Dünyanın en büyük zenginliği,yere çizilmiş birkaç tebeşir çizgisiyle kurulan o küçük evrende saklıydı.
Sek sek oynarken bulunan düzgün bir taş,bir çocuğun kaderine yazılmış en saf sevinçti.
O taş fırlatıldığında sadece yere düşmezdi,umut da onunla birlikte sıçrardı.
Tek ayak üzerinde dengede durmaya çalışan bir çocuğun yüzündeki ciddiyet, aslında hayatın en sahici hâlidir. Düşmemek için verilen mücadele, kimseye gösteriş yapmadan yaşanan bir direniştir.
Çizgiye basmamak bir oyunun kuralıydı ama aynı zamanda hayata karşı duyulan saygının ilk öğretisiydi.
Zaman ilerledi, avuçlarımız büyüdü ama içindeki boşluk da büyüdü.
O küçük mermer taşların yerini ışıltılı pırlantalar aldı.Göz alıcı, kusursuz, pahalı…
Fakat dokunduğunda bir hatıra vermeyen, bir oyun başlatmayan, insanı içine katmayan şeyler bunlar.
Mermer taş insanı harekete çağırırdı, pırlanta ise insanı durdurup seyretmeye zorlar.
Birinde hayat vardı, diğerinde gösteri.
Çocukken yere bakardık ama hayalimiz hep yukarıdaydı. Zıpladığımız her an göğe biraz daha yaklaştığımızı sanırdık.
Şimdi başımız çoğu zaman aşağı eğik, elimizdeki ışıltıya bakmaktan gökyüzünü unutur olduk.
Oysa insanın gerçek dengesi yukarı bakabilme cesaretinde gizlidir.
Basınç altında kömürün elmasa dönüşmesi anlatılır hep.
Güçlü görünür bu hikâye ama içinde ağır bir gerçek saklıdır. Fazla yük, fazla beklenti, fazla baskı…
İnsan da zamanla sertleşir, parıldar belki ama içindeki sıcaklığı kaybeder. Çocukluğun o saf sevinci ise ne basınca dayanır ne de vitrinde sergilenir.
Bugün herkes daha değerli görünmenin peşinde.Oysa değer dediğin şey, kimsenin ölçemediği yerlerde büyür.Bir çocuğun sek sek oynarken attığı kahkahada, yere düşüp yeniden kalkmasında, elindeki taşın peşinden koşmasında gizlidir.
Hayat hâlâ o tebeşir çizgileri kadar geçici.Bir adım yanlış atsan oyun biter.Bu yüzden mesele hiç düşmemek değil; düştüğünde yeniden dengeyi bulabilmektir. Gerçek zenginlik, avucunda ne tuttuğunla değil,onu nasıl yaşadığınla ilgilidir.
Belki de insanın en büyük kaybı, büyürken oyununu unutmasıdır.
Çünkü oyununu unutan,kendini de yavaş yavaş kaybeder.
O mermer taş hâlâ bir yerlerde duruyor Onu yeniden eline alacak cesareti bulduğun an,hayat tekrar başlar.
Murat İLERİ