Mutluluğun Resmi Zonguldak’ın Kömür Karasında Saklıydı.

Abone Ol

“ Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin ? ”

Nazım Hikmet’in yıllar önce sorduğu bu soru hâlâ insanlığın en büyük cevapsızlığı olarak duruyor karşımızda. Çünkü mutluluk dediğimiz şey,bir çerçeveye sığacak kadar küçük,bir tabloya hapsedilecek kadar basit değildir.
Abidin Dino’nun o soruya boya yerine özlemle cevap vermesi bundandı. Çünkü bazı duygular anlatılmaz.
Yalnızca hissedilir.
İnsan bazen yıllarca peşinden koştuğu şeyin aslında çok uzaklarda olmadığını geç fark ediyor.Büyük evlerde,pahalı sofralarda, gösterişli hayatlarda aradığı huzurun,bir annenin duasında, dost meclisindeki çayın buharında ya da yorgun bir akşam “Çok şükür bugün de geçti ” diyebilmekte saklı olduğunu anlıyor.
Zonguldak insanı bunu iyi bilir.
Bu şehirde mutluluk kolay kazanılmaz. Çünkü burada ekmek bile yerin metrelerce altından çıkarılır.Kömür karasına bulanmış ellerin içinde büyür umut.Madenden çıkan işçinin yüzünde yalnızca yorgunluk değil, hayatın gerçeği vardır.
O yüzden Zonguldak’ta insanlar sahte gülmez.
Acıyı da sevinci de içten yaşar.
Bir liman sabahında martıların sesine karışan vapur düdüğü…
Kozlu’da yağmura rağmen işine yetişmeye çalışan emekçi… Çaycuma’da evladının yolunu gözleyen bir anne… Ereğli sahilinde dalgalara dalıp giden yorgun bir adam…
İşte mutluluğun resmi biraz da bunların içinde gizlidir.
Çünkü insan ruhu garip bir şeydir.
En ağır acıları taşır da,eski bir türkü duyunca dağılır. Yıllarca dimdik ayakta durur da,bir fotoğraf görünce sessizce içine çöker.
Hayat ilerledikçe insan şunu öğreniyor.
Mutluluk sürekli gülebilmek değildir. Bazen dayanabilmektir. Bazen vazgeçmemektir. Bazen de içindeki karanlığa rağmen kimseyi karartmamaktır.
Bugünün dünyasında herkes mutlu görünmeye çalışıyor.
Fotoğraflar parlak, cümleler süslü, yüzler sahte…
Ama insanın içindeki boşluğu hiçbir filtre kapatmıyor.
Çünkü huzur gösterilecek bir şey değil,hissedilecek bir şeydir.
Bir şairin sürgünde özlediği de buydu aslında.Memleketin kokusu…
Dost sesi…
Yarım kalan sohbetler…
Bir gün geri dönebilme ihtimali…
Abidin Dino’nun “Buna ne tuval yeterdi,ne boya…” demesi boşuna değildi.Çünkü mutluluk bir görüntü değildir.
İnsanın içine işleyen bir hatıraydı.
Belki de bu yüzden bazı şehirler insanın kaderine benzer.
Zonguldak gibi…
Bir yanı kömür karası..
Bir yanı deniz mavisi…
Bir yanı yorgunluk...
Bir yanı inatla yaşama tutunmak…
İnsan bazen en büyük mutluluğun; Hâlâ vicdanını kaybetmemek olduğunu geç anlıyor.
İşte o zaman anlıyor insan:Mutluluğun resmi aslında hiçbir zaman çizilemedi. Çünkü o resim tuvale değil,İnsanın yüreğine yapılıyordu.