Sevginin En Uzun Yalnızlığı...

Bazı sabahlar güneş doğar ama insanın içine hiç uğramaz.

Abone Ol

Pencereyi açarsın; rüzgâr vardır, kuşlar vardır, hayat bildiği gibi akıyordur.Eksik olan yalnızca bir sestir.O ses çekildiğinde, dünya aynı dünya olmaktan vazgeçer.

İnsan bazen ölmeden önce de eksilir.Bir hatıranın çevresinde dolaşır durur. Dokunamaz, uzaklaşamaz.Anılar zamanın içinde dönüp duran sessiz bir gezegene dönüşür.
Her dönüşte biraz daha yorulur yürek.

Psikoloji bize der ki; insanın en temel ihtiyacı görülmek, anlaşılmak ve sevilmektir.
Felsefe ise fısıldar: İnsan,eksikliğini tamamlayacak bir anlam arayışıdır. Belki de bütün ömrümüz,adını koyamadığımız o boşluğu doldurma çabasından ibarettir.

Kimi başarıyla doldurur, kimi parayla, kimi makamla…
Kimileri ise yalnızca bir çift samimi göz arar. Çünkü bazen tek bir içten cümle,yılların sessizliğini iyileştirebilir.

En ağır yalnızlık, kalabalıkların ortasında hissedilendir. İnsan konuşur ama duyulmaz.Güler ama görülmez. İşte o zaman kalbin içinde görünmeyen bir kış başlar. Çiçekler solmadan önce kokularını kaybeder; insanlar da kırılmadan önce umutlarını.

Hayatın en acı gerçeği şudur: Zaman hiçbir acıyı silmez.Zaman, yalnızca acıyla yaşamayı öğretir. Yaralar kapanmaz; insan, yaralarıyla yürümeyi öğrenir.

Belki de bütün mesele sevmek değil, sevildiğine inanabilmektir. Çünkü sevgi, yalnızca söylenen bir kelime değildir; insanın içine yerleşen güven duygusudur. O güven kaybolduğunda,en sıcak çay bile soğur, en aydınlık sabah bile karanlığa benzer.

Bazen bir insan gitmez;sadece içindeki ışık söner. Geriye yürüyen bir beden kalır.Oysa ruh çoktan başka bir mevsime göç etmiştir.

Yine de hayatın inatçı bir tarafı vardır.En uzun gecelerin ardından bile bir pencereye ışık vurur. İnsan, ne kadar yorulursa yorulsun, yeniden sevmeyi hayal edebildiği sürece tamamen kaybetmiş sayılmaz.

Belki de yaşamın özü budur:Kırılmak, eksilmek,susmak… Sonra bütün bunlara rağmen kalbin içinde küçücük bir umut tohumu taşıyabilmek.

Çünkü insanı ayakta tutan şey, yaşadığı mutluluklar değil; bir gün yeniden sevilebileceğine dair vazgeçmediği ihtimaldir.

Murat İLERİ