Sorular... Sorular...

Bir kaç yıl önce de bir Rum fanatiği Türk bayrağını indirmeye çalışmış ve yaptığı saldırıyı hayatıyla ödemişti,

Abone Ol

ABD Başkanı Bill Clinton'un Kıbrıs Özel Temsilcisi Richard Holbrooke, "Bir bez parçası için bir gencin hayatını sonlandırmak doğru değildir."dedi, bazı Avrupa ülkeleri ve içimizdeki bazı hainler de: "Canım bir bez parçası için insan öldürülür mü?" diye açıklama yapmışlardı, evet tüm bayraklar bez parçasıdır, başka malzemeden yapılması zordur fakat o bez parçası bir bayraksa ve gururla sallandığı gönderden kendi isteği dışında indiriliyorsa bayrağın temsil ettiği toplumun özgürlük ve bağımsızlığına açık bir saldırıdır, o artık bir bez parçası değildir.

Nusaybin'de yapılanda budur ve yaptıkları saldırı ve söylemleri ziftten şeker olmayacağını göstermedi mi? Olayın akabinde kınama açıklaması yapan DEM partililer her ne kadar olayı tasvip etmeseler de kendileri Ankara'nın göbeğinde parti kongreleri yaparken de Türk Bayrağı, İstiklal Marşı ve bu toplumun ortak değerlerini yok saymalarını nasıl açıklayacaklar? Yıllardır söylemekten yorulduk:

ABD denen ülke Lozan barışını tanımayan ve senatosundan geçirip onaylamayan tek ülkedir ve bunu açıkça söylemektedir: "Türkiye'nin sınırları benim için tartışmalıdır" demedi mi? Şimdi bir barış ve kardeşlik süreci başlamışken dün söylediklerinin bu gün tam tersini söyleyenler yarın emellerine ulaştıklarında özüne dönmeyecekler mi? Ve biz her seferinde aynı şeyleri yapıp farklı sonuç beklemekten ne zaman vaz geçeceğiz? ABD Başkanları görevleri bittiğinde Ortadoğu haritasıyla kamuoyunun önüne çıktıklarında yeni Ortadoğu haritasında Türkiye’nin de içinde olan bölünmüş bir harita ile gerçek yüzleri ve gizli gündemlerini göstermediler mi?

Ortadoğu’da savaşa girmek kolaydır, çıkılması imkansızdır, bunu yaşayarak öğrenen ABD artık elini ateşle tutmak yerine maşalarını kullanmıyor mu ? Yıllar önce Conzalide RİCE eline kalemi alıp Ortadoğu’da haritayı elleriyle çizmedi mi ve bizim buna tepkimiz susmak olmadı mı? ABD Büyükelçisi “Ulus devletler ilerlememize engel oluyor, bu süreç 1919 da başladı” demedi mi? ABD “Irak’ta kitle imha silahları ve biyolojik silahlar var ve Saddam bunları kullanmasın diye müdahale ettik” dedikten sonra “ pardon yokmuş” demedi mi? Düne kadar uzun menzilli silah ve zırhlı araçlarla donattıkları ve Türkiye’ye karşı savaşsınlar diye besleyip büyüttükleri terör örgütlerini bu gün ABD çıkarları bittiği için kaldırıp bir kenara atmadı mı? İşte Nusaybin’de yaşanan son çirkeflik budur ve ABD ye kafa tutamayanlar içlerindeki kin ve husumetlerini ve gerçek yüzlerini bu şekilde gösterdiler.

ABD denen canavar bu coğrafyada barış ve huzur olsun istemez, bu durum Amerikan çıkarlarına terstir ve ne yazık ki bu coğrafyanın insanları her zaman yaklaşan tehlikeyi göremeden yaşayarak ve çok ağır bedeller ödeyerek öğrendiler ve öğrenmeye devam ediyorlar, bu coğrafyada ağıtlar Türkçe-Kürtçe- Arapça olurken sevinçler hep İngilizce ve İbranice olmuştur. Yalan mı?