Diğer tarafta Amele Birliği Başkanı Veli Köktürk…
İki isim…
İki koltuk…
Ama aynı düzenin iki farklı yüzü.
Zonguldak yıllardır kömür karasıyla değil, böyle insanların bıraktığı manevi is ile boğuşuyor.
Bu şehrin emekçisi yerin yedi kat dibinde ciğerini kömüre verdi, bunlar yukarıda makam ve manşet hesabı yaptı.
Veli Köktürk yıllarca “emek” diye salladı.
Ama emekçinin evine bir tas huzur götürdü mü?
Ardında kaç işçinin ahı kaldı,kaç emekçinin bedduası duvarlara sinip kaldı,onu vicdanı bilir.
Solculuktan söz etti ama düzenin nimetlerinden de bir an olsun elini çekmedi.
İktidarın gölgesinde büyüyüp sonra halkçılık nutku atan adamların bu memlekette artık kimseye anlatacağı masal kalmadı.
Amele Birliği gibi alın teriyle kurulmuş bir kurumun başına işçinin iradesiyle değil de atamayla gelmek bile bu şehir adına başlı başına bir trajedidir.
Çünkü Zonguldak yıllardır emeğin adını taşıyan ama emekçinin ruhunu taşımayan adamlardan çekti.
Ali Rıza Tığ’a gelince…
Gazetecilik başka şeydir, insan öğütmek başka.
Kalem dediğin şey namus taşır,kin değil.
Ama yıllardır bakıyorsun, manşetlerin arasında hep bir öfke,hep bir hedef gösterme,hep bir hesap görme telaşı…
Bu şehirde kaç insanın onurunu manşetlerin gölgesinde ezdiğini artık toplum kendi hafızasında tutuyor.
Çünkü halk unutmuyor.
Mahkeme dosyaları kapanır belki ama vicdan dosyaları kapanmıyor.
Bunlar emekçiden yana değil.
Emekçinin sırtından konuşmayı seven bir anlayışın temsilcileri bunlar.
Turnusol kâğıdı gibiler…
Yanlarına yaklaşınca kimin gerçekten halktan yana olduğu,kimin yalnızca koltuk ve çıkar peşinde koştuğu hemen ortaya çıkıyor.
Psikoloji der ki: İnsan en çok içindeki boşluğu saklamak için bağırır.
Felsefe ise şunu söyler:Vicdanını kaybeden insan, gücü karakter zanneder.
İşte Ali Rıza Tığ da, Veli Köktürk de yıllardır bu şehrin üzerine çöken tam olarak böyle bir ağırlığın sembolü oldu.
Zonguldak’ın sokaklarında artık insanların yüzünde umut değil, yorgunluk var.
Çünkü bu şehir yıllarca aynı isimlerin kibriyle, aynı çevrelerin çıkar düzeniyle, aynı kirli dilin gürültüsüyle yoruldu.
Bir şehir düşünün…
Madencisi yer altında ölüme yürüsün…
Emeklisi ay sonunu getiremesin…
Gençleri umut diye başka şehirlere kaçsın…
Ama bazı adamlar hâlâ koltuklarını ve egolarını memleket meselesi sansın.
İşte mesele tam da budur.
Zonguldak artık sadece ekonomik değil,ruhsal bir çöküş yaşıyor.
Çünkü bir şehrin bağırsaklarına yıllarca aynı zihniyet dolarsa,orada temiz hava değil,çürüme başlar.
Bu memleketin artık kömür tozundan değil…
Kendisini vazgeçilmez sanan eski düzen artıklarından arınmaya ihtiyacı var.
Murat İLERİ