KARAELMAS’IN VİCDANI VAR… ŞEN, ZOR , ÖLÇER!

Şimdi şöyle diyeyim… Bir insana “şucu”, “bucu”, “hain” demek bu kadar ucuz mu gerçekten?

Abone Ol

Şimdi şöyle diyeyim… Bir insana “şucu”, “bucu”, “terörist”, “hain” demek bu kadar ucuz mu gerçekten?

Canı sıkılan etiket yapıştırıyor.
Gündeme gelmek isteyen yaftalıyor.
Koltuk sallanınca birini suçlayarak yeniden oturacağını mı sanıyor?

Çevremizde ne kadar çok “her şeyi bilen” insan varmış meğer.

Devlet kimin ne olduğunu bilir.
Kimse devlete suçlu öğretmeye kalkmasın.
Bir “tespit cihazı” mı var elinizde?
İşini yapmayana etiket.
Size biat etmeyene etiket.
Önünüze çıkana etiket.

Şunu merak ediyorum:
Madem bu kadar emindiniz, şimdiye kadar neredeydiniz?

Hukukun Çizgisi İncedir Ama Nettir

Türk Ceza Kanunu açık konuşur.

Bir kişiye somut bir fiil isnat ederek onun onur, şeref ve saygınlığına saldırmak suçtur.
Hele ki isnat edilen şey bir suçlama ise ve asılsızsa, bunun bedeli daha ağırdır.

Hukuk “iddia” ile “gerçek” arasına kalın bir çizgi çizer.
Ama biz bazen o çizgiyi silgiyle siliyoruz.

Bir otur, bir düşün.
Aynısını sana yapsalar razı olur musun?

Toplumsal Zehir

Şimdi böyle oldu…

Birine leke atmak sıradanlaştı.
İnsanların onuruyla oynamak kolaylaştı.
İtibar suikastı, siyasi rekabetin aracı hâline getirildi.

Oysa bu sadece bir kişiye zarar vermez.
Toplumun damarına işler.

Çünkü herkes artık şunu düşünür:
“Yarın sıra bana mı gelecek?”

Söylenti, adaletin önüne geçerse;
toplum güvenini kaybeder.
Güven yıkıldı mı, geriye sadece korku kalır.

Siyasi Rekabet mi, Karakter Suikastı mı?

Belki de yanlış düşünüyorum ama…
Siyaset fikir yarışıdır.

Projeyle gelirsin.
Hizmetle konuşursun.
Vizyonla fark atarsın.

Eğer rakibini etiketle susturmaya çalışıyorsan, aslında şunu söylüyorsun:
“Ben tartışamam. Ben ikna edemem.”

Kusura bakmayın ama doğru bu karde.

Sosyal medya mahkeme değildir.
Kahvehane yargı makamı değildir.
Kim suçluysa hukuk karar verir.
Kim hatalıysa mahkeme söyler.

Bir Eğitim Kurumuna Leke Sürmek

Bir kurumu yıpratarak büyüyeceğini sanmak da ayrı bir yanılgıdır.

Çaycuma Meslek Yüksekokulu üzerinden yapılan algılar kimseye fayda sağlamaz.

Yedi ayda ne bekliyordunuz?
Bir eğitim kurumu sabır ister.
Kriter koyarsınız.
Zaman tanırsınız.
Sonra ölçer, biçer, adilce değerlendirirsiniz.

“Dayısı şucuymuş, bacanağı bucuymuş” söylemiyle kurumsal başarı ölçülmez.
Bir kurumun aynası öğrencidir.
Emektir.
Süreçtir.
Somut çıktıdır.

Devlet aklı söylentiyle değil, sistemle işler.

Vicdanın Aynası

Allah biliyor ya, bu kelimeleri yazarken elim titredi.

Çünkü memlekette en zor şey; bir insanın onurunu korumaktır.

Leke sürmek bir dakikadır.
Temizlemek bazen bir ömür.

Ne yalan söyleyeyim, içim rahat değil.
Bu dil yayılırsa yarın kimse kimseye güvenemez.

Şimdi burda anlatmak istediğim şu:

Toplumlar dedikoduyla değil, adaletle ayakta kalır.
Herkes için hukuk.
Herkes için saygı.
Herkes için itibar.

Bir insanı yaftalamadan önce dur.
Neye dayanıyorsun?
Belgen var mı?
Yoksa sadece duyduğun bir fısıltıya mı güveniyorsun?

Bir otur.
Bir düşün.

Aynısını sana yapsalar… razı olur musun?