Kömür Kokusunda Aşk!

Abone Ol

Bazı şehirler insanı yalnız bırakmaz, sadece kendinle baş başa kalmaya zorlar.
Zonguldak böyledir. Sevmeyi de özlemeyi de sabırla öğretir.
Gazipaşa Caddesi’nde yürürken bir yüz eksiktir hep. Kalabalık tamamdır ama kalp yarımdır. Aşk burada yüksek sesle yaşanmaz. İçinde taşınır, gecelere emanet edilir.
Özlem bu şehirde vakit duygusunu bozar.Saatler ilerler ama beklenen gelmez.
Uzun Mehmet Camii’nin avlusunda durup dua edenleri izlerken insan şunu fark eder:Herkes birine kavuşmak için sabreder ama sabır herkesi aynı yere götürmez.
Kimisi affa, kimisi vedaya,kimisi yeniden başlamaya yürür.
İnsanın sevdiğini özlemesi,kendini eksik hissetmesi değildir.Aksine, tamamlanmaya olan inancıdır. Gazipaşa’da her adım,geçmiş bir cümlenin yankısıdır. Söylenmemiş sözler en çok burada ağırlaşır.
İnsan bazen sevdiğine değil,o sevginin kendisinde bıraktığı hâle özlem duyar.
Zonguldak’ta aşk dayanıklıdır.Kolay vazgeçilmez,çabuk tükenmez.
Tıpkı bu şehrin insanı gibi.
Ayrılık burada kopuş değildir.
Mesafeli bir bekleyiştir.
Göz ucuyla yolu kollamak,sesi tanımaya çalışmak, kalabalıkta bir silueti ayırt etmeye uğraşmaktır. Tasavvufi bir yerden bakınca kavuşmak sadece iki insanın buluşması değildir. İnsan bazen kendine kavuşur, bazen de kaderine razı olur.
Uzun Mehmet Camii’nin sessizliği bunu fısıldar. Beklemek bir ibadet gibidir.
Aceleye gelmez. Niyet temizse yol da açılır.Zonguldak severek yorar, yorarak olgunlaştırır. Bu yüzden kolay sevilmez.
Ama sevildi mi, insanın içindeki bütün yollar aynı yere çıkar.
Bu şehrin aşkı yerin altından başlar. Maden ocağında çalışan işçilerin yüzünde görürsün bunu.
Alınlarında kömür, gözlerinde bekleyen bir sevda vardır. Yeraltına her iniş bir vedadır.
Yukarıda kalan bir çift göz,bir pencere, bir dua vardır.
Aşk burada mesaiye tabidir.Saatle ölçülür,vardiyayla bölünür.
Gazipaşa Caddesi akşamüstü kalabalıklaşırken, ocaktan çıkan işçilerin adımları ağırdır.
Yorgunluk bedenlerinde değil, sessizliklerinde taşınır.
Eve dönmenin sevinciyle, dönebilmenin şükrü iç içedir.Her gün kavuşmak bir mucize gibidir bu şehirde.
Bu yüzden Zonguldak’ta aşk büyük sözlerle değil, sağ salim dönmekle ölçülür.Özlem burada sadece sevgiliye duyulmaz. İnsan bazen yarına, bazen bir sonraki vardiyaya,bazen de alın terinin karşılığını alacağı günlere özlem duyar.
Uzun Mehmet Camii’nde edilen dualar biraz da bunun içindir.
Her dua bir isyan değildir.Çoğu zaman razı oluşun sessiz hâlidir. Maden ocağında çalışan bilir: Karanlık insana sabrı öğretir.
Nefes almanın kıymetini,ışığın değerini hatırlatır. Aşk da böyledir. Karanlıktan geçmeden aydınlığa varılmaz.Zonguldak bu dersi sert verir ama kalıcı öğretir. Kavuşmak bu şehirde bazen bir kapının açılmasıdır, bazen bir sirenin susması.
İnsan sevdiğine sarılırken kelime aramaz.Çünkü kelimeler fazla gelir. Bakış yeter. Sessizlik yeter. Hayatta kalmış olmak bile başlı başına bir sevinçtir. O,sabrı olmayanı geri çevirir. Beklemeyi bilenle yoluna devam eder. Aşkı özlemle,özlemi emekle sınar. Maden ocağından çıkan her işçi, sevdaya bir gün daha hak kazandığını bilir. Gazipaşa Caddesi’nden geçerken bir yüz ararsan,bil ki o yüz ya yerin altındadır ya da bir pencerenin arkasında bekliyordur. Zonguldak’ta kavuşmak gecikir ama derin olur. Çünkü bu şehirde aşk,yerin altından göğe doğru çıkar.