Türkiye Cumhuriyetinin bir vatandaşı olarak umarım bu mektup yerine ulaşır, bu konuda şu anda yazılar yazığım İmza Gazetesine de büyük görevler düşüyor, özellikle Sayın Osman Sav’dan ricamdır mümkünse bu mektubu adresine ulaştır…
Sayın Cumhurbaşkanı ben ülkemi ve ülkemde yaşayan tüm insanları ortak değerler ekseninde karşılıksız, her hangi bir mevki-makam ve şan-şöhret peşinde değilim bunlara ihtiyacım da yok, yok ama benden sonra gelecek olanlar için derin telaşlar içerisindeyim, yaklaşan tehlikeyi sizin kadar ben de görüyorum, uykularım kaçıyor, düşman artık amacını saklamadan rastgele hedeflerine ateş ediyor ve çok fütursuzca saldırıyor, hedefte ne Venezuela var, ne İsrail’in saldırgan tutumu, ne Ukrayna-Rusya, ne de Grönland- Danimarka var, hedefte biz varız, düşman Lozan Barış Antlaşmasında yediği kazığı çıkarmak için tüm silahlarıyla saldırıya geçmek için kendine zemin oluşturuyor, Irak, Libya, Yemen, Ürdün, Suriye gibi ülkelerde amacına ulaştı ve ulus devletleri yine ulusun elemanlarıyla ortadan kaldırdı, sırada İran ve benzeri ülkeler var bütün bunlar bir denemeydi ve başardı, başardı derken kendi amacı doğrultusunda başardı ama söz konusu ülkelerde kan gövdeyi götürdü ve tek bir askerinin burnu kanamadan evine döndü ama o ülkelerde feryatlar-figanlar arş-u alaya ulaştı, düşmanın kılı kıpırdamadı, sadece “pardon” dedi karşıya geçti, son Venezuela’da “hiç kayıp vermedik” dediğinde operasyon sırasında yüzlerce ölen Venezuelalıları insan yerine koymadığından kayıpsız bir operasyondu diyerek ne kadar gözü kara ve acımasız olduğunu gösterdi.
Sayın Cumhurbaşkanı benim naçizane görüşümdür sizden ve ülkemdeki tüm siyasi birimlerden beklentim; yaklaşan tehlikede hepimiz aynı potadayız ve hedefe konulduğumuzda rasgele ateş edilecektir ve sağ-sol, siyah-beyaz ayrımı yapılmadan üzerimize gelinecektir, bunları yazarken korktuğumu lütfen düşünmeyin korkunun ecele faydası olmaz derler, henüz yol yakınken ve bu güzelim coğrafyayı cennet yapma imkanımız varken ve bu muhteşem coğrafyada her türlü yeraltı ve yerüstü nimetleri fazlasıyla varken, bu muhteşem coğrafya düşmanın ağzını sulandırıyorken gelin hep birlikte ortak değerlerimiz etrafında buluşup düşmanın oyununu bozalım, bu konuda sizlere akıl verdiğim gibi bir seviyesizlik oluştuysa özür dilerim ama yaklaşan tehlike uykularımı kaçırıyor ve sizler gibi icranın başında olanlar elbette bizlerden daha sağduyulu düşünüyorsunuzdur, ama ben de vicdanımın sesine kulak verip böyle bir mektup yazmayı düşündüm, seviyesizlik olduysa ben tekrar özür dilerim ama bu ülkede yaşayan, bu bayrak altında yaşayan ve yaşamayı gurur sayan ne kadar insanımız varsa hepimiz bir araya geldiğinde başarabiliriz, aksi halde düşman hedefine ulaştığında ortada ne etnik köken kalır, ne de din iman kalır düşman hepsini, hepimizi siler atar yerine kendi insanını koyar ve bu güzelim ülkenin nimetlerini kendi çıkarları doğrultusunda yemeye devam eder bize de ? Buradan sonrasını yazamayacağım beni bağışlayın.
Dünya üzerinde böyle bir coğrafya yok, bu nedenle diyorum ki: Başka Türkiye yok ve oyun çok sinsi oynanıyor. Saygılarımla…