Hayat,sessizce omzumuzdan bir şeyleri alıp götürdü. Kapısı kilitlenmeyen evler bir hatıraya dönüştü.
Akşam ezanıyla eve koşan çocukların yerini, ışığı sönmeyen ekranlara bakan yalnız yüzler aldı.
Bir tas çorbanın doyurduğu sofralar değil, gösterişin konuşulduğu masalar kaldı geriye.
Selamın güven verdiği zamanlar ise çoktan içimizden çekildi gitti.
Kalabalık arttı ama temas azaldı.İnsan çoğaldı ama insanlık geriledi. Gürültü yükseldi, anlam kayboldu. Herkes konuşur hâlde, dinleyen yok. Herkes kendi haklılığının peşinde, kimse kendi payına düşen hatayla yüzleşmeye yanaşmıyor.İnsan, kendine yabancılaştıkça başkasına da yabancı oluyor.İç dünyasında kopan bağları görmezden gelen biri,dışarıda kurduğu hiçbir bağı sağlıklı taşıyamaz.
İnsanın en derin ihtiyacı anlaşılmaktır.
Ama bugün herkes anlaşılmak isterken kimse anlamaya yanaşmıyor.Bu yüzden yalnızlık, kalabalıkların ortasında kök salıyor.Zihinler susmuyor ama yürekler konuşmuyor.Vicdan geri çekildikçe, insan kendi iç sesinden bile uzaklaşıyor.
Eskiden yaralar sarılırdı.Şimdi yaralayanlar alkışlanıyor.
Değerler yer değiştirince, doğruyla yanlış arasındaki çizgi silikleşiyor.İnsan neye alkış tuttuğunu bilmeden kalabalığın parçası olunca,kendi benliğini de yavaş yavaş kaybediyor.
Ama herkes bu akışa kapılmak zorunda değil.
Ben kapılmadım. Ayakta kaldım. Rüzgâr sert estiğinde savrulmak yerine kök salmayı öğrendim.Hayat üzerime geldiğinde geri çekilmedim, karşısında dimdik durdum.
Kaybettiklerimin ağırlığını taşıdım ama o ağırlığın altında ezilmedim. Çünkü insan,en çok düştüğü yerden kalkarken kendini yeniden tanır.
Asıl mücadele dışarıda değil, içeride verilir. Korkularla, suskunluklarla, görmezden gelinen gerçeklerle…
İnsan kendi içindeki karanlığı aşmadan aydınlığa ulaşamaz. Güç dediğin bağırmakta değil, gerektiğinde sessiz kalıp yine de dimdik durabilmektedir.
Bugün hâlâ mümkün…
Güveni yeniden kurmak,samimiyeti yeniden büyütmek, insan kalabilmek. Aynı sokaklar olmayabilir,aynı yüzler de olmayabilir.
Ama aynı yürek mümkündür.
Hayat,teslim olanları değil direnenleri yazar.
Ben o hikâyede sıradan bir iz değilim.
Ben,kendine yabancılaşan bir dünyada özüne sahip çıkanlardanım.
Murat İLERİ