Madencinin Canı “Yorum Farkı”na Feda Edilemez

Abone Ol

Türkiye’de madencilik sektörü, uzun yıllardır iş güvenliği ihmalleri ve denetim zaaflarıyla anılan alanların başında gelmektedir. Son olarak Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) bağlı Karadon, Kozlu ve Üzülmez müesseselerinde yapılan denetimlerde ortaya çıkan bulgular, bu yapısal sorunun hâlâ çözülemediğini açık biçimde göstermektedir. Denetim raporları, maden işçisinin yaşam hakkının teknik gerekçeler ve bürokratik yorumlar arasında göz ardı edildiğini ortaya koymaktadır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri tarafından hazırlanan raporlarda; havalandırma, su tahliyesi ve insan nakli gibi hayati sistemlerde yedek enerji kaynağının bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu tespit üzerine verilen iş durdurma kararı, çoğu zaman iddia edildiği gibi üretimi engelleyen bir formalite değil, doğrudan işçilerin yaşamını korumaya yönelik zorunlu bir müdahaledir. Yer altında bu sistemlerin devre dışı kalması, teknik bir eksiklikten öte, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilecek hayati bir risktir. TTK Genel Müdürlüğü’nün, Mayıs 2025’ten bu yana bilinen bu eksiklikleri gidermek yerine “yorum farkı” gerekçesiyle süreci geçiştirmesi, sorunun özünü gözler önüne sermektedir. Oysa yer altı madenciliğinde havalandırma sistemlerinin durması, yalnızca bir işletme sorunu değil; grizu patlamalarına, zehirlenmelere ve toplu işçi ölümlerine zemin hazırlayan kritik bir güvenlik zaafıdır. Bu nedenle yaşanabilecek olası sonuçlar, “kaza” olarak değil, önceden öngörülebilir ve engellenebilir ihmaller zincirinin ürünü olarak değerlendirilmelidir.
Türkiye madencilik tarihine bakıldığında, Amasra, Soma ve Ermenek gibi faciaların ortak paydasında tam da bu anlayış yer almaktadır. “Bir şey olmaz” yaklaşımıyla maliyeti insan hayatının önüne koyan bu zihniyet, her defasında ağır bedeller ödenmesine neden olmuştur. Buna rağmen aynı hataların tekrar edilmesi, sorunun bireysel değil, kurumsal ve sistemsel olduğunu göstermektedir.
Önce Güvenlik Sonra Üretim
TTK, kuşkusuz stratejik bir kamu kurumudur. Ancak hiçbir stratejik hedef, bir maden işçisinin hayatından daha değerli değildir. Güvenlik önlemleri yalnızca mevzuatta yer alan maddelerle değil, sahada eksiksiz biçimde uygulanarak anlam kazanır. Eksiklikler giderilmeden işçilerin üretime zorlanması, yalnızca etik açıdan değil, hukuki açıdan da kabul edilemez bir durumdur.
Gerçek Denetim Nasıl Sağlanır
Madenlerde etkili bir denetim mekanizmasının kurulabilmesi, yalnızca kâğıt üzerindeki raporlarla mümkün değildir.

İş Durdurma Kararlarının Anlamı
İş durdurma kararları, çoğu zaman kamuoyunda üretimi engelleyen bir unsur gibi gösterilse de gerçekte bu kararlar, işçinin yaşam hakkını korumaya yönelik son derece kritik bir güvenlik mekanizmasıdır. Bu kararları tartışmak yerine, bu kararları gerekli kılan koşulları ortadan kaldırmak asıl sorumluluktur.
İhmalin Bedeli Ağırdır
Hükümetin ve TTK yönetiminin, teknik gerçekleri “yorum farkı” olarak nitelendirmekten vazgeçmesi; madenleri uluslararası güvenlik standartlarına ve bilimsel kriterlere uygun hale getirmesi zorunludur. Aksi halde yaşanabilecek her olumsuzluğun sorumluluğu, bu ihmalleri görmezden gelenlerin üzerinde olacaktır. Madencinin canı, hiçbir koşulda yoruma açık değildir ve bu alandaki ihmallerin hesabı mutlaka sorulmalıdır.