Jeoloji Mühendisleri Odası Zonguldak İli Temsilcisi Jeoloji Yüksek Mühendisi Ali Baltaş, “Zonguldak’ta Sadece Kaliteli Malzemelerle İnşa Edilen Yapılar Ayakta Kalabilir Mi?” analizinde kentteki binaların tek tek elden geçirilmesi gerektiğine önemle dikkati çekti.
Gazeteci Orhan Akyüz’ün haberine göre, Baltaş, sosyal medya hesabından şu ifadeleri kullandı:
“Meşrutiyet Mahallesi Kadırga yokuşunda yıkılan bina, Zonguldak’taki yapıların güvenliğini tekrar sorgulamamıza neden oldu.
‘Kaliteli Malzemelerle İnşa Edilmiş Olmaları…’
Konuyu jeoteknik ve inşaat mühendisliği açısından değerlendirirsek, güvenli yapıların hem oturduğu zeminlerin sağlam olması ve hem de mühendislik disiplini altında kaliteli malzemelerle inşa edilmiş olmaları gerekir. Ülkemiz genelinde güvenli yapıların inşa edilmelerinde yapım kalitelerinin yüzde 60, zemin özelliklerinin de yüzde 40 oranında etkili olduğu değerlendirilmektedir.
‘Zemin Özelliklerinin Yüzde 70, Yüzde 30…’
Ancak yağışlı bir iklime ve eğimli topoğrafyaya sahip Zonguldak ile çevresindeki yapıların güvenliğinde, ülkemizdeki genel durumun aksine, zemin özelliklerinin yaklaşık yüzde 70, bina yapım kalitelerinin de yüzde 30 oranında olması gerekir.
‘Zonguldak İçin Zemin Özellikleri Çok Daha…’
Diğer bir değişle güvenli yapıların inşa edilmesinde Türkiye ortalamasından farklı olarak Zonguldak için zemin özellikleri çok daha önemlidir. Çünkü, Zonguldak'ta sağlam zemin bulmak, sağlam bina yapmaktan daha zordur.
‘Sahile Yakın Kısımlarda İnşa Edilmiş Yüksek Katlı Binaların…’
Zonguldak ve çevresinde sadece eğimli topoğrafya ve yağışlı iklim de binanın zemin kalitesini olumsuz etkilemez. Yanı sıra madencilik çalışmalarından kaynaklanan tasman olaylarının neden olduğu zemin hareketleri, özellikle sahile yakın kısımlardaki inşa edilmiş yüksek katlı binaların ağırlığının çok boşluklu eriyebilen kireçtaşları üzerinde kontrol edilemeyen baskısı, yüzeyi kaplayan ayrışmış kayaçlar ile toprakların bünyelerine suların girmesi vb. nedenler ilimizdeki zemin yapısını olumsuz etkileyen diğer faktörlerdir.
‘Mühendislik Tasarımlarıyla…’
Yukarıda açıklananlara ek olarak Zonguldak ve yakın çevresindeki yapı zeminlerinin dengesini aynı zamanda binalar arasında gerekli önlemleri almadan arazi dengesini bozacak şekilde kazı yapılması ile bozulan arazi dengesini tekrar sağlamak üzere yeterli mühendislik desteği almadan yapılan ve yeterli işlev görmeyen istinat duvarları da bozmaktadır. Çünkü, eğimli alanlarda su alarak şişen zeminlerde inşa edilecek istinat duvarları, gelişigüzel bir duvar yapmadan öte hem toprağın yanal itkisine ve hem de suyun oluşturacağı hidrostatik basınç ile zemin genişlemesine dayanacak bir mühendislik tasarımıyla yapılmalıdırlar.
‘Kentteki Binalar Tek Tek Elden Geçirilmeli’
Eğer ilimizdeki yapıların zeminlerinin güvenliği sorgulanacaksa yukarıda kısaca özetlediğimiz konular vb. üzerinden binaların tek tek elden geçirilmeleri, zemini sağlam olan, zemini iyileştirilecek olan ve zeminini güvenli olmayanlar belirlenmelidir.
‘Yaşanan Olaylardan Ders Alarak Gereğini…’
Yaşanan olaylardan ders alarak gereğini yapmazsak da her yıkılan yapının ardından işin kolayına kaçarak suçlu aramaya ve olayların dışında kalmaya devam ederiz. Bana göre Zonguldak’ın yerleşim sorunu, kurulduğu günden bu tarafa plansız ve denetimsiz yapılaşmadan kaynaklanmaktadır. Bu haliyle de inşaatçıları, belediyeleri ve hatta kurumları aşan yöneticisinden sade vatandaşa birey olarak bu şehirde yaşamış ve yaşayanlar olarak hepimizi ilgilendiren kültürel bir sorundur.
‘Zemin Özelliklerinden Kaynaklanan…’
İlimizde zemin özelliklerinden kaynaklanan bunca güvensiz yapı bulunmasına ve bu yapıların zeminlerinde çeşitli nedenlerle meydana gelen heyelanlarla yıkılmalarına rağmen bunlar görülmeyip; bugüne kadar çeşitli atmosferik olaylardan etkilenmiş, ülkemizdeki yıkıcı etkiler oluşturan depremlerin oluşturduğu sarsıntıları yaşamış ve yakın çevrelerinde kazılar yapıldığı halde statik dengeleri bozulmadan ayakta kalabilmiş kentin hafızasının simge yapılarının deprem bahane edilerek göz göre göre yıkılmaları da yaman bir çelişkidir.”



