Tarihi kaynaklara göre Fransızlar, 1919 yılının Mart ayından itibaren Zonguldak ve havzasını aşamalı olarak işgal etmeye başladı. Fransa, bölgedeki varlığını tahkim etmek amacıyla kendi öz askerlerinin yanı sıra Tunus, Fas, Cezayir ve Senegal gibi sömürgelerinden getirdiği müstemleke askerlerini de sahaya sürdü.
İlk Birlikler 1919'da Ayak Bastı
Zonguldak'a yönelik ilk işgal hareketi, 8 Mart 1919 tarihinde bir subay komutasındaki polis, jandarma ve piyade erlerinden oluşan küçük bir birliğin kente ulaşmasıyla başladı. Bu sızmanın hemen ardından, 3 Nisan 1919'da İstanbul'dan hareket eden ve Senegalli askerlerden oluşan büyük bir Fransız birliği Zonguldak'a giriş yaptı. İşgalci güçler, Osmanlı Ordusu'nun 32. Kafkas Alayı'na bağlı III. Tabur'dan boşalan askeri pavyonlara yerleştirildi. 1919 Haziran ayı başlarında ise bir Fransız bölüğü daha kente takviye olarak gönderildi.
İşgalcilerin Taşkınlıkları Bardağı Taşırdı
İlk başlarda kentte belirgin bir asayiş sorunu yaratmayan Fransız kuvvetleri, zaman geçtikçe yerel halka yönelik baskı ve taşkınlıklarını artırdı. Bolu Mutasarrıflığı tarafından Dâhiliye Nezareti’ne (İçişleri Bakanlığı) gönderilen resmi bir raporda, Üzülmez mevkisinde konuşlu Fransız askerlerinin maden işçilerinin evlerine zorla girerek halkı darp ettiği aktarıldı. Raporda ayrıca, Fransız Binbaşı Kolor’un zorla konutlara girerek içki masası (işret tertibi) kurdurmak adına hane sahiplerine şiddet uyguladığı belirtilerek, bölgedeki Senegal taburunun derhal uzaklaştırılması gerektiği vurgulandı.
Tahkimat Genişletildi, Yeni Kuvvetler Sevk Edildi
Fransız ordusu, 1920 yılının başından itibaren işgal alanını kalıcı hale getirmek için tahkimat çalışmalarına hız verdi. Zonguldak'a gelen bir Fransız miralayı (albay), Kaymakamlıktan 400 avcı askeri için kışla talebinde bulunurken, kentin hâkim tepeleri ile Devrek Caddesi civarında yeni siperler inşa edilmeye başlandı. Kısa süre sonra Yunan bandıralı Venizelos vapuru ile İstanbul'dan 5 Fransız subayı ve 253 Cezayirli asker daha Zonguldak'a indirildi.
Fransızlar, limanda sürekli olarak 2 savaş gemisi bulundurarak denizden gelebilecek tehditlere karşı da önlem aldı ve kontrolü tamamen eline geçirdi. Takviye süreci 1921 yılı başına kadar devam etti; İtalyan ve İngiliz gemileri de dahil olmak üzere bölgeye binlerce asker, on binlerce tüfek, cephane ve askeri araç sevk edildi.
Karadeniz'de Milis Direnişi: Kuvayı Milliye Sahneye Çıktı
Fransızların bölgedeki baskıcı kontrolüne karşı Zonguldak ve çevresinde Kuvayı Milliye unsurları hızla örgütlendi. Gerilla tarzı savunma taktiğini benimseyen direnişçiler, bölgenin öne çıkan halk kahramanları Laz Emin, İpsiz Recep, Dursun Reis ve Devrekli (Rizeli) Muharrem gibi isimlerin etrafında çeteler kurarak güçlendi.
Bölgedeki direnişi askeri bir düzene oturtmak adına Yüzbaşı Cevat Rıfat Bey komutasında bir savunma hattı kuruldu. Düzenli askeri birlikler ile milis kuvvetlerinin ortaklaşa yürüttüğü mücadelede, dâhiyane bir propaganda taktiği uygulandı. Milislerin yürüttüğü bu çalışmalar sayesinde, Fransız ordusundaki çok sayıda Müslüman sömürge askeri Türk saflarına iltica etti ve bu durum Fransız askeri gücüne büyük bir darbe vurdu.
Ereğli'de Göğüs Göğse Çarpışma ve Fransız Yağması
Fransız ordusu, kontrol alanını genişletmek amacıyla 10 Haziran'da Ereğli'deki Türk mevzilerine yönelik bir saldırı başlattı. Ancak Kuvayı Milliye unsurları, Devrekli Muharrem ve İpsiz Recep kuvvetleri ile tek yürek olan Ereğli halkının sert direnişiyle karşılaştı. Süngü savaşlarının yaşandığı şiddetli çarpışmalarda 36 kayıp veren Fransız birlikleri geri çekilerek tel örgülü güvenli alanlarına sığınmak zorunda kaldı.
Karadaki bu başarısızlık üzerine limandaki iki Fransız savaş gemisi Ereğli'yi ağır bombardımana tuttu. Bombardıman nedeniyle halk şehri tahliye etmek zorunda kalırken, Fransızların hedef gözetmeksizin yaptığı atışlarda kentteki hastane binası büyük hasar gördü. Şehre giren Fransız askerleri evleri yağmaladı; hastanedeki tıbbi laboratuvar aletleri, mikroskoplar ve daktilolar çalınırken, resmi evrak ve kitaplar yırtılarak imha edildi. Tarihçiler, Ereğli'deki bu kararlı halk direnişinin ve Fransızların uğradığı başarısızlığın, ilerleyen süreçte Zonguldak'ın tamamen tahliye edilmesinde kırılma noktalarından biri olduğunu belirtiyor.