O günlerde amcamın torunu çalıştığım otele balayına gelmişti.
15 Temmuz’un gündüzünde ofisimde oturup hasbihal ettik. 16 Temmuz Cumartesi için Düden şelalesinde akşam yemeği organizasyonu planlamıştık.
Mesai bitip evimize gittiğimizde o günün diğer sıradan günden bir farkı yoktu.
Gece saat 10’dan sonra TV kanallarında ve internet erişiminde aksaklıklar olmaya başladı.
Ne oluyor demeye kalmadan iş arkadaşımdan telefon geldi “şef, Fetö darbe yapıyormuş. Tayyip Erdoğan Sokaklara Davet Ediyor, ne yapacağız?” dedi.
Bizim bir şeyden haberimiz yok, TV kanalları göstermiyor, internette erişim yok, siz nereden duydunuz?
“Buralarda anons ediyorlar, herkes Cumhuriyet Meydanına iniyor.” Dedi.
“Hemen bayraklarımızı alıp iniyoruz, Cumhuriyet meydanında buluşuruz” dedim.
Sokağımıza indim. Koca mahallede evlerde tek tük ışık yanıyordu.
Gece yarısı avazım çıktığı kadar bağırdım. “Komşularım!. Darbe yapılıyor. Cumhurbaşkanımız herkesi sokaklara davet ediyor. Haydi, hep beraber gidelim.”
“Yorganın altına saklanmayın!” dedim.
Bir iki komşum “bizde geliyoruz dedi. Diğerlerinde tık yoktu ya da belki de bizden önce meydanlara inmişlerdi.
Eşimle birlikte arabamıza atladık.
Cadde, araçlar ve yayalar ile doluydu. Ağır ağır ilerleyebiliyorduk.
Ak Parti il başkanlığının binasına doğru geldiğimizde minarelerden “Sâlâ sesleri yükselmeye başladı.
Sokaklarda Tekbir sesleri, arabalarda son ses dombra...
Radyoda bir frekans buldum. Oradan Tüm Türkiye’de ki gelişmeleri takip edebiliyordum.
Sokaklar çevik kuvvet ve diğer askeri birlikler ile doluydu.
Kim dost, kim düşman bilmeden ilerliyorduk.
O askerlerden birisi fetö iblisinin emir eri olsaydı o meydanda kan gövdeyi götürürdü.
Ölümden kim korkuyordu ki?
Zaten ölmeye çıkmıştık o gece sokaklara...
Endişelenmeye gerek de yoktu. Çünkü şerefli vatan evlatları bizleri korumaya almıştı.
Kimsenin başına bir iş gelmeden Cumhuriyet meydanına ulaştık.
Meydan mahşer yeri gibi...
İğne atsan yere düşecek gibi değildi.
Her ilden, her coğrafyadan, her görüşten, her renkten, yaşlı -genç, kadın -erkek, köylü –sosyete, kiminin kucağında, kimi kundağında ki bebeleriyle o analarla sabahlara kadar hep beraber nöbete durduk.
İblisin beslemeleri Korkar, tırsar sandılar!
Korkaklar ya kafalarına yorganları çektiler,
Ya bankamatiklere, marketlere koştular.
“Vatan bizim evimiz, Vatan bizim namusumuz” diyenler o gece ve diğer gecelerde meydanlarda dolup taştılar..
Her şerde bir hayır vardırın, şerre karşı ortaya çıkan en anlamlı hayrıydı bu.
O gece tüm dünya;
Türk’ün inanmışlığına,
Cesaretine,
Vatana olan sevdasına ve
Zıt görüşten insanların, Mesele Vatan olunca nasıl BİR olduğuna şahit oldu!
O gece ülkenin kaderini değiştiren Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir Olmak üzere, Vatanı uğruna şehadete kavuşan tüm şehirlerimize rahmet,
Yaralı gazilerimize Allahtan şifalar diliyorum.
Bizden görünen düşmanlara Allah fırsat vermesin!
Mehmet Çelebi