Çünkü devletler bazen kelimelerle değil,sembollerle konuşur.
Bazen bir bayrak, bazen bir tören, bazen kurulan bir sofra,bazen de verilen bir hediye... Hepsi,sayfalar dolusu konuşmadan daha güçlü mesajlar verebilir.
Devletlerin dili çoğu zaman sembollerdir,tarih ise bu sembolleri okuyabilen milletlerin hafızasında yaşamaya devam eder.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın uluslararası zirvede devlet başkanlarına Türkiye'de üretilen, isimlerine özel hazırlanan revolver tabancaları takdim etmesi de yalnızca bir protokol hediyesi olarak okunmamalıdır.
Türk devlet geleneğinde silah, saldırganlığın değil, kudretin,güvenin, cesaretin ve dosta verilen değerin sembollerinden biri olmuştur.
Asırlardır hükümdarlar ve devlet adamları arasında takdim edilen silahlar, "Sözümün arkasındayım." mesajını taşımıştır.
Külliye'de ağırlanan devlet başkanları yalnızca bir zirveye katılmadı.Bin yıllık devlet geleneğinin, Anadolu misafirperverliğinin ve Türk diplomasi anlayışının canlı bir örneğine şahit oldular.
Mehteran'ın göğü titreten ezgileri, Yeniçerilerin vakur duruşu ve devlet protokolünün ihtişamı,geçmiş ile geleceğin aynı meydanda buluştuğu anlara dönüştü.
Yeniçerilerin attığı her adım,yalnızca bir tören yürüyüşü değildi.O adımlar, OSMANLI'nın cihan ufkuna, devlet aklına ve köklü medeniyet anlayışına yapılan tarihî bir selamdı. Üç kıtaya hüküm süren, adaletiyle, teşkilatıyla, ilmiyle, sanatıyla ve diplomasi geleneğiyle dünya tarihine damga vuran OSMANLI, yalnızca bir imparatorluk değil, aynı zamanda büyük bir medeniyetin adıdır. Kökünü unutan milletler geleceğini kaybeder,köküne sahip çıkan milletler ise tarih yazmaya devam eder.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti, Selçuklu'nun hikmetini, OSMANLI'nın devlet tecrübesini ve Cumhuriyet'in bağımsızlık ruhunu aynı ay yıldızlı bayrağın altında yaşatan köklü bir devlet geleneğinin temsilcisidir.
Cumhuriyet tarihinde halk tarafından seçilen cumhurbaşkanları arasında en uzun süre görev yapan,İLK ve TEK Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan''ı, destekleyenlerinin değerlendirmesine göre Türkiye'nin diplomasi,savunma sanayii ve uluslararası görünürlüğünde önemli bir dönüşüme liderlik etmiştir.
Bir zamanlar savunma ihtiyaçlarında dışa bağımlılığı konuşulan Türkiye, bugün kendi mühendislerinin emeğiyle geliştirilen teknolojileri dünyaya sunan bir ülke konumuna gelmiştir.
İHA'lar,SİHA'lar, AKINCI,KIZILELMA, ATAK helikopterleri, MİLGEM projeleri, insansız deniz araçları,hava savunma sistemleri ve uzay teknolojilerine yapılan yatırımlar; yalnızca askerî projeler değil,aynı zamanda bağımsızlık idealinin,millî iradenin ve Türk mühendisliğinin eserleridir.
ASELSAN,TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN, MKE ve Sarsılmaz gibi kuruluşların başarıları, Türkiye'nin yerli ve millî teknoloji yolculuğunun önemli örnekleri arasında yer almaktadır.
Güçlü devlet; yalnızca sınırlarını koruyan değil,kendi teknolojisini üreten, kendi gökyüzünü koruyan,kendi denizlerine sahip çıkan,diplomasi masasında sözü dinlenen ve geleceğini kendi iradesiyle inşa eden devlettir.
Çehov'un sahnesindeki silah er ya da geç patlar.
Devletlerin sahnesinde ise asıl yankıyı,akıl, irade, diplomasi,üretim, bilim,teknoloji ve milletine adanmış bir ömür bırakır.
Bazı silahlar ateş etmek için değil, caydırıcılığı tesis etmek için üretilir.
Bazı hediyeler yalnızca bir armağan değildir; asırların devlet hafızasını taşıyan sessiz bir diplomasi dilidir.
Yeniçerilerin vakur adımları, Mehteran'ın göğü titreten nağmeleri ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde sergilenen ihtişamlı karşılama,dünyaya yalnızca bir devlet töreni değil;
SELÇUKLU'NUN hikmetini,
OSMANLI'NIN cihan vizyonunu ve
TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN sarsılmaz iradesini gösterdi.
Dün Malazgirt'te açılan kapılar, İstanbul'un Fethi'nde çağ açan irade,OSMANLI ile üç kıtaya uzanan devlet anlayışı, Çanakkale'de yazılan destan ve Cumhuriyet'le taçlanan bağımsızlık ülküsü, aynı milletin ortak hafızasıdır.
Bugün o hafıza, laboratuvarlarda çalışan mühendisin kaleminde, fabrikalarda dökülen alın terinde, gökyüzünde süzülen
İHA'larda,
SİHA'larda,
AKINCI'da,
KIZILELMA'da, denizlerde yol alan MİLGEM'de ve ay yıldızlı bayrağa sadakatle hizmet eden her vatan evladının yüreğinde yaşamaktadır.
Tarih,günü kurtaranları değil, milletine eser bırakanları yazar.
Ay yıldızlı bayrağımız gönderde dalgalandıkça, ezanlarımız semalarda yankılandıkça ve bu aziz millet birlik içinde kaldıkça; SELÇUKLU'NUN hikmeti, OSMANLI'NIN cihan vizyonu ve TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN bağımsızlık ruhu ilelebet yaşayacaktır.
Çünkü bu millet, kökü mazide olan bir atiye inanır. Geçmişinden güç alır,bugününü inşa eder ve yarınlara umut bırakır.
Ne mutlu Türkiye Cumhuriyeti'ne sadakatle hizmet edenlere...
Ne mutlu ay yıldızlı al bayrağın gölgesinde yaşamayı şeref bilenlere...
Ne mutlu büyük Türk milletine...
Murat İLERİ