Zonguldak Haberleri

Onlar Olmasaydı Dünya Nasıl Bir Yer Olurdu!

Depremlerin, Kıta Hareketlerinin Ve Volkanların Olmadığı Dünya Nasıl Bir Yer Olurdu!

Abone Ol

Jeoloji Mühendisleri Odası Zonguldak İli Temsilcisi Jeoloji Yüksek Mühendisi Ali Baltaş, “Depremlerin, Kıta Hareketlerinin Ve Volkanların Olmadığı Dünya Nasıl Bir Yer Olurdu?” değerlendirmesinde bulundu.

“Çok Korkuyorlar”

Gazeteci Orhan Akyüz’ün haberine göre, Baltaş, sosyal medya platformundan “Depremlerin, Kıta Hareketlerinin Ve Volkanların Olmadığı Dünya Nasıl Bir Yer Olurdu” başlıklı dikkat çekici paylaşımında şunları kaydetti:
“Doğal olarak özellikle aktif fay zonlarına yakın yerleşim yerlerinde yaşayanlar meydana gelecek bir depreme yıkılabileceği gerekçesiyle bina içinde yakalanmaktan çok korkuyorlar. Benzer durum gaz ve toz püskürterek yerleşim yerlerinin boşaltılmasına bile neden olan aktif volkanların bulunduğu yerlerde yaşayanlar, heyelan bölgelerinde yaşayanlar vb. için de geçerli.

‘Çok Ciddi Olumsuz…’

İnsan ömrü ölçeğinde değerlendirildiğinde; deprem olmazsa bina yıkılmaz, tsunami riski azalır, volkan patlaması olmazsa lav akıntısı, kül yağmuru, ani gaz zehirlenmesi vb. olaylar yaşanmaz, fay zonlarında ani kaymalar olmazsa büyük yıkıcı hareketler yaşanmaz, heyelanlar olmaz diye olumlu bir değerlendirme yapabiliriz. Buna karşın yapılan değerlendirmeler kısa vadeli bu olumlu sayılabilecek bu duruma karşın uzun vadede (milyonlarca yıl ölçeğinde) değerlendirildiğinde çok ciddi olumsuz sonuçlar ortaya çıkacağını göstermektedir.

‘Atmosferin Yapısı…’

Yerkabuğu jeolojik süreçte magma ile yer değiştirmez, magmadan gelen gaz ve lav akıntılarının taşıdığı minerallerle zenginleşmezse sadece içinde barındırdığı minerallerden oluşurdu. Canlılar da yaşamlarını hep bu sınırlı sayıdaki minerallerden yararlanarak sürdürebilirlerdi. Magmadan gelen yeni minerallerle zenginleşmediği için verimli tarım toprakları (örneğin volkanik topraklar) oluşmaz, atmosferin yapısı değişirdi.

‘En Önemli Faktörlerden…’

Karalar ve denizlerin sınırı hep aynı kalırdı. Dağlar oluşmadığı için dünyamız düz ovalardan oluşurdu. Kıta hareketleri (plaka tektoniği), depremler, volkanlar ve fay hatları olmasaydı dünyamız bizim gibi canlılar yaşanması çok daha zor bir gezegen olurdu. Bu açıdan bakıldığında kıtaların çarpışması ve ayrılması biyolojik çeşitliliği artıran en önemli faktörlerden birisidir.

‘Dünyamızın Büyük Bölümü…’

Dünyamızın büyük bölümü sığ denizlerle kaplı, alçak ve düz bir gezegen haline gelirdi. Canlıların ve besin kaynaklarının temeli olan karbonun döngüsü büyük ölçüde durur, iklim kontrolden çıkardı. Çünkü plaka tektoniği, karbonu atmosfere ve okyanuslara geri dönüştüren en önemli mekanizmadır.

‘Yaşam Zorlaşırdı’

Karbondioksitin atmosfere geri salınımı durur, dünya giderek soğur, sera etkisi azalır, buzul çağları çok daha uzun ve şiddetli yaşanırdı. Kıta hareketlerine bağlı olan dünyanın manyetik alanı zayıflar veya tamamen kaybolurdu. Bu durumda güneşten gelen ısı dalgaları dünya atmosferine daha fazla girer, dünya yüzeyinde radyasyon dozu yavaş yavaş artar, yaşam zorlaşırdı.

‘Canlı Çeşitliliği…’

Okyanuslar ve kıtalar bugünkü gibi ayrılmazdı. Yeni okyanus tabanları oluşmaz, kıtalar sabit kalırdı. Dünyamızda yenilenme olmayacağı için besin döngüsü bozulur, canlı çeşitliliği azalırdı.

‘Diyebilir Miyiz’

Yukarıda yapılan değerlendirmelerden sonra hala dünyada depremler, kıta hareketleri, volkanlar olmasın diyebilir misiniz?

‘Açgözlü Eylemlerle…’

Sonuçta biz canlılar yerkabuğundan yararlanmadan yaşamımızı sürdüremeyiz. Ancak bu dünyanın bize sağladıklarına karşı açgözlü ve hoyrat olmamızı da gerektirmemeli. Sağlıklı yaşamak ancak doğaya ve yasalarına uyum sağlamakla mümkündür. Adeta kafa tutar gibi çevreyi kirleterek, zemin yapısını değerlendirmeden ve malzemelerden çalarak uygun olmayan yerlere binalar yaparak, topoğrafya dengesini bozacak şekilde kazılarla heyelanlar oluşturarak, dere yataklarını daraltacak şekilde yapılaşmaya giderek, temiz akan dereleri kirleterek, kar marjı yüksek diye ekolojik dengeyi bozma endişesi taşımadan her yerde madencilik yaparak, canlı yaşamını ne kadar etkileyeceğini değerlendirmeden akarsuların önüne setler çekerek ve hidroelektrik santralleri yaparak vb. birçok açgözlü eylemlerle değil.”