Kaymakçı, “Kozlu’da Kaybettiğimiz Emekçileri Saygıyla Anıyor; Onların Anısını İşveren Cinayetlerine Karşı Yürüttüğümüz Mücadelenin Tarihsel Sorumluluğu Olarak Görüyoruz” dedi.
İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü
Ülkemizdeki iş cinayetlerine dikkat çekmek ve işçi sağlığı ile güvenliğinin önemini vurgulamak amacıyla 3 Mart, TMMOB tarafından “İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü” olarak ilan edildi.
Kaymakçı, “Madenler, inşaatlar, tersaneler, fabrikalar ve şantiyeler hâlâ emekçilerin mezarı olmaya devam ediyor. Bilimin ve tekniğin gelişimine rağmen iş güvenliği önlemleri aynı hızda ilerlemiyor; önlenebilir kazalar göz göre göre ölüme dönüşüyor” ifadelerini kullandı.
İşveren Cinayetleri Ve İstatistikler
AKP döneminde en az 32.000 emekçinin işveren cinayetlerinde hayatını kaybettiğini belirten Kaymakçı, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden bu yana ise en az 20.000 emekçinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. Kaymakçı, “Her gün en az 6, yılda 2.000 emekçi işveren cinayetleri sonucu aramızdan koparılıyor. Bu tablo kader değil, siyasal tercihlerin sonucudur” dedi.
Denetimsizlik ve Kar Hırsı
Soma, Ermenek, Mecidiyeköy, Şirvan, Amasra, Gayrettepe ve daha birçok iş kazasının adlarını sıralayan Kaymakçı, bu yerlerin denetimsizlik ve kar hırsının simgesi olduğunu vurguladı. “Etkin denetim ve yaptırım uygulanmadığı sürece benzer acılar devam edecek” uyarısında bulundu.
Kamusal Denetimin Yetersizliği
Türkiye’de 2.290.160 işyeri bulunduğunu, ancak 2025 yılında sadece 8.161’inin işçi sağlığı ve güvenliği açısından denetlendiğini kaydeden Kaymakçı, bu oranın kamusal denetim mekanizmasının fiilen işlemediğinin açık göstergesi olduğunu söyledi.
İşçi Sağlığı ve Yasalar
Kaymakçı, işçi sağlığı ve güvenliği alanında birçok yasanın bulunduğunu hatırlattı: 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu. Ancak bu yasaların çoğunun işveren çıkarları doğrultusunda şekillendiğini belirtti.
OSGB Ve Piyasa İlişkisi
İşverenlerin işçi sağlığı ve güvenliği sorumluluğunu fiilen Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri’ne (OSGB) devrettiğini ifade eden Kaymakçı, bu durumun kamusal sorumluluğu ortadan kaldırdığını ve işveren cinayetlerinin azalmak bir yana arttığını vurguladı.
Sendikal Hakların Önemi
Sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmadığı sürece işçi sağlığı ve güvenliği konusunda ilerleme sağlanamayacağını belirten Kaymakçı, “Sendikasız uzman, sendikasız işçi, örgütsüz çalışma yaşamı ile emekçiler tüm olumsuzluklara açık ve savunmasızdır. Adil yargılanma, insani çalışma koşulları ve güvenli işyerleri istiyoruz” dedi.
Çözüm Çağrısı
TMMOB olarak işveren cinayetlerinin kader olmadığını vurgulayan Kaymakçı, bağımsız ve etkin bir denetim sistemi kurulmadan ve üniversiteler, sendikalar, meslek örgütlerinin katılımıyla ulusal bir işçi sağlığı ve güvenliği kurumu oluşturulmadan tabloyu değiştirmenin mümkün olmayacağını açıkladı.
Kaymakçı son olarak, “İşveren cinayetleri sona erinene, emekçilerin yaşam hakkı güvence altına alınana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” diyerek açıklamasını sonlandırdı.