"Laftan KOZLULU" Olanlar: ​"Gerçek GOZLULU" Olanlar!

Zonguldak’ın en köklü ve karakteristik ilçelerinden biri olan Kozlu, son günlerde yeşil sahalardan sokağa, basından kahvehanelere uzanan sıra dışı bir kimlik tartışmasına ev sahipliği yapıyor.

Abone Ol

Bölgesel Amatör Lig’e (BAL) yükselen Kozlu Belediyespor’un olağanüstü genel kurulunda konuşan Belediye ve Kulüp Başkanı Altuğ Dökmeci’nin kürsüden fırlattığı o kelime, adeta yerel bir manifestoya dönüştü:

​"Bu saatten sonra kim gerçekten Gozlulu, kim laftan Kozlulu göreceğiz."

​İlk bakışta yerel ağza göz kırpan samimi bir şive esprisi gibi duran bu çıkış, aslında bir kentin kaderini paylaşmaya dair çok daha derin, sarsıcı ve sosyolojik bir yüzleşmeyi barındırıyor. Çünkü günün sonunda mesele bir telaffuz farkı değil, tamamen bir duruş meselesidir.

​Nüfus Cüzdanındaki Kozlu ile Yürekteki "Gozlu"

​Kozlu’da doğmuş olmak, kimlik kartının doğum yeri hanesinde bu ilçenin adını taşımak ya da yıllardır burada ikamet ediyor olmak tek başına "Kozlulu" olmayı tarif etmeye yetmiyor. Bir şehre ait olmak; onun tozunu yutmakla, çamuruna basmakla ve en önemlisi, o şehrin dertleriyle dertlenip başarılarına omuz vermekle anlam kazanıyor.

​Zonguldak ve çevresinde "K" harfinin yumuşatılarak "G" yapılması, buradaki insanların samimi, yapmacıksız ve içten karakterinin en net yansımalarından biridir. Başkan Dökmeci’nin bu şiveyi bilinçli bir hicivle kongre kürsüsüne taşıması tam da bu samimiyete yapılan bir vurguydu. Kurulan sosyolojik denklem ise oldukça nettir:

​"Laftan Kozlulu" Olanlar: İşler yolunda giderken en önde duran, başarı paylaşıldığında alkış tutan, ancak iş sorumluluk almaya ve fedakârlığa geldiğinde görünmez olan "protokol" figürleridir. Sadece konuşurlar, eleştirirler ama asla üretmezler.

​"Gerçek Gozlulu" Olanlar: Takım sıfır noktasındayken, borç harç içinde esnaf kapıları aşındırılırken ortada görünenlerdir. Şovdan uzak, gösterişsizce elini taşın altına koyan, bu kentin gençlerini ve geleceğini gerçekten dert edinenlerdir.

​Dökmeci’nin iki yıldır kapı kapı dolaşarak verilen mücadeleyi anlatıp ardından yükselen çatlak seslere karşı sorduğu "İki senedir neredeydiniz?" sorusu, sadece bir sitem değil, kentin tamamına yönelik sert bir muhasebe çağrısıdır.

​Mütevazı Bütçeler ve Bölgenin Öz Çocukları

​Kozlu Belediyespor’un son iki sezonda adeta imkânsızı başararak Bölgesel Amatör Lig’e yükselmesi, arkasındaki finansal gerçekler incelendiğinde çok daha anlamlı hale geliyor:

Bu bütçelerle elde edilen başarının en kıymetli yanı ise ithal yıldızlarla değil; Kozlu’nun, Çatalağzı’nın, Ereğli’nin ve Çaycuma’nın çocuklarıyla, yani bu coğrafyanın kendi gençleriyle kazanılmış olmasıdır. Bu durum, kulübü salt bir futbol takımı olmaktan çıkarıp doğrudan bir sosyal sorumluluk ve gençlik projesine dönüştürüyor.

​Eleştiri ile Köstek Olmak Arasındaki İnce Çizgi

​Demokratik toplumlarda, spor kulüplerinde ve belediyelerde eleştiri şüphesiz en büyük yapıcı güçtür. Yöneticiler eleştirildikçe doğru yolu bulur, kurumlar bu sayede dinamik kalır. Ancak eleştiri üretmekle, sadece "köstek olmak" arasında çok ince bir çizgi vardır.
​Hiçbir sorumluluk almayan, tek kuruş katkı sunmayan, kulübün kapısından içeri girmemiş kişilerin sadece klavye başında veya masa arkasında ahkâm kesmesi samimiyet testinden geçemez. Kamuoyu bu durumda haklı olarak şu soruyu soracaktır: "Peki, sen bu kent için ne yaptın?"

​Başkan Dökmeci’nin yönetime "sadece protokolde oturup alkışlayacak değil, gerekirse cebinden verip sahada ter dökecek çalışan insanları aldık" çıkışı, bu anlamda tribünden gazel okuyanlara verilmiş en net yanıttır.

​Karar Verme Vakti

​Bugün 6 milyon liraya yaklaşan yeni sezon bütçesini tek bir belediyenin veya birkaç yöneticinin sırtına yüklemek ne adildir ne de sürdürülebilirdir. Spor kulüpleri bir kentin vitrinidir, turizminin ve dışarıdaki prestijinin en büyük lokomotifidir. Dolayısıyla bu kulüp; esnafın da, iş insanının da, taraftarın da ortak değeridir.
​Şimdi Kozlu’da yaşayan, bu memleketin ekmeğini yiyen, burada ticaret yapıp kazanç sağlayan herkesin aynaya bakıp kendisine sorması gereken tek bir soru var:
​"Biz Kozlu için sadece konuşanlardan mıyız, yoksa Kozlu için gerçekten çalışanlardan mı?"

​Çünkü günün sonunda şiveyle söylendiğinde adı "Gozlulu" olur, ama yürekten yaşanıp taşın altına el konulduğunda bunun adı gerçek "Kozluluk" olur. Ve bu ayrımı süslü sözler değil, yalnızca ortaya konan işler belirleyecektir.