Bir insanın gerçek seviyesi, gücü eline geçtiğinde ortaya çıkar.
Toy Hakan’a bakınca insan bunu çok net görüyor.
Çünkü bazıları koltuğa oturunca büyüdüğünü sanıyor ama aslında sadece içindeki kibri büyütüyor.
Bugün Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası’nın geldiği hâl ortada.
Üye kayıpları ortada.
Kapanan şubeler ortada.
Sessizce uzaklaşan işçiler ortada.
Fakat bütün bunları konuşması gereken genel başkan ne yapıyor?
WhatsApp’ta insanlara “lan” diye hitap ediyor.
Eleştirene “piyon” diyor.
Hakareti savunma yöntemi sanıyor.
İşte sendikanın neden küçüldüğünün özeti tam da budur.
Çünkü makam almış ama olgunluk alamamış bir anlayışla karşı karşıyayız.
Bir genel başkan düşünün…
Kendisine yöneltilen eleştirilere cevap veremiyor.
Başarı anlatamıyor.
İcraat ortaya koyamıyor.
Ama iş hakarete gelince mangalda kül bırakmıyor.
Çünkü bazı insanlar yönetici olmaz.
Sadece koltuğa oturur.
Toy Hakan’ın en büyük problemi de bu.
Eleştiriye tahammül edemiyor.
Kendisine biat etmeyen herkesi düşman görüyor.
Kendisinden farklı konuşan herkese saldırıyor.
Sonra dönüp ahlaktan bahsediyor.
İnsan önce kullandığı dile bakar.
Bir genel başkanın ağzından çıkan her kelime temsil ettiği kurumu anlatır.
Bugün Toy Hakan’ın dili de sendikanın neden dağıldığını anlatıyor.
Bir de işin hiciv tarafı var tabii…
Toy Hakan bugün sanki Yozgat’ın gülü ile Konya’nın gülü arasında sıkışmış kalmış gibi.
Elinde meşhur makası…
Bir o yana koşuyor, bir bu yana…
Kurdele peşinde, fotoğraf peşinde, vitrin peşinde…
Fakat insan ister istemez soruyor:
O makas hiç emeğin zincirini kesti mi?
İşçinin maaşına dokundu mu?
Kaybolan güveni geri getirdi mi?
Ah kesemez…
Vah kesemez…
Çünkü o makas galiba kurdeleden başka bir şeye işlemiyor.
Sendika küçülüyor ama pozlar büyüyor.
İşçi uzaklaşıyor ama alkış masaları büyüyor.
Mücadele eriyor ama vitrin parlıyor.
Bir başka gerçek daha var…
Bugün küçümsemeye çalıştığı KADİR ATICI, bu sendikanın hukuk mücadelesinde omurga olmuş bir isimdir.
GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI yapmıştır.
HUKUK MÜŞAVİRİ olarak yüzlerce, binlerce dava kazanmıştır.
Sendikaya yalnızca hukuki başarı değil, itibar kazandırmıştır.
Soruyorum şimdi:
KADİR ATICI’dan sonra neden aynı hukuk başarısı yok?
Neden işçi artık eski mücadeleyi göremiyor?
Neden sendika mahkeme koridorlarında eski gücünü kaybetti?
Çünkü liyakati dışlayan yapılar en sonunda kendi çöküşünü hazırlar.
İşin en ağır tarafı ne biliyor musunuz?
Bugün hakkında ileri geri konuşulan KADİR ATICI hâlâ işçinin davaları için para almadan mücadele ediyor.
Hâlâ ücretsiz dava açıyor.
Hâlâ emekçinin hakkı için uğraşıyor.
Ben de o insanlardan biriyim.
Şimdi insan dönüp şu soruyu sormadan edemiyor:
Madem bu adam bu kadar değersizdi…
Konya’daki ev meselesinde neden en zor gününde yanındaydı?
Bazı sorular vardır, cevabı verilmez çünkü gerçek rahatsız eder.
Toy Hakan bugün öfkeyle bağırıyor olabilir.
Fakat rakamlar bağırmıyor; doğrudan konuşuyor.
Küçülen sendika konuşuyor.
Kapanan şubeler konuşuyor.
Uzaklaşan işçiler konuşuyor.
Bir kurum önce ciddiyetini kaybeder.
Sonra güvenini.
En sonunda da gücünü.
Bugün yaşanan tam olarak budur.
Bir sonraki yazımda, açık cezaevinde bulunduğum süreçte Sayın TOY’un beni nasıl aradığını…
Telefonda kimler hakkında hangi sözleri ettiğini…
Bugün sahip çıktığı insanları dün nasıl konuştuğunu…
Kulislerde hangi isimleri hedef aldığını…
Öfke ile korku arasında nasıl savrulduğunu kendi cümleleriyle anlatacağım.
Murat İLERİ