Buna alış demek kolaydır ama alışmak dediğin şey, kalbin her seferinde biraz daha sessizleşmesidir.
Gündelik aşklar geçer bu hayattan.
İndir bindir sevdalar uğrar,iz bırakmadan çekip gider.
Arkadaşlık adı altında oynanan oyunlar olur.
Dost sandıklarının aslında eğlencenin, rahatın ve işine gelenin peşinde olduğunu geç fark edersin.
İnsan büyüdükçe kaybettiklerini değil, yanlış anladıklarını sayar.
Bir gün “vefa” diye sarılanların, o kelimeyi sadece dillerinde taşıdığını görürsün.
Seviyorum diyenlerin çoğu, sevmenin yükünü değil,konforunu ister.
Merhametli yüreğini sevenler çıkar karşına.
Merhametinin bedelini ödemek zorunda kalınca senden ürkerler.
Seni sen olduğun için değil, kendilerine iyi geldiğin kadar sevdiklerini anlarsın.
Anlaşılmak,bu çağın en pahalı ihtiyacıdır
Kimse seni anlamak istemez.
Herkes senden sana ait olanı ister.
Zamanını,sabrını, suskunluğunu, gücünü.
Sensiz yaşayamam diyenlerin, yokluğuna ne kadar çabuk alıştığını görürsün.
Gülüşlerin daha kırkını çıkarmadan başkasına yöneldiğine şahit olursun.
Ölürüm diyenlerin, seni aramamak için nasıl bahaneler ürettiğini izlersin.
Üstelik bütün suçu sana yükleyerek.
Arkalarına bakmadan giderler.
Yüreğinin üzerinden geçerek giderler.
İşte tam orada öğrenirsin gitmenin de kalmanın da bir ahlâkı olduğunu.
Varsın gitsin gidenler.
İnsan,her şeyden vazgeçebilir ama kendi yolundan vazgeçtiği gün kaybolur.
Artık hiçbir şeye şaşırmam dediğin anda bile insanlar seni şaşırtabilir.
Sen yine de şaşma yolundan.
Özlem,bu hikâyenin en sessiz ama en güçlü tarafıdır.
Kavuşmak bazen bir insana değil,eski hâline olur.
İnsan en çok kendine kavuşmayı bekler.
Beklemek, sevmekten daha ağır bir iştir ama insanı olgunlaştırır.
Her ayrılık,bir kavuşmanın provasını taşır içinde.
Her yalnızlık,insanın kendisiyle yüzleşme cesaretini büyütür.
Vefadan habersiz olanlar sevgiden söz edemez.
Sevgi,kalmakla değil,sorumlulukla ölçülür.
Her aşk kendi kıyametini büyütür.
Kimi yıkar geçer, kimi insanı baştan inşa eder.
Murat İLERİ