Atmosferde serbest halde dolaşan toz parçacıklarının yağışla birlikte yeryüzüne inmesiyle ortaya çıkan ve halk arasında kırmızı kütle ya da kırmızı yağmur olarak adlandırılan doğa olayı, meteorolojik süreçlere dayanan bir durumdur.
Kırmızı Kütle Nedir?
Kırmızı kütle oluşumunun temelinde, Sahra Çölü başta olmak üzere geniş ve kuru çöl alanlarından atmosfere karışan mineral tozlar yer alır. Bu tozlar, güçlü hava akımları sayesinde yüksek atmosfer katmanlarına kadar taşınabilir. Atmosferde uzun süre askıda kalabilen bu parçacıklar, yağmur bulutlarıyla karşılaştığında su damlalarına yapışır. Yağış başladığında ise toz yüklü damlalar yeryüzüne iner ve özellikle açık renkli zeminlerde kırmızı, turuncu ya da kahverengiye yakın izler bırakır.
Bu doğa olayı en sık Akdeniz havzasında görülür. İtalya, İspanya, Fransa’nın güneyi ve zaman zaman Türkiye’nin batı ve güney bölgeleri, Sahra kaynaklı toz taşınımından doğrudan etkilenir. İtalya’da kırmızı kütle olayının daha fazla gündeme gelmesinin nedeni, Sahra Çölü’nden gelen hava akımlarının bu bölgeye sıkça ulaşmasıdır. Araçlar, balkonlar, pencereler ve açık alanlarda oluşan lekeler, yağmur sonrası net biçimde fark edilir.
Kırmızı kütle, sanıldığı gibi kimyasal bir kirlilik ya da zararlı bir yağış türü değildir. İçeriğinde ağırlıklı olarak demir oksit içeren mineral tozlar bulunur ve bu da kırmızımsı rengi ortaya çıkarır. Uzmanların yaptığı değerlendirmelere göre, kısa süreli temasın insan sağlığı açısından doğrudan bir risk oluşturduğu yönünde genel bir bulgu bulunmamaktadır. Ancak yoğun toz taşınımı dönemlerinde hava kalitesinin geçici olarak düşebileceği ifade edilir.
Bu olay, aynı zamanda ekosistem açısından da doğal bir döngünün parçası olarak kabul edilir. Sahra’dan taşınan tozlar, tarım alanlarına ve denizlere mineral desteği sağlayabilir. Bu yönüyle kırmızı kütle, yalnızca görsel bir etki değil, atmosfer ve yeryüzü arasındaki doğal etkileşimin bir sonucu olarak değerlendirilir.