Savaş, terör saldırıları ve şiddet görüntüleri artık sadece haberlerde değil, sosyal medya akışlarımızda, telefonlarımızın bildirimlerinde, hatta akşam yemeği sofralarında bile karşımıza çıkıyor.
Uzm. Klinik Psikolog Hava Orhan, İsrail-İran-Gazze hattındaki çatışmaların ve medyanın bu olayları aktarma biçiminin bireylerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
GÖRÜNTÜLERE SADECE BAKMIYORUZ, RUHUMUZDA İZ BIRAKIYORUZ
Bombaların sesi, ağlayan çocuklar, yıkılmış evler… Bunlar yalnızca izlediğimiz kareler değil. Gündelik hayatın ortasında karşılaştığımız bu görüntüler, farkında olmadan iç dünyamızda kaygı, öfke ve çaresizlik gibi güçlü duygulara neden olabiliyor. Uzm. Orhan’a göre bu tekrar eden maruziyet, bireyleri “ikincil travma” adı verilen psikolojik bir sürece sokuyor.
TRAVMAYI YAŞAMASAK DA HİSSEDİYORUZ
Psikolojide travma, bireyin fiziksel veya ruhsal bütünlüğüne yönelik tehdit oluşturan olağanüstü olaylara verilen tepki olarak tanımlanıyor. Ancak Uzm. Orhan, travmanın yalnızca doğrudan yaşanan bir deneyim olmadığını, bu olaylara tanık olmanın veya medya aracılığıyla sürekli izleyici olmanın da benzer etkiler yaratabileceğini vurguluyor. Bu duruma “ikincil travmatizasyon” adı veriliyor.
İNSAN ELLERİYLE GELEN YIKIM, GÜVEN DUYGUSUNU DERİNDEN SARSIYOR
Araştırmalar, insan eliyle gerçekleşen travmatik olayların, bireylerin temel güven duygusunu daha derin biçimde zedelediğini gösteriyor. Çünkü burada tehdit, doğadan değil, insandan kaynaklanıyor. Bu da kişilerde yalnızca korku değil, güven kaybı, yabancılaşma ve öfke gibi duyguların gelişmesine yol açabiliyor.
SAVAŞ GÖRÜNTÜLERİ RUH SAĞLIĞINDA CİDDİ BOZULMALARA YOL AÇABİLİR
Travmatik içeriklere sürekli maruz kalmak; uykusuzluk, kabuslar, dikkat dağınıklığı, kaygı bozuklukları ve öfke patlamaları gibi belirtileri tetikleyebiliyor. Özellikle savaş gibi insan eliyle yaratılmış büyük yıkımların izlenmesi, travma benzeri etkileri artırıyor.
MEDYANIN GÜCÜ YALNIZCA BİLGİYİ DEĞİL, DUYGUYU DA TAŞIYOR
Amerikan Psikiyatri Birliği’nin (DSM-5) kriterlerine göre, medya içeriklerine maruz kalmak doğrudan travma tanımı için yeterli olmasa da, bu içeriklerin bireyin ruh sağlığı üzerindeki etkisi tartışmasız bir gerçek. Özellikle çocuklar, gençler ve ruhsal olarak daha hassas bireyler, medya yoluyla yayılan bu şiddet temalı içeriklerden çok daha fazla etkileniyor.
MEDYATİK TRAVMAYLA MÜCADELEDE BİREYSEL VE KURUMSAL SORUMLULUK
Uzm. Klinik Psikolog Hava Orhan, bu süreçle başa çıkabilmek için hem bireysel hem de kurumsal bazı önlemlerin alınması gerektiğini söylüyor. Medya kuruluşlarının etik sorumluluk bilinciyle hareket etmesi, haberleri aktarırken duygu sömürüsünden uzak durması gerekiyor. Öte yandan ruh sağlığı uzmanlarının da dolaylı travmalara maruz kalan bireyleri tespit edip destek sağlaması büyük önem taşıyor.
UZM. ORHAN’DAN PSİKOLOJİK KORUNMA ÖNERİLERİ
Hava Orhan, bireylerin psikolojik sağlıklarını korumak için şu önerilerde bulundu:
Haberleri sınırlı süreyle izleyin: Günde belirli zaman dilimlerinde güvenilir kaynaklardan bilgi almak yeterlidir. Sürekli takip kaygıyı artırabilir.
Travmatik içerikleri paylaşmayın: Sosyal medya paylaşımlarınızda şiddet içeren görüntülerden uzak durun.
Duygularınızı bastırmayın: Etkilendiğiniz bir haber sonrası huzursuz hissetmek doğaldır. Bu duygularınızı fark edin ve gerekirse bir uzmanla paylaşın.
Sosyal bağlarınızı güçlendirin: Aile ve arkadaşlarla duygusal bağ kurmak, yaşananların etkisini hafifletir.