Rüzgârın Önünde Değil,Kendi Yolunda Yürümek...

İnsan bazen hayatın en ağır sınavlarını dört duvar arasında verir.

Abone Ol

Dışarıdan bakıldığında sessizlik gibi görünen günler, içeride uzun bir muhasebenin,derin bir bekleyişin ve sabrın hikâyesidir.

Kimi zaman takvim yaprakları ağır ağır düşerken insanın elinden alınan şey sadece özgürlüğü olmaz.Dost bildikleri,kardeş sandıkları ve güven duydukları da birer birer eksilir.
Ben de hayatımın bir döneminde bunu yaşadım.
Bazı insanlar yanımda yürür gibi görünürken ilk rüzgârda yön değiştirdi. Kardeşlikten söz edenlerin menfaat karşısında nasıl değişebildiğini, dostluk iddiasında bulunanların zor günlerde nasıl sessizleştiğini gördüm.İnsanı en çok yaralayan, karşısındaki düşmanın ne yaptığı değil,aynı sofrayı paylaştığı insanların maskelerinin düşmesidir.
Fakat zaman bana önemli bir gerçeği öğretti.
İnsan,kendisini terk edenler yüzünden değil,kendi özünden vazgeçtiği gün kaybeder.
Cezaevinde geçen günler bana sabrı öğretti.Beklemeyi, susmayı, düşünmeyi ve insanları daha iyi tanımayı öğretti. Öfkenin ilk anda güçlü görünse de uzun vadede insanı tükettiğini,asıl gücün ise dimdik durabilmek olduğunu gördüm. Çünkü karakter, rahat günlerde değil, zorlu zamanlarda ortaya çıkar.
Hayatın garip bir adaleti vardır. Bazıları yükselmek için sırtına basacak birilerini arar, bazıları ise düştüğü yerden kendi iradesiyle ayağa kalkar.Birinci grup kalabalıkların alkışını alabilir,ikinci grup ise vicdanının huzurunu kazanır.
Ben tercihini ikinci yoldan yana kullananlardan oldum.
İçimde kırgınlıklar olmadı desem yalan olur.İhanetin ve kahbeliğin bıraktığı iz kolay silinmez. Fakat insan sürekli geçmişin karanlığına bakarsa önündeki yolu göremez.Bu yüzden yaşadıklarımı yük değil,ders olarak taşımayı seçtim. Her kaybın bir öğretmeni,her acının bir mesajı olduğunu gördüm.

Murat İLERİ