Kozlu’da Doğalgaz Üzerinden Siyaset: Hizmet Mi, Sahiplenme Tartışması Mı?

Kozlu’da üç mahalleye doğalgaz müjdesi verilmesi, teknik bir altyapı gelişmesinden çok daha fazlasına dönüştü.

Abone Ol

Açıklamanın ardından başlayan siyasi polemik, yerel yönetim ile iktidar temsilcileri arasında “hizmet kimin” tartışmasını yeniden alevlendirdi. Bir yanda yatırım programına alınan mahalleler için teşekkür ve müjde dili, diğer yanda “emeğin sahiplenilmesi” eleştirisi… Tartışma, yalnızca doğalgaz hattı üzerinden değil, siyaset üretme biçimi üzerinden de okunuyor.

Üç Mahalle İçin 2026 Yatırım Programı

AK Parti Kozlu İlçe Başkanı Ali Duyar, Akmercan Batıkar Doğalgaz Firması Bölge Müdürü Murat Tutal ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından Esenköy Mahallesi Ilıksu Mevkii, Yahma Mahallesi ve 19 Mayıs Mahallesi Yavuz Sokak’ın 2026 yılı yatırım programına alındığını duyurdu.
Duyar, mahallelerin ihtiyaçlarını yakından takip ettiklerini belirterek, hemşehrilerin taleplerini ilgili kurumlarla istişare içinde çözüme kavuşturduklarını ifade etti. Yapılacak yatırımın bölgedeki enerji altyapısını güçlendireceğini ve vatandaşların daha güvenli, daha verimli enerji kullanımına kavuşacağını vurguladı.

İktidar partisi ilçe başkanının bu tür yatırımları kamuoyuna duyurması, hükümeti temsil etmesi açısından doğal bir siyasi refleks olarak değerlendiriliyor. Zira doğalgaz yatırımları merkezi planlama ve dağıtım şirketleri üzerinden yürütülüyor. Bu noktada yapılan açıklama, hizmetin kamuoyuna aktarılması olarak okunabilir.

Sahiplenme Tartışması Büyüdü

Ancak açıklamanın hemen ardından CHP Kozlu İlçe Başkanı Merve Arslan’dan sert bir yanıt geldi. Arslan, söz konusu mahallelerin 2026 yatırım programına alınmasının, 2025 yılında Kozlu Belediyesi ile Akmercan Batıkar Doğalgaz Firması arasında yapılan görüşmeler neticesinde kararlaştırıldığını belirtti.
Arslan, Belediye Başkanı Altuğ Dökmeci ve ekibinin geçtiğimiz yıl firma yetkilileriyle yürüttüğü temasların sonucunda planlanan çalışmaların, AK Parti İlçe Başkanı tarafından kendi girişimi gibi sunulmasını eleştirdi. Yapılan açıklamayı “emeğin sahiplenilmesi” olarak nitelendirdi ve bu durumun kendilerini şaşırttığını ifade etti.

Bu çıkış, teknik bir yatırım duyurusunu siyasi bir hesaplaşmaya dönüştürdü.
Tartışma artık “yatırım yapıldı mı?” sorusundan çok, “yatırımın arkasındaki irade kim?” sorusu etrafında şekillenmeye başladı.

Hizmet Siyaseti Ve Yetki Sınavı

Arslan’ın açıklamaları yalnızca doğalgaz yatırımıyla sınırlı kalmadı. Kozlu’da uzun süredir eksikliği hissedilen Devlet Hastanesi, Adliye Binası ve Vergi Dairesi gibi kamu yatırımlarını gündeme taşıyarak, merkezi hükümet temsilcilerine çağrıda bulundu.
“Nüfusu 50 binin üzerinde olan Kozlu’da bu kurumlar neden yok?” sorusunu yönelten Arslan, eğer ilçe başkanı bu denli etkiliyse söz konusu yatırımlar için de aynı mücadeleyi göstermesi gerektiğini savundu. Hatta bu konuda atılacak adımlarda siyasi beklenti olmaksızın destek vereceklerini ve başarı halinde açıkça teşekkür edeceklerini ifade etti.
Bu noktada tartışma, doğalgaz hattından çıkıp “hizmet üretme kapasitesi” başlığına taşındı.
Yerel yönetim ile merkezi iktidar arasındaki klasik yetki ve sorumluluk dengesi, Kozlu özelinde yeniden görünür hale geldi.

Siyasetin İnce Çizgisi

Doğalgaz yatırımı elbette somut bir hizmettir. Ancak Türkiye’de yerel siyaset çoğu zaman hizmetin kendisinden çok, o hizmetin nasıl sunulduğu ve kimin hanesine yazıldığı üzerinden yürür. Kozlu’daki tablo da bunun güncel bir örneği oldu.
Bir taraf, hükümetin temsilcisi olarak yatırım sürecini takip ettiğini ve sonucu kamuoyuna duyurduğunu söylüyor. Diğer taraf ise sürecin yerel yönetim tarafından planlandığını ve emeğin gölgede bırakıldığını savunuyor.
Bu tür polemikler kısa vadede siyasi tansiyonu yükseltse de uzun vadede seçmenin zihninde tek bir soru bırakır: “Sonuçta hizmet geliyor mu?” Eğer doğalgaz hatları mahallelere ulaşıyorsa, vatandaş için asıl mesele konforlu ve güvenli enerjiye kavuşmaktır.
Ancak siyaset, yalnızca sonuç değil, süreç üzerinden de şekillenir. Kozlu’daki doğalgaz tartışması, yerel ile merkezi siyaset arasındaki güç mücadelesinin küçük ama çarpıcı bir yansıması olarak kayıtlara geçti.
Şimdi gözler, 2026 yatırım programının sahaya nasıl yansıyacağında. Çünkü en güçlü siyasi söylem, sonunda toprağa kazma vurulduğunda anlam kazanır.