazen derdini anlatacak bir kapı, bir ses, bir nefes arıyor.Makamların büyüdüğü, insanların küçüldüğü şu zamanda bir mesaj attım Bartın Milletvekili Sayın Yusuf Ziya Aldatmaz’a.
Belki görülmez dedim.
Belki yoğunluktandır dedim.
Belki “yarın bakarız” denir sandım.
Ama olmadı.
Telefon çaldı.
Karşımda bir milletvekili değil, derdimle dertlenen bir insan vardı.
Şimdi bazıları diyecek ki;
“Bartın milletvekiliyle Zonguldak’ın ne alakası var?”
Bence mesele şehir meselesi değil.
Mesele insanlık meselesi.
Vicdan meselesi.
Bir yurttaşın yalnız bırakılmaması meselesi.
Çünkü insan bazen yapılan büyük projelerden önce, kendisine uzanan samimi bir eli hatırlar.
Bugün sosyal medya hesaplarına baktığınızda Yusuf Ziya Aldatmaz’ın Bartın için nasıl koşturduğunu görüyorsunuz.
Bir yanda 400 yataklı dev devlet hastanesi…
Bir yanda doğalgaz çalışmaları…
Bir yanda kırsal kalkınma projeleri…
Köprüler,yatırımlar, çocuklar için yapılan sosyal alanlar…
Sayın Yılmaz Tunç’un da paylaşımlarında özellikle vurguladığı Bartın 400 Yataklı Devlet Hastanesi, yalnızca betonarme bir bina değil aslında.Bir memleketin geleceğine bırakılmış güçlü bir imza.
Modern altyapısı, teknik donanımı ve yüksek kapasitesiyle yalnız Bartın’a değil, bölgeye nefes olacak bir sağlık üssü kuruluyor. Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları birimlerinin yeni binada hizmet vermeye başlaması bile başlı başına önemli bir adım.
Ama insanı etkileyen yalnızca yapılan hizmetler değil.
O hizmetleri anlatırken hissedilen samimiyet.
Yusuf Ziya Aldatmaz’ın paylaşımlarına baktığınızda şunu görüyorsunuz:
Sadece açılış yapan bir siyaset dili değil, takip eden,sahaya inen, dinleyen bir anlayış var.
Bir köprünün başında inceleme yapıyor.
Bir köyde üreticinin elini sıkıyor.
Bir çocuk için yapılan etkinlikte bulunuyor.
Bir hastane yatırımının her aşamasını takip ediyor.
Bugün siyasette en büyük eksik belki de tam burada başlıyor.
İnsanlar artık sadece konuşan değil,hisseden insanlar görmek istiyor.
Çünkü memlekete hizmet etmek yalnız asfalt dökmek değildir.
Bazen gece yarısı bir vatandaşın telefonuna dönüş yapmaktır.
Bazen “yanındayım” diyebilmektir.
Hiçbir menfaat yoktu.
Hiçbir beklenti yoktu.
Geç kalmış bir teşekkür belki bu.
Ama teşekkür etmeyi unutursak, iyiliği de unuturuz.
Onun için bugün özellikle şunu söylemek istiyorum:
Memleketin makam sahibi insanlara değil,insan kalabilen makamlara ihtiyacı var.
Murat İLERİ