Demirtaş, on binlerce yurttaşın yaşamını yitirdiği, milyonlarca insanın etkilendiği depremlerin yalnızca bir anma günüyle geçiştirilemeyeceğini belirterek, ihmallerin ve yanlış politikaların ağır sonuçlarının altını çizdi.
Deprem Beklenmedik Değil, İhmal Edilen Bir Gerçek
Açıklamada, depremin beklenmedik bir doğa olayı olmadığına dikkat çekilerek, asıl yıkımın nedeninin yapı üretim süreçlerindeki zafiyetler olduğu vurgulandı. Aynı büyüklükteki depremlerin farklı ülkelerde bu ölçüde yıkıma yol açmamasının, sorunun doğadan değil insan eliyle yaratılan ihmallerden kaynaklandığını açıkça gösterdiği ifade edildi.
Orta Büyüklükteki Depremler Bile Büyük Yıkım Yaratıyor
Demirtaş, Türkiye’de orta büyüklükte sayılabilecek depremlerin bile ağır hasara yol açtığını hatırlattı. Geçtiğimiz yıl Balıkesir Sındırgı’da meydana gelen 6 ve 6,1 büyüklüğündeki depremler sonucunda 729 binada 1036 bağımsız bölümün ağır hasarlı ya da yıkık olarak tespit edildiğini belirterek, riskin ne denli somut olduğunu gözler önüne serdi.
Silivri Depremi Uyarı Oldu Ama Ders Çıkarılmadı
23 Nisan’da Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin Marmara Bölgesi’nde ciddi endişe yarattığını ifade eden Demirtaş, deprem sonrası yaşanan iletişim kesintileri, yetersiz toplanma alanları ve acil ulaşım sorunlarının, daha büyük bir depremde yaşanacakların habercisi olduğunu söyledi.
Yapı Stokunun Büyük Bölümü Hâlâ Risk Altında
Türkiye’deki yapı stokunun önemli bir bölümünün hâlâ yüksek deprem riski taşıdığına dikkat çekilen açıklamada, özellikle 2000 yılı öncesinde inşa edilen binaların büyük bir tehdit oluşturduğu belirtildi. Son 25 yılda çıkarılan imar aflarıyla mühendislik hizmeti almamış kaçak yapıların yasallaştırıldığına vurgu yapılarak, bu uygulamaların riski daha da artırdığı ifade edildi.
Milyonlarca Konut İçin Acil Dönüşüm Gerekiyor
TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonu’nun raporuna göre ülke genelinde 6-7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiği hatırlatıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verilerine göre ise yalnızca İstanbul’da yaklaşık 600 bin konutun çok riskli olduğu belirtildi. Buna rağmen, ülke genelinde şeffaf ve güncel bir yapı envanterinin hâlâ oluşturulmamış olması eleştirildi.
Kentsel Dönüşüm Rant Odaklı Yürütülüyor
Yaklaşık 13 yıldır uygulanan kentsel dönüşüm politikalarının, deprem riskini azaltmak yerine çoğunlukla arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere indirgendigi ifade edildi. Gerçek bir dönüşümün zemin özelliklerinden nüfus yoğunluğuna, ulaşım altyapısından toplanma alanlarına kadar bütüncül bir planlama gerektirdiği vurgulandı.
Afetlere Hazırlık Deprem Sonrasına Sıkıştırılıyor
Depreme hazırlığın hâlâ afet sonrası süreçlerle sınırlı ele alındığına dikkat çekilen açıklamada, okulların, hastanelerin ve kamu binalarının ne ölçüde güvenli olduğuna dair kamuoyuyla paylaşılan net ve şeffaf bir bilginin bulunmadığı belirtildi. Afet yönetiminin, yalnızca müdahale kapasitesiyle değil, risk azaltma ve hazırlık düzeyiyle ölçülmesi gerektiği vurgulandı.
Deprem Toplanma Alanları Kağıt Üzerinde Kalıyor
Silivri depremi sonrasında yeniden gündeme gelen deprem toplanma alanlarının birçok kentte yetersiz olduğu, mevcut alanların ise imar değişiklikleriyle yapılaşmaya açıldığı ifade edildi. İnsanların afet anında nereye gideceğini bilmediği bir kent düzeninin, depremin kendisi kadar tehlikeli olduğu belirtildi.
Toplanma Alanları Boş Arazi Değil, Yaşam Alanıdır
Deprem toplanma alanlarının yalnızca boş alanlar olmadığına dikkat çekilerek, bu alanların geçici barınma, elektrik, su, ısınma, tuvalet ve duş gibi temel ihtiyaçları karşılayabilecek altyapıya sahip olması gerektiği vurgulandı.
Bilim Yerine Rant Tercih Ediliyor
Açıklamada, her büyük doğa olayının gerekli önlemler alınmadığı için afete dönüştüğü belirtilerek, bilimi, planlamayı ve denetimi dışlayan rant odaklı yaklaşımın bir tercih olduğu ifade edildi. Bu yaklaşımın ağır can ve mal kayıplarının temel nedeni olduğu kaydedildi.
Deprem Bölgelerinde Sorunlar Üç Yıldır Çözülmedi
6 Şubat depremlerinden etkilenen bölgelerde barınma, sağlık, eğitim ve altyapı sorunlarının hâlâ tam anlamıyla çözülemediği belirtildi. Yeniden inşa sürecinin yalnızca bina yapımına indirgenmesinin, kentlerin sosyal ve ekonomik dokusunun yeniden kurulmasını engellediği ifade edildi.
Verilen Konut Sözleri Gerçekleşmedi
Deprem sonrası 650 bin konutun teslim edileceği vaat edilmesine rağmen, üçüncü yılın sonunda 455 bin bağımsız bölümün teslim edildiğine dikkat çekildi. Bu rakama rağmen hedefe ulaşıldığının ilan edilmesi eleştirildi.
Afetler Kader Değil, Yanlış Politikaların Sonucudur
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, afetlerin kader olmadığını bir kez daha vurgulayarak, ülke genelinde şeffaf bir yapı envanteri oluşturulması, kentsel dönüşümün risk temelli bir kamu politikası olarak uygulanması ve mühendislik hizmetlerinin tüm süreçlerde eksiksiz verilmesi çağrısında bulundu.
Sorumluluğumuz Bugün Harekete Geçmektir
Açıklamanın sonunda, 6 Şubat’ta yaşamını yitirenlere karşı en büyük sorumluluğun, aynı acıların yeniden yaşanmaması için bugünden harekete geçmek olduğu vurgulandı. Bilimin ve mühendisliğin uyarılarının dikkate alınmadan geçirilen her günün, yeni felaketlerin zeminini hazırladığı ifade edildi.