Gazeteci Orhan Akyüz’ün haberine göre, Baltaş, sosyal medya Facebook platformundan “Taş Kömürü Havzasında Üretim Neden Devam Ettirilmeli” başlıklı dikkat çekici paylaşımında şunları kaydetti:
“Yerel basınımızda çıkan haberlere göre Çalışma ve Sosyal Güvenliği’ne bağlı iş müfettişleri, periyodik zaman aralıklarıyla yaptıkları denetimler çerçevesinde TTK (Türkiye Taşkömürü Kurumu) Kozlu, Karadon ve Üzülmez müesseselerinde mevzuatta ki eksiklikleri gerekçe göstererek üretim durdurulması yönünde rapor hazırlamışlar. Üretimin durdurulması konusunun teknik nedenlerini bu konuda kişi ve kuruluşlara bırakarak bu yazıda taş kömürü havzasında üretim neden devam ettirilmeli? Sorusuna kendi mesleki bakış açımla yanıt vermeye çalıştım.
‘Vazgeçilemeyecek Enerji Kaynağı’

Günümüz teknolojisine göre fosil yakıtlardan veya doğal kaynaklardan doğaya az veya çok zarar vermeden enerji üretmek mümkün değildir. Buradan hareketle dünya üzerinde yaygın olarak bulunan ve günümüzde de üretilmekte olan taşkömürü; kullanım, depolama ve taşıma açısından güvenilir fosil bir enerji kaynağıdır. Gelişen temiz kömür teknolojileri ile çevresel etkilerinin en aza indirilebilir olması, depolama kolaylığı, kullanımının çeşitliliği ve dünya genelinde rezerv miktarlarının çok olması açısından günümüz koşullarında kolay kolay vazgeçilemeyecek bir enerji kaynağıdır.
‘Taş Kömürü Sürdürülebilir Kalkınmada…’
Artan dünya nüfusu ve bölgelerin/ülkelerin kalkınma çabaları nedeniyle dünya genelinde enerjye olan gereksinim giderek artmaktadır. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde, elektrik enerjisi ve çelik üretimindeki vazgeçilmez konumu nedeniyle taş kömürü, günümüzde de sürdürülebilir kalkınma planlarında ve enerji planlamalarında önemini korumaktadır.
‘Yeterli Taş Kömürü Varlığımız…’
Ülkemizin mevcut ve gelecekteki tüketim değerleri dikkate alındığında, yeterli taş kömürü varlığımızın olduğu görülmektedir. Diğer enerji kaynaklarına ulaşmada yaşanan güçlükler, son yıllardaki uluslararası taşkömürü pazarında yaşanan talep artışı nedeniyle aşırı yükselen fiyatlar yerli üretimin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Ülkemizde demir-çelik sektörü oldukça gelişmiş durumdadır. Gelinen bu aşamada Türkiye Taşkömürü Kurumu yerli kaynaklarımızdan yaptığı üretimlerle ülkemiz taşkömürü talebinin ancak küçük bir kısmını karşılayabilmektedir. Yapılan bu değerlendirmelerden de anlaşılacağı gibi ülkemizin taşkömürüne olan ihtiyacı görünür gelecekte sürmeye daha devam edecektir.
‘Metan Gazı Potansiyeline de…’
Zonguldak taş kömürü havzasında kömür üretim çalışmalarının başlamasından itibaren damarlarda ve bitişik durumdaki kumtaşlarının gözeneklerinde metan gazının biriktiği yapılan çalışmalar ve acı tecrübelerle bilinmektedir. Metan gazının kalorifik değeri 9000-9500 kcal/m3 olup, yakıldığında evlerde kullandığımız doğal gaza eşdeğer enerji üretebilmektedir. Yani havza kömürün yanı sıra alternatif bir enerji kaynağı olarak büyük bir metan gazı potansiyeline de sahiptir. Yeterli metan gazı rezervlerine sahip olan kömür havzalarında fiziksel yöntemler kullanılarak; madencilik çalışmaları başlamadan önce, madencilik çalışmaları sırasında ve madencilik çalışmaları sonrasında metan gazı üretilebilmektedir. Ayrıca, kömür üretimi çalışmalarına başlanılmadan önce damarların bünyesinden metan gazının emilmesi yeraltı madenciliğinde çalışma güvenliğini artıran çok önemli bir etkendir. Emici pervanelerle kömür ocaklarından atmosfere salınan metan küresel ısınmayı CO2’te oranla 21 kat daha fazla artırmaktadır. Bu nedenle; ocaklardan çıkan metan gazının yakalanarak ve bir enerji kaynağı olarak değerlendirilmesi amacıyla yakılarak atmosfere salınması durumunda, küresel ısınmanın önlenmesine ve hava kirliliğinin azaltılmasına da katkı sağlanacaktır.
‘Yeterli Yatırımı Yapamamaktadırlar’
Diğer taraftan bugüne kadar yaşanan deneyimler göstermiştir ki, TTK İmtiyaz sahasında çalışan özel ocaklar yeryüzüne çok daha yakın konumda üretim yapmalarına rağmen büyük yatırımlar gerektiren yer altı kömür işletmeciliği konusunda yeterli yatırımı yapamamaktadırlar. Ayrıca özel sektör tarafından yapılan yeraltı işletmeciliği işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından yeteri kadar denetlense de TTK Kurumunun standartlarına erişmekten henüz uzaktadır. Ne yazık ki bu durumun yarattığı olumsuzlukları ve acı gerçekleri sıklıkla yaşayarak deneyimliyoruz.
Dünya genelinde en gelişmiş ülkelerde bile yeraltı kömür işletmeciliği zarar ettiği için sübvanse edilmektedir. Bölgemizdeki işsizlik ve ülkemizdeki taşkömürü ile gaz (metan) ihtiyacı göz önüne alındığında yerli taşkömürü rezervleri önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Bölgemizden üretilecek taşkömürü ve metan gazı miktarı ne kadar fazla olursa dışarıya olan talebimiz o oranda azalacağından sınırlı döviz kaynaklarımız dışarı çıkmayacaktır. Yapılan üretim nedeniyle oluşan zarar Türk Lirası ile sübvanse edileceğinden doğrudan ve dolaylı vergilerle hazineye geri dönecektir.
‘Taş Kömürü ve Gazımızı…’
Bütün bunlara karşın havzada TTK tarafından sürdürülen ve giderek daha derin kotlardan yapılacak olan taşkömürü üretimi daha bilimsel çalışmalar yapılarak ve daha modern yöntemlerle yapılmalıdır. Bana göre TTK mevcut organizasyon yapısı ile bunu gerçekleştirmekten oldukça uzaktadır. Dışarıya bağımlı olmadan gereksinimimiz olan taş kömürü ve gazımızı yerli kaynaklarımızdan kendi insan gücümüzle çıkarmak istiyorsak bu değişimi ve dönüşümü sağlamak zorundayız.
‘Zonguldaklı Madencilerin Katkısı…’
Türkiye’de özellikle yeraltı madenciliğin gelişiminde gerek işçi ve teknik eleman olarak Zonguldak’lı madencilerin katkısı büyüktür. Halen ülkemizde yeraltı madenlerinde yaşanan kaza ve kriz olaylarına Zonguldaklı madenciler deneyimli elemanlarıyla ilk müdahaleleri yapmakta ve depremlerde en kritik noktalarda görev almaktadır.
Cumhuriyet’in İlk Yıllarında…’
Cumhuriyet’in ilk yıllarında mükellefiyet uygulamaları ve zor kullanılarak ocaklarda çalıştırılan; ülke sanayisinin kurulmasında, kalkınmasında ve refahında pay sahibi olan yöre insanları, bugün zarar ettiği gerekçesiyle küçülen maden işletmelerinde yeteri kadar iş gücü yaratılamadığı için işsiz kalmakta ve terk edilmiş duygusu yaşamaktadır.
‘Kömür Kökenli Metan Gazının…’
Yazının başlangıcından itibaren buraya kadar olan bölümde yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere Zonguldak’ta kömür madenciliğinden vaz geçilmesini önermek, havzada yerli enerji kaynağı olabilecek kömür kökenli metan gazının üretilmesini de istememek anlamına gelecektir. Sonuç olarak ülkemizin enerji konusunda büyük ölçüde dışa bağımlı olduğu göz önüne alındığında, Zonguldak’ta doğa ve çevreyle uyumlu olan sağlıklı bir ekonomi oluşturmak için, daha bilimsel yöntemler kullanılarak yeni bir anlayışla oluşturulacak organizasyon yapısıyla havzadaki fosil yakıt potansiyellerinden yararlanmanın gerekliliği ortadadır.”


