Siyasi Gerilimin Faturası Medyaya mı Kesiliyor?

Türkiye’de siyaset ile medya arasındaki gerilim, uzun yıllardır kamuoyunun en çok tartıştığı başlıklar arasında yer alıyor.

Abone Ol

Ancak son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) yaşanan olaylar, bu tartışmayı yeniden alevlendirdi. Özellikle saha görevini yapan gazetecilere yönelik sert müdahaleler, sözlü tartışmalar ve fiziki gerilim ; “Siyaset kurumu eleştiriye ne kadar açık?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Demokratik toplumlarda gazeteciler, kamu adına soru sorar ve yaşanan gelişmeleri toplumla paylaşırlar.
Bu nedenle bir gazetecinin yaptığı haberden dolayı hedef hâline gelmesi ya da baskıyla karşılaşması, yalnızca bireysel bir mesele değil; aynı zamanda basın özgürlüğü açısından da önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.

CHP icinde “mutlak butlan” tartışmaları, parti içindeki gerilimi artırırken, bu süreçte görev yapan medya mensuplarının da zaman zaman tartışmaların odağında kaldığı görülüyor. Özellikle televizyon muhabirlerine yönelik sert tepkiler ve fiziksel müdahaleler kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

CHP'nin Gücü Gazetecilere mi Yetiyor?

CHP'de gazeteciler tartaklanıyor. CNN Türk muhabiri tartaklanıyor. Önceki gün A Haber muhabiri ile TGRT Haber muhabirine yönelik de benzer olaylar yaşandı.
Ya gazetecilerden sizin istediğiniz nedir kardeşim? Soru soran gazeteciyi Milletvekili Ali Mahir Başarır, dokunulmazlığın kendisine vermiş olduğu korunmayla gazeteciyi tokatlayabiliyor. CHP'de gazetecilerden ne isteniyor?
Mutlak butlan sürecinde haber yapan gazetecilere yönelik saldırılar arttı.
Son üç günde üç saldırı oldu.
Gazetecilere yönelik fiziksel veya sözlü müdahalelerin artması, medya kuruluşlarının yanı sıra meslek örgütlerinin de tepkisini çekiyor.

Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı olarak bu saldırıları şahsen şiddetle kınıyorum.

Basın Özgürlüğü Demokrasinin Temelidir

Demokratik sistemlerde siyasetçiler kadar gazeteciler de eleştirilere açık olabilir. Ancak bu eleştirilerin şiddet, baskı veya fiziksel müdahale boyutuna taşınması, kamu vicdanında farklı bir tartışma doğuruyor.
Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin hakkı değil, aynı zamanda toplumun haber alma hakkının da temel güvencesidir. Çünkü medya üzerindeki baskı arttığında, kamuoyunun olaylara erişimi de doğrudan etkilenir.
Türkiye’de geçmişten bugüne farklı siyasi görüşlerden gazetecilerin benzer tartışmaların içinde kaldığı biliniyor. Bu nedenle mesele yalnızca bir parti ya da bir medya kuruluşu ekseninde değil; demokratik kültür ve siyasal tahammül çerçevesinde ele alınıyor.
Siyaset kurumlarının, özellikle gergin dönemlerde kullandıkları dil büyük önem taşıyor. Sert siyasi atmosferin toplumsal kutuplaşmayı derinleştiriyor ve bu da saha çalışanı gazetecilere kadar yansıyabiliyor
Siyasi liderler ve parti yöneticileri basın mensuplarına karşı daha kapsayıcı ve sağduyulu bir yaklaşım benimsemesi gerekiyor.