Çünkü hayat, sağlam zeminlerden çok ince bağların üzerinde yürür. Herkesin görünmeyen bir boşluğu vardır içinde.Kimi bunu inkâr eder,kimi üstünü örter,kimi de o boşluğun kenarında yaşamayı öğrenir.Asıl mesele düşmemek değildir, düşeceğini bile bile tutunacak bir neden bulabilmektir.Bazen bir el uzanır.İnsan, kurtuluş sandığı o ele bütün inancıyla yönelir.Tam tutunacakken o elin itişiyle tanışır.
O an anlar,en derin yaralar yabancılardan değil, tanıdık yüzlerden açılır.Güven dediğin şey,kırıldığı yerden değil,sarsıldığı andan itibaren insanı değiştirir. Başka bir zaman,bir el daha uzanır.
Bu kez içinde bir çağrı vardır,yanında olmanı isteyen bir sıcaklık.İnsan o ele yalnızlığıyla gider, kalabalık olur. Yakınlık dediğin şey bazen bir kalbin diğerine yer açmasıdır.
Adını koymak isteyenler olur.
Kimisi buna aşk der, Daha nadir zamanlarda ise bir el çıkar karşına. Hesap yapmadan, geri dönüş düşünmeden, bedelini bilerek uzanır sana.
Kendi düşüşünü göze alacak kadar cesur bir bağdır bu. İçinde karşılık beklemeyen bir sadelik taşır.İşte orada insan,gerçek bir yakınlığın ne demek olduğunu öğrenir.
Hayat,büyük zaferlerden çok küçük direnişlerle ilerler.Sabah uyanmak,yeniden denemek,kırıldığı yerden eksik de olsa devam etmek… Bunlar görünmez kahramanlıklardır. Çünkü insanı ayakta tutan şey,her şey yolundayken gösterdiği güç değil, her şey dağılırken vazgeçmemesidir. Umut,sanıldığı gibi büyük cümlelerde değil,en dar anlarda saklıdır.Tam bitti dediğin yerde içinden yükselen o sessiz dirençtir. İnsan bazen kendini değil,o direnci taşır. Korku ise düşmanın değildir.Sınırını hatırlatan bir işarettir.Üzerine yürüdüğünde büyüten,kaçtığında küçülten bir gölgedir sadece.Cesaret, korkusuzluk değil, korkuya rağmen atılan adımdır.
İnsan tek başına yürüyormuş gibi görünür.Oysa arkasında onu ayakta tutan görünmez bir çevre vardır.İnanan, güvenen,bazen onun yerine bedel ödeyen insanlar…
Bu bağlar,insanın yere düşmesini geciktiren değil, yeniden ayağa kalkmasını sağlayan köklerdir.Bu yüzden mesele sadece tutunmak değildir. Tutunduğun şeyi hak etmek,uzanan eli yarı yolda bırakmamaktır. Vefa,en sessiz ama en ağır sorumluluktur. Çünkü insan,en çok kendisine uzanan eli kaybettiğinde düşer.
Murat İLERİ