Köksal Toptan, gazeteci Orhan Akyüz’ün, “Vatandaşlara karşı sevginizi nasıl açıklamak istersiniz? Yaptığınız aktivitelerden bahsetmek ister misiniz? Zonguldak halkına da neler söylemek istersiniz, yapmış olduğunuz hizmetler apaçık ortada?
“İnsanın Derdiyle Dertlene Biliyorsanız Siyaset Yapabilirsiniz Demektir”
Köksal Toptan, İmza Gazetesi’nde ilk kez yayınlananan açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Öncelikle bir şeyi yaparken bunu yapayım da bunun karşılığında oy alayım diye düşünüyorsanız bu yanlış. Neyi yapabilirsiniz? Doğruya bakacaksınız, yaptığınız iş doğru mu değil mi. Kendi vicdanınıza karşı doğru yaparsanız sorun yok demektir, yanlış yapılabilir, olabilir ama kendi vicdan muhasebesi yaptıktan sonra ‘yaptığım doğrudur’ denilebiliyorsa orada sorun yok demektir. Ben sadece Zonguldaklı hemşehrilerimize değil insanlığa, herkese, muhatabı olan herkese böyle davranmaya çalışmışımdır. Beni geceleyin yarısında 2’sinde, 3’ünde arayan insanlara da ne derdin var, ne zorun var, hatır sormuşumdur. Hem de gecenin hangi saati, günün hangi saati olursa olsun hastası için beni arayanlara ‘ben bu işe bakamam’ dememişimdir. Herkesle ilgilenmeye çalışmışımdır. Ben gençlere zaman zaman söylemişimdir. Üniversiteden ziyarete gelen gençler de oluyor, çocuklar da oluyor, onlara da söylüyorum. Siyasete heves duyuyorsanız insanı sevip sevmediğinize bakın. Yani insanın derdiyle dertlene biliyorsanız siyaset yapabilirsiniz demektir.
‘İnsanlara Sıkıntı Vermeyin…’
‘Yok yani ben neyle uğraşacam şimdi, hasta gelmiş, ben ona nerden doktor bulacağım, nerden yatak bulacağım diyorsanız bu işe (siyasete) bulaşmayın, insanlara da sıkıntı vermeyin’ dedim. İster Zonguldaklı hemşehrilerimiz olsun, ister başka yerlerden olsun hiç kimseye ne memleketini sormuşumdur, ne siyasi partisini sormuşumdur. Gelen insan bana geldiğine göre, benim onun derdini çözebileceğime inanıyor demektir. Yani o yanlış düşünüyor olabilir, doğru düşünüyor olabilir. Doğru düşünüyorsa zaten ne istiyorsa yapılabilir, doğru düşünmüyorsa yapabilecek bir şey yok. Güler yüz, insanımızın istediği odur.
‘Siyasetçi Biraz Sanatçıya Benzer’
Yani ‘ben şu siyasetçiye gittim, yüzüme bakmadı’ dedirtmemesi lazım siyasetçinin. Uğraşırsın yapamazsın o gene senin görevindir siyasetçi olarak, güler yüz göstermek zorundasın. Bu açıdan siyasetçi biraz sanatçıya benzer, sahneye çıktığı zaman bir sanatçı zannedersin ki bu adamın bu kadının dünyada hiç derdi yok mu şen şakrak oynuyor. O da insan, onun da sabah evde bıraktığı çocuğu hastaydı, buna benzer siyaset. Sabahleyin hanımıyla kavga edip hışımla giden adama rastlayan birisi, selam vermedi diye küser gider, halbuki bir sürü dertle uğraşıyor o adam.
‘Siyaset Fedakarlık İster, Taşıyamayacak Olan Yapmamalı’
O bakımdan biraz fedakarlık ister siyaset. Yani onu taşıyamayacak olan siyaset yapmamalı.
‘PTT Genel Müdürlüğü Tarafından Onaylanan Pul Koleksiyonum, 500-600 Adet Tesbih Koleksiyonum ve Baston Koleksiyonum Var’
Hobilerim, bir iki koleksiyonum var. Bir pul koleksiyonu iyi bir koleksiyon, PTT Genel Müdürlüğü tarafından da onaylanan bir koleksiyon. Bir tesbih koleksiyonum var, 500-600 tane. Bir baston koleksiyonum var çoğu Devrek (dünyaca ünlü Devrek bastonları), bir kaç tanesi de siz bilir misiniz bilmem Münteka Çelebi’nin (Zonguldak'ın Devrek ilçesine özgü dünyaca ünlü bastonculuk sanatının modern dönemdeki en önemli ustası ve Devrek bastonunu Türkiye'ye tanıtan kişidir) onun elinden çıkma…”