Gazetecilerin Köşe Yazılarını Ve Haberleri Yapay Zekaya Yaptırmalarına Eleştiri!
Gazeteci Orhan Akyüz’ün haberine göre TGF Genel Başkanı Karaca, 75. yılını kutlayan Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti’nin ev sahipliğinde 23-25 Nisan tarihleri arasında Haller Gençlik Merkezi’de düzenlenen “TGF 70. Başkanlar Konseyi” toplantısının ardından Zonguldak’tan gazeteci Orhan Akyüz ile Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti (ZGC) Başkanı Derya Akbıyık’ın sorularını içtenlikle yanıtladı.
“Yapay Zekaya (Gazeteciler) Esir Olunuyor”
“Gazetecilik mesleğinde yapay zekanın sıklıkla kullanıldığı, yani meslektaşlarımızın çoğunluğu tarafından haberlerin yapay zekaya yazdırıldığını duyuyoruz” şeklindeki soruyu TGF Genel Başkanı Karaca, şöyle yanıtladı:
“Yapay zeka üzerine İletişim Başkanlığı (Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı)
bir toplantı düzenledi. İletişim Başkanı bu toplantıda ‘yapay zekanın mutlaka mesleğimizin içerisinde olması gerektiğini, ancak tamamen bu mesleği, haberciliği yapay zekaya yaptırırsak bunun mesleğe büyük zararlar getireceğini, mutlaka yapay zekadan yararlanalım ama kesinlikle tamamen esir olmayalım, şu anda esir olunuyor’ dedi.
‘Birçok Arkadaşımızın (Gazeteci) Köşe Yazısını, Haberlerin Çoğunu Yapay Zekaya Yaptırdığını Görüyoruz’
Şu anda yaptığım incelemede birçok arkadaşımızın (gazeteci) köşe yazısının yanı sıra artı haberlerin büyük bir çoğunluğunun yapay zekada yapıldığını görüyoruz. Birde üstelik ajanslardan gelen haberlerin noktasını, virgülünü değiştirmeden koyan arkadaşlarımız var. Yapay zekanın zaman zaman sapıttığı, yanlışa imza attığı yerlerde bile değişiklik yapmadan haberler gazetelere giriyor, bu çok önemli …
‘Mesleğimizin Geleceğinin Yok Olmaması İçin Yapay Zekaya Bağımlı Olmamamız Gerekiyor Diye Düşünüyoruz’
Biliyorsunuz yapay zeka bazı olayları algılamıyor, çok devrik ve olmayacak kelimeler kullanıyor, o nedenle mutlaka yapay zekayı tamamen haberciliğe vermemek lazım. Mesleğimizin, haberciliğimizin geleceğinin yok olmaması için yapay zekaya bağımlı olmamamız gerekiyor diye düşünüyoruz.”
“İletişim Başkanlığı ve Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü Çalışma Yapıyor Yapay Zekaya Bağlı Kalmayalım Diye…”
Genel Başkan Karaca, “Bu konuda (bazı gazetecilerin yapay zekaya köşe yazısı ve haber yaptırması) herhangi bir yaptırım yapılması söz konusu olabilir mi, olmalı mı?” soruyu da şöyle cevapladı:
“Şu anda nasıl olur bilmiyorum, ama bana kalırsa bu yine gazetelerin, televizyonların yetkilileri, genel yayın müdürlerinin kontrolü ve uyarılarıyla olur. Yani yapay zeka ile yararlanmama diye bir yasa çıkaracak halimiz yok, o vesileyle bunu mutlaka gazete yetkililerinin denetlemeleri gerekir diye düşünüyorum. İletişim Başkanlığı ve Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü bu konuyla ilgili çalışma yapıyor yapay zekaya bağlı kalmayalım diye…
‘Arkadaşlarımızın Yüzde 80’i Ajanslara Bağlı, Mesleğimiz Açısından Doğru Değil, Haber Yazacak Muhabir Bulamayacağız’
Türkiye’de, Anadolu’daki arkadaşlarımızın yüzde 80’i ajanslara bağlı çalışıyorlar, bu da mesleğimizin geleceği açısından hiç doğru bir olay değil. Çünkü göreceksiniz çok kısa bir sürede, şu anda da çok az, yani haber yazacak muhabir yok, bulamayacağız.
‘İletişim Mezunu Arkadaşlarımızın Yüzde 90’ı Haber Yazamıyor’
İletişim mezunu olan arkadaşlarımızın büyük bir çoğunluğu, yani yüzde 90’ı diyebiliriz ki diplomasını aldıktan sonra geliyor bir gazeteye ve televizyona haber yazamıyor. Neden? Çünkü kendisi daha önce gazete, televizyonlarda, internet sitelerinde o mesleği yapmak için çaba sarf etmiyor, gelip staj yapmıyor, yani direkt okuldan çıkıyor geliyor, ama haber yazamıyor.
‘Sokaktan Birinin Yazacağı Haberi İletişim Mezunları Yapamıyor’
Sokaktan birini çağırsan, yazacağı bir haberi iletişim mezunları yapamıyor. Çünkü staj zorunluluğu var ama yeterli değil, mutlaka iletişim üniversitelerinde zorunlu stajın daha çok yıllara yayılması gerekir, bu dediklerimiz olmazsa haberci de bulamayız, gazeteci de bulamayız. O zaman sokaktaki gezen, elinde bir telefonu olan, gazetecilikle ilgisi olmayan insanlar yapay zekayı da kullanarak gazeteciliği suistimal eder, ibu da mesleğimizin geleceğini karartır diye düşünüyorum. Bu sorun uzun yıllardır da var.
‘Haber Ajansları İçin Mutlaka Kaçak İşçi Statüsü Takibi Yapılarak Ceza Yazılması Ve Sigortalı İşçi Çalıştırmak Zorunluluğu Getirilmeli’
Tokat ve Nevşehir’de karşılaştığım arkadaşlarımız bana gelip ‘başkanım hiç para alamıyoruz (ajanslar), işte 1000 TL, 2000 TL haber başı para veriliyor’ dediler. Ben de ‘o zaman yapmayın, bu işi neden yapıyorsunuz’ dediğim zaman da bana ‘eğer biz yapmazsak birilerine verecekler, o zaman kontrol elimizden çıkacak’ savunması yapıyorlar. Ona da ne demek lazım bilemiyorum, yani haber ajansları için söylüyorum. Zaten haber ajanslarının büyük bir çoğunluğunun birçok illerde kaşeli
çalışanları var. Verdiği para da 1000 TL, 2000 TL yok. Bunlar için mutlaka kaçak işçi statüsü takibi yapılarak bu kurumlara ceza yazılması ve sigortalı işçi çalıştırmak zorunluluğu getirilmeli. Kaşeli muhabir çalıştırmak, kaçak işçi çalıştırmak ile eşdeğerdir.
‘Sürekli Basın Kartının Gazetede Çıkan İmzayla Değil, 212 Sayılı Kanun Kapsamında Sigortalı Olunması Şart Koşularak Verilmesi Lazım’
Bugün haber ajansları ne yapıyor? Çalıştırdığı insanların büyük çoğunluğunu basın tazminatından korktuğu için basın dışından gösteriyor, bundan dolayı da yıllarca gazetecilik yapmış insanlar basın kartı alamıyorlar. İletişim Başkanlığı, artık sigortaya bakarak değil de çalışmasında imzası varsa ‘sürekli basın kartı’ veriyor. Düşünün yani bu da çok acayip bir şey… Basın kartı alamayanlara, İletişim Başkanlığı’nın çıkardığı bir yasayla şu anda her yıl 3-5 tanesine sürekli basın kartı veriliyor. Sürekli basın kartının bence gazete de çıkan imzayla değil, 212 sayılı kanun kapsamında sigortalı olunması şart koşularak verilmesi lazım.
‘Türkiye’de Hak Edenden Çok Hak Etmeyen İnsanlar Basın Kartı Alıyor’
Mesela eskiden biz karşı çıkıyorduk, biri herhangi bir kurumdan emekli olmuş ve gelmiş köşe yazısı yazmış, şimdi adam köşe yazısını götürerek sürekli basın kartı talep ediyor, inanılır gibi değil… Bizim üye yapmadığımız insanlar sürekli basın kartı alıyorlar, bunların düzeltilmesi lazım, biz bu konuyla ilgili federasyon olarak Basın İlan Kurumu ve İletişim Başkanlığı’na bir rapor sunduk, takip edeceğiz. Bence şu anda Türkiye’de hak edenden çok hak etmeyen insanlar basın kartı alıyorlar çok enteresan…
‘Gazete ve Televizyonun Sahibinin İş Yerlerinin Kadrosunda 6 Ay Gösterdikleri Gazetecilikle İlgisi Olmayan Tanıdıkları Basın Kartı Alıyorlar’
Eskişehir’de bir bakıyorum 20 kişiye Vali basın kartı dağıtıyor. İsimlere bakıyoruz 20 tanenin 5 tanesi (gazeteci) var, 15 tanesi o gazetenin, o televizyon sahibinin tanıdığı, kardeşim gazetecilikle ilgisi yok. Biz yıllarca neler çekerek basın kartı aldık. Ama şu anda basın kartı almak çok basit, yarın benim gazetem varsa seni göstereyim kadromda 6 ay sonra basın kartı alıyorsun.
‘Müteahhit İşçisi, Basın Kartı Sahibi’
Birde çok enteresan bir şey de oldu. Benim yönetim kurulunda olan bir arkadaş Büyükşehir Belediyesi’nde işe başladı, sonra iade etti basın kartını, bir süre sonra basın kartı listesi aldım Eskişehir’in, bir baktım arkadaşın ismi var. Aradım, ‘ya kardeşim sen belediyede geçici müteahhit işçisi değil misin, basın kartını nasıl aldın’ dedim, o da ‘başkanım İletişim Başkanlığı’ndan aradılar beni, sen Büyükşehir Belediyesi’nde çalışıyorsan, Büyükşehir Belediyesi’nin basınında çalışıyorum diye bir yazı gönder senin kartını verelim dediler’ dedi. Doğru mu bilemem, o da göndermiş almış basın kartını, inanılır gibi değil, ya böyle bir şey olabilir mi? Büyükşehir değil, ister vilayet, ister belediye, ister kamuda, ister sivil toplum kuruluşlarında ne olursa olsun gazetecilik yapmayana ve basın kadrosunda yer almayan hiç kimseye basın kartı verilmemeli. İl ve ilçe belediyelerinde uygulanmıyor, büyükşehire farklı olmamalı. Büyükşehirlerde ki yanlış düzeltilmeli.
‘Basın Bürolarında Çalışanlar, Gazete Kuruluşları Ve Gazetecilerle İş Birliği Yapmalılar’
Ayrıca üniversitede basın birimi kadrosu varsa, o kadroda istihdam ediliyorsa bile basın kartı tam tersi vermiyorlar. Bu örneği de unutmayalım. Basın bürolarında çalışanlar, gazete kuruluşları ve gazetecilerle iş birliği yapmalılar. Gazeteci olmayanlara verilen basın kartları iptal edilmeli. Ne yazık ki gerçek gazeteciler de basın kartı alabilmek için uğraşıyorlar.
‘Türkiye’de 20 Bin Basın Kartı Sahibi Varsa, Bunun En Az 8-10 Bini Gerçek Dışı’
Türkiye’de 20 bin basın kartı sahibi varsa bunun en az 8-10 bini gerçek dışı, hiç ilgisi olmayan kişiler. Tabii ki bunları düzeltmek için düzgün bir sisteme girilmesi lazım, eğer düzgün bir sisteme girilmezse bu işler böyle gider. Bunların düzeltilmesi adına uğraşacağız.”