Sokaklar kalabalık olur ama güven azalır.İnsan sesi çoğalır ama samimiyet kaybolur. Yüzler güler, cümleler süslenir, sofralar kurulur fakat herkes birbirinin niyetinden şüphe eder hâle gelir.Çünkü çürüme önce binalarda değil, insanın içinde başlar.
Bugün en ağır yükü omuzlayanlar, vicdanını kaybetmemek için mücadele edenlerdir. Menfaatin alkışlandığı, omurgasızlığın “uyanıklık” sayıldığı bir çağda dürüst kalabilmek bile başlı başına bir direniştir. İnsan bazen açlığa dayanır da değersizliğe dayanamaz.
Çünkü ruhu yaralayan şey yoksulluk değil, haysiyetin ayaklar altına alınmasıdır.
Hayatın en tehlikeli tarafı da budur aslında…
Kötülüğün normalleşmesi. İnsan her şeye alışıyor.
Yalana,vefasızlığa, adaletsizliğe, çıkar ilişkilerine…
Bir süre sonra kimse “Bu yanlış” diyemiyor. Sessizlik büyüyor, karakter küçülüyor.
Oysa insanı insan yapan şey, kalabalığa benzeyebilmesi değil,gerektiğinde tek başına doğru yerde durabilmesidir.
Çünkü yaşamak sadece nefes almak değildir.
Bir ömrü onurlu taşıyabilmektir mesele.
Aynaya baktığında gözlerini kaçırmamak, geceleri vicdanına hesap verebilmek, çocuklarının yüzüne utanmadan bakabilmektir. İnsanın gerçek serveti cebindeki para değil, kaybetmediği şahsiyetidir.
Bazıları rahat etmek için eğilir.
Güçlünün yanında durur,çıkarın önünde susar,korkunun gölgesinde küçülür. Kısa vadede kazandıklarını sanırlar.Oysa insan her taviz verdiğinde biraz daha eksilir. Bir gün gelir, sahip oldukları her şey durur ama kendileri kalmaz ortada. Çünkü ruhunu kaybeden birinin zaferi de yenilgidir.
Onurlu yaşamak kolay değildir. Bedeli vardır.
Yalnız bırakılırsın, yanlış anlaşılır, dışlanırsın.Bazen en büyük kırgınlığı en yakınlarından görürsün.
Fakat insanın içindeki vakar ayakta kaldığında, dünya üstüne yıkılsa bile tamamen yenilmiş sayılmaz.
Asıl mesele kaç yıl yaşandığı değil, nasıl yaşandığıdır. Diz çökmek yerine dimdik durabilenler, sesi kısık çıksa bile hakikatten vazgeçmeyenler, kirlenmiş düzenin içinde temiz kalabilenler…
İşte gerçek mücadele onların omuzlarında yükselir.
Çünkü bazı insanlar hayatı sadece geçirir.Bazılarıysa karakteriyle iz bırakır.
Murat İLERİ