M.Ö. 72–70 yılları arasında yaşanan 2 yıllık kanlı kuşatma, ihanet, felaket ve yıkımla sonuçlanarak Ereğli'nin kaderini sonsuza dek değiştirdi.

Roma'nın Karadeniz’e Açılan Kapısı: Ereğli Saldırılara Direndi

Bitinya Krallığı’nın son kralı IV. Nikomedes’in krallığını Roma Cumhuriyeti’ne miras bırakmasıyla, Roma ordusu Batı Karadeniz sınırına dayandı. Ancak bağımsızlığına düşkün Ereğlililer, Roma’nın vergi memurlarını öldürerek işgale karşı çıktı. Şehir, Roma’nın en büyük düşmanı olan Pontus Kralı VI. Mithridates ile ittifak kurdu ve surlarına 4 bin kişilik Pontus garnizonu yerleştirildi.

Çaycuma Kent Konseyi’nden Filyos Çayı Uyarısı: “Afet Güvenliği Herkesin Ortak Hakkıdır!”
Çaycuma Kent Konseyi’nden Filyos Çayı Uyarısı: “Afet Güvenliği Herkesin Ortak Hakkıdır!”
İçeriği Görüntüle

Roma ordusu; General Marcus Aurelius Cotta komutasındaki kara birlikleri ve Amiral Gaius Valerius Triarius yönetimindeki donanmayla Ereğli’yi hem karadan hem denizden ablukaya aldı.

Açlık, Veba ve İki Yıllık Çetin Abluka

Ereğli surlarının aşılması imkânsız bir mukavemet göstermesi üzerine Romalılar lojistik abluka uyguladı. Şehre yiyecek girişinin tamamen kesilmesiyle ikinci yılda halk ve askerler evcil hayvanları ve hatta kaynatılmış derileri yemek zorunda kaldı.

Kuşatma uzadıkça hijyen koşullarının bozulması nedeniyle hem şehir içinde hem de Roma ordugâhında veba salgını patlak verdi, binlerce kişi yaşamını yitirdi. Pontus Kralı’nın denizden gönderdiği yardım filosunun da Romalı amiral tarafından batırılmasıyla Ereğli’nin dış dünyayla bağı tamamen koptu.

Gecenin Karanlığında Gelen Komutan İhaneti

Şehirdeki durumun ümitsizliğini gören Pontus Garnizon Komutanı Connacorex, Ereğli halkından gizlice Romalı General Triarius ile anlaştı. Askerleriyle birlikte gemilere binip kaçma karşılığında kale kapılarını Romalılara açtı.

Bir gece yarısı kapıların açılmasıyla şehre giren öfkeli Roma ordusu, 2 yılın intikamını sivil halktan çıkardı. Şehirde büyük bir katliam gerçekleştirildi. Sağ kalan kadın ve çocuklar esir alınarak köle yapıldı. Tapınaklardaki altın heykeller ve kütüphane yağmalandı. Şehrin simgesi olan Herkül’ün devasa altın heykeli parçalanarak Roma’da ganimet olarak götürüldü. General Cotta, yağmanın ardından şehri tamamen ateşe vererek kül yığınına çevirdi.

Yıkımın Ardından Yargılanan Romalı General

Ereğli’de yapılan vahşet ve zenginliklerin Senato’dan gizlenerek kişisel servete dönüştürülmesi Roma Senatosu’nu bile ayağa kaldırdı. Roma’ya dönen General Cotta; rüşvetçilik, acımasızlık ve devlet malını çalma suçlarından yargılanarak sürgüne gönderildi.

Asırlarca bağımsız bir devlet olarak yönetilen Herakleia Pontika, bu yıkımın ardından hiçbir zaman eski bağımsızlığına kavuşamadı. Roma döneminde küçük bir koloni olarak yeniden ayağa kaldırılmaya çalışılan kent, Osmanlı’nın son dönemlerinde maden yönetiminin Zonguldak merkeze kaydırılmasıyla ilçe olarak günümüze kadar ulaştı.

Kaynak: Zonguldak Tarih