Bugün İmza Gazetesi'nde yayımlanan 400'üncü yazımla bir dönüm noktasına daha ulaşmış bulunuyorum.
Dile kolay...
14 yaşından bu yana yazıyorum. Hayatımın önemli bir kısmı kalemin, kâğıdın ve düşüncenin peşinde geçti.Kimi zaman bir gazete köşesinde,kimi zaman bir derginin sayfalarında, kimi zaman da gecenin sessizliğinde yalnızca vicdanımla baş başa kalarak yazdım.
Çünkü yazmak benim için bir meslek değil,bir yaşam biçimidir.
İyi bir yazar olmanın yolu sadece kitap okumaktan geçmez. İyi bir gözlemci olmak gerekir. Psikolojiyi bilmek gerekir.Sosyolojiyi bilmek gerekir. Fakat hepsinden önemlisi insanı anlamak gerekir. İnsan,dünyanın en zor okunan kitabıdır.
Ben o kitabı yıllardır okumaya çalışıyorum.
Yazı yolculuğum 2002 yılında Demokrat Çaycuma Gazetesi'nde rahmetli duayen gazeteci Hasan Ataman ile başladı. Daha sonra rahmetli gazeteci-yazar Harun Ersoy'un editörlüğünü yaptığı Zonguldak Yeni Adım Gazetesi'nde devam etti. Zonguldak'ın ilk dönem yayınlarından olan Mavi Liman Dergisi'nde aralıklarla yazılar kaleme aldım.
Lens Medya'da da yazdım.Bu vesileyle bana kalemimi özgürce kullanma imkânı sunan Gazeteci Yazar değerli dostum,Sayın Ergin Özkul'a da teşekkür etmeyi bir borç bilirim.
Ulusal ölçekte ise Leman Dergisi'nde, Emeğin Sesi'nde ve dönemin ses getiren yayınlarından Devrimci Proletarya'da şiirler ve denemeler yazdım.
Bu yüzden Türkiye Solunu da bilirim, Devrimci hareketleri de bilirim,Kemalist düşünceyi de bilirim.
Kimse bunu bir yakınlık sanmasın.
Ne Kemalist düşüncenin ne de devrimci sol anlayışın kıyısında, köşesinde, gölgesinde durmam mümkün değildir. Dün de karşısındaydım, bugün de karşısındayım. Karşımdakini tanımak başka, ona teslim olmak başkadır.
Hayat bana bir gerçeği öğretti.
İnsan bazen düşmanından değil, aynı safta yürüdüğünü sandıklarından hayal kırıklığı yaşar.
Yıllarca emekten, halktan,devrimden ve mücadeleden söz edip bugün makam ve mevki uğruna bütün söylemlerini rafa kaldıranları da gördüm. Meydanlarda başka konuşup makam odalarında başka davrananları da gördüm.
Solculuğu dilinden düşürmeyip iktidarın sunduğu bütün imkânlardan sonuna kadar faydalananları da gördüm.
Zonguldak küçük bir şehirdir.
Kimsenin ne olduğunu unutmaz.
Kimlerin hangi kapılardan geçtiğini, hangi masalarda oturduğunu,hangi rüzgâra göre yön değiştirdiğini de bilir.
Zamanı geldiğinde konuşacağız.
Belgesiyle konuşacağız.
Bilgisiyle konuşacağız.
Hakikatin sesi bazen geç çıkar ama susturulamaz.
Yazılarımın önemli bir kısmında aşk vardır,özlem vardır, ayrılık vardır,hasret vardır.
Çünkü ben sadece siyaseti,toplumu ve insanı yazmadım.
Yüreği de yazdım.
Bekleyeni yazdım.
Gideni yazdım.
Dönmeyeni yazdım.
Bir türkünün içine sığan koca bir ömrü yazdım.
Çünkü ben de bir Garip Abdal'ım.
Bozkırın rüzgârını, Anadolu'nun hüznünü ve sazın telindeki sızıyı yüreğinde taşıyanlardanım. Büyük halk ozanı Neşet Ertaş'a akraba olmaktan da her zaman gurur duydum.Çünkü onun türkülerinde yalnızca sevda değil,insanlık da vardır.
Basın dünyasında da herkesin durduğu yer bellidir. Gazeteciliği bir karakter meselesi olarak görenler de vardır, başka hesapların peşinden koşanlar da...
Benim yolum bellidir.
Bu şehirde mesleğini onuruyla yapan,kalemini eğip bükmeyen, korkmadan yazan yürekli gazeteciler de vardır.
İmza Gazetesi'nin yayım çizgisini ve Sayın Osman Sav ağabeyimin mütevazı,rahmani ve adam gibi duruşunu takdir ediyorum.
Çünkü karakter sahibi olmak, gazetecilikte yetenek kadar değerlidir.
Bugün 400'üncü yazıya ulaşırken, geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum:
Dost da kazandık, düşman da...
Alkış da duyduk, Sosyal medya saldırıları da...
Fakat hiçbir zaman kalemimizi kiraya vermedik.
Hiçbir zaman rüzgâra göre yön değiştirmedik.
Hiçbir zaman inandıklarımızı makam uğruna satmadık.
Çünkü insanın elinden makam alınır.
Servet alınır.
Mevki alınır.
Fakat karakter alınamaz.
Dörtyüz yazıdır anlatmaya çalıştığım şey de tam olarak budur.
Rabbim ülkemizi, devletimizi ve aziz milletimizi,fitneden beslenen ideolojilerin, ayrıştırıcı anlayışların ve milli birlik ile beraberliğimize zarar veren zihniyetlerin şerrinden muhafaza eylesin.
Bugün İmza Gazetesi'nde yayımlanan 400'üncü yazım vesilesiyle,bu satırları okuyan herkese gönülden teşekkür ediyorum.
Kalemimiz hakikatin,vicdanın ve milletin yanında olmaya devam edecektir.
Murat İLERİ