Bir hareketi ayakta tutan koltuklar değil, vefadır.
Bir davayı büyüten imkânlar değil, sadakattir.
Bugün gelinen noktada yaşananlar, kimsenin “Sıradan bir değişim ”diyerek geçiştirebileceği türden değildir. Ortada açık bir kırılma, net bir yön değişimi vardır.
Dün omuz omuza yürüyenlerin bugün aynı karede bile duramaması, basit bir fikir ayrılığıyla açıklanamaz.
Hakan Toy’un haksız yükselişi ve şimdilerde ani düşüşü de inkâr edilemez.
Ancak bu yükselişi tek başına bir başarı hikâyesi gibi anlatmak, gerçeğin yarısını yok saymaktır. Çünkü o yol tek başına yürünmedi.
Kadir Atıcı’nın hukuki gücü,
Doğan Alıç’ın akademik ve örgütsel birikimi bu yapının bel kemiğiydi.
Doğan Alıç gibi tek başına dokuz üniversiteyi kazanmış bir ismin süreç dışında kalması, liyakat tartışmasını kaçınılmaz hale getirmiştir.
Kadir Atıcı gibi hukuk alanında ağırlığı olan bir ismin geri planda kalması ise açıkça, sorgulanmaktadır.
Bu bir tercihse bedeli de ağırdır.
Bu bir yol ayrımıysa açıklaması şarttır.
En çarpıcı başlıklardan biri ise Kurucu Başkan rahmetli Mustafa Başoğlu ile gelinen noktadır.
Bir yapıyı kuran, büyüten bir isimle bu denli mesafe oluşuyorsa,burada sadece yollar ayrılmamış, aynı zamanda bir duruş değişmiştir.
Tabanda konuşulan nettir:
Vefa zedelenmiştir.
Hakan Toy’a geçmişte verilen destek herkesin malumudur.
Sınırlı bir yapıdan alınarak büyütülen, önü açılan,her fırsatta desteklenen bir isimdi.Bu destek bir ayrıcalık değil,bir güvenin sonucuydu.
O gün Tofaş mevkiinde mütevazı bir aracın direksiyonunda olan Toy Hakan'dan söz ediyoruz.
Bugün ise milyonluk araçların gölgesinde verilen görüntüleri ve sansasyonel hayatı konuşuluyor.
Asıl mesele araç değil,değişimin yönüdür.
Daha çarpıcı olan tablo şudur:
Üye sayısı üç yıl önce 60 binler seviyesindeyken, bugün gelinen noktada ciddi çok bir düşüş konuşulmaktadır.
Bu sadece bir rakam meselesi değildir.
Bu,yönetim anlayışının sahaya yansıyan sonucudur.
Bugün aynı çevrelerde şu soru daha yüksek sesle soruluyor:
Verilen destek karşılığını buldu mu?
Antalya’da “Seminer” adıyla anılan organizasyonlar hâlâ hafızalardadır. Bu süreçte ortaya çıkan sıradışı görüntüler ve anlatılanlar,birçok kişi tarafından dava ciddiyetiyle bağdaştırılamamış ve ağır eleştiri konusu olmuştur.
Gerçek nettir:
Sayın Toy Hakan'ın söylemi ile görüntü arasındaki mesafe açıldığında,güveni de sarsıldı.
Ortaya çıkan tabloyu görmezden gelmek artık mümkün değildir.
Mesele kişiler meselesi olmaktan çıkmış,doğrudan bir anlayış meselesine dönüşmüştür.
Bugün herkes aynı sorunun etrafında dönüyor:
Dava büyürken insanlar mı değişti, yoksa bazı insanlar büyürken dava mı geride bırakıldı?
Sadakat zedelendiğinde geriye sadece unvanlar kalır.
Vefa ortadan kalktığında ise geriye ne güven kalır ne de hatıra.
Unutulmamalıdır ki:bazı kopuşlar sessiz olur.
Ama etkisi uzun sürer.
Murat İLERİ