Gazeteci Metin Yetim'in haberine göre; Türkiye'nin en önemli emek havzalarından biri olan Zonguldak madencilerinin gündelik yaşamını yeryüzüne çıkaran yapım, bölgenin tarihsel ve toplumsal kaderine ışık tutuyor.
Adını Zorunlu Çalıştırma Yıllarından Alıyor
Belgesel, ismini erken Cumhuriyet yıllarında erkeklerin askerlik hizmeti karşılığında madenlerde angaryayla çalıştırılmasıyla başlayıp günümüzde de ekonomik bir zorunluluk haline gelen bölgenin tarihsel yükünden (Mükellefiyet dönemi) alıyor.
Yapımda, Türkiye emek tarihinin en kritik kırılma noktaları arasında yer alan 1965 İşçi Direnişi ile 1990-1991 Büyük Madenci Yürüyüşü arşiv kaynakları, tanıklıklar ve madencilerin kendi anlatılarıyla izleyiciyle buluşuyor. Günümüzdeki örgütsüzleşme ve gelecek kaygısına rağmen belgesel, işçilerin kendi kültüründe barındırdığı dirence ve umuda odaklanıyor.
"Mükellef’i Kasvetli Bir Belgesel Olarak Tasarlamadık"
Yönetmen Arda Sarıgün, kamerasının odağını ve belgeselin ana mesajını şu sözlerle ifade etti:
"Hâlâ 1960 ve 90 direnişlerinden kalan bir direnç ve isyan kültürü madencinin belleğinde yer ediyor mu; bugün yeni bir toplumsal ret kültüründe yeri var mı, belgesel bunu kadraja alıyor. Mükellef’i kasvetli bir belgesel olarak tasarlamadık. Kasvet ve yük varsa, zaman zaman bu yükü tersine çevirebilen bir irade de mevcut. Değiştirme kabiliyeti, işçinin kolektif hafızasında var. Biz belgeseli umutla bitirerek bugünün işçi mücadelesine moral olmasını istedik."
"Zonguldak Benim İçin Sadece Cezanın Değil, Düşlerin de Mekânı"
Maden şehirlerinin kömür bittikten sonra kaderine terk edildiğine dikkat çeken Sarıgün, çocukluğunun geçtiği işçi kasabalarındaki dayanışmayı ve duygularını şu ifadelerle aktardı:
"1991’de on binlerce madenci aileleriyle birlikte Zonguldak’tan Ankara’ya yürüdüğünde, ülkenin güzelleşebileceğine inandık. Güzelleşmedi. Yine de endüstrinin kiri ve yıkıntıları arasında direnç, neşe ve umut yaşamayı sürdürüyor. Zonguldak benim için yalnızca cezanın izini taşıyan bir emek coğrafyası değil; o cezadan daha güçlü bedenlerin, yüzlerin ve düşlerin de mekânı. Mükellef, geçmişin bugünde nasıl yaşamaya devam ettiğini anlatmaya çalışıyor."
"Kazanımlar Var Ama İçinde Bir Kasvet Saklı"
Madencilerin geçmişten günümüze elde ettiği hakları ve mevcut tabloyu değerlendiren yönetmen Sarıgün, kamuda çalışan madencilerin asgari ücretin üzerinde maaş aldığını ve iş güvenliği hassasiyetinin arttığını belirterek; "Ancak bu kazanımlar 170 senelik mülksüzleştirme ve mükellefiyet süreçlerinin üzerine inşa edildiği için kasvetli bir kazanım" değerlendirmesinde bulundu. Özel ve ruhsatsız ocaklardaki risklere de dikkat çeken Sarıgün, azalan işçi sayısı ve sendikal baskıların zayıflaması nedeniyle madencilerde bir yalnızlık duygusunun hakim olduğunu ifade etti.



