6 Şubat'ta bu millet,siyasi görüşünü bir kenara bırakarak elindeki imkânı depremzedeler için seferber etti.Kimisi devlet kurumlarına, kimisi sivil toplum kuruluşlarına bağış yaptı.Herkesin ortak amacı aynıydı:Bir cana umut olmak.
Ben deprem bölgesinde değildim.Ancak o acıya kayıtsız da kalmadım. Hayırseverlerle depremzede aileler arasında gönüllü olarak köprü olmaya çalıştım, ulaştırabildiğim her yardıma destek oldum.Bu yüzden milletin emaneti olan her bağışın nasıl kullanıldığını sormayı hem vicdani hem de vatandaşlık görevi olarak görüyorum.
O günlerde Kızılay ağır eleştirilerin hedefindeydi.
Buna rağmen AFAD'ı,Kızılay'ı, sağlık çalışanları, güvenlik güçleri ve tüm kamu kurumlarıyla devlet sahadaydı.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, TOKİ'nin deprem bölgesinde yüz binlerce konutun yapımını tamamladığına ilişkin kamuoyuna açıklanan veriler, devletin yeniden inşa kapasitesini ortaya koymaktadır.
İşte tam da bu nedenle söylüyorum:Hiçbir dernek,hiçbir vakıf ve hiçbir sivil toplum kuruluşu devletin alternatifi değildir.
Devlet eleştirilebilir, kurumları hata yapabilir,ancak Devlet,millet adına hesap soran ve gerektiğinde kendi kurumlarını da denetleyen kalıcı yapıdır.
Bir sanatçı olarak Haluk Levent'in şarkılarını dinledim, beğendim.Sanat başka,kamu adına yürütülen faaliyetler başkadır.
Bugün kamuoyuna yansıyan tartışmalar da sanatla değil,kamu güveniyle ilgilidir.
Bu nedenle şu soruları sormak, bağış yapan milyonlarca insanın en doğal hakkıdır:
Haluk Levent, deprem için toplanan bağışların ayrıntılı mali raporunu kamuoyuyla paylaşacak mısınız?
"Her kuruşun hesabını vereceğiz." sözünüzün gereği olarak bağımsız denetim raporlarını herkesin erişimine açacak mısınız?
Ahbap Derneği deprem bölgesinde hangi kalıcı projeleri tamamladı?
Antakya başta olmak üzere kaç aile kalıcı konuta kavuştu?
Toplanan bağışların il il, proje proje kullanım dökümü kamuoyuna sunulacak mı?
Kamuoyunda oluşan soru işaretlerini giderecek kapsamlı ve belgeli bir açıklama yapılacak mı?
Bu soruları sormak kimseyi peşinen mahkûm etmek değildir.Tam tersine, milletin emanet ettiği kaynakların nasıl kullanıldığını öğrenme hakkıdır.
Bir dönem sloganlar,alkışlar ve duygular ön plandaydı.Bugün ise ihtiyaç duyulan şey slogan değil, şeffaflık,hesap verebilirlik ve hukuktur.
İzmir'in dağlarında elbette çiçekler açsın.Ama bu ülkede asıl yeşermesi gereken şey,milletin Devlet'e ve kurumlara duyduğu güvendir.
Güven, ialkışla değil; açıklıkla,denetimle ve adaletle yaşar.
Çünkü Devlet geçici heveslerin değil, milletin ortak iradesinin adıdır.
Şarkılar biter, gündem değişir, isimler gelir geçer. Devlet kalır.Hukuk kalır.Milletin emaneti de ancak hukukla korunur.
Murat İLERİ