Dış görünüşüne özen gösterirken kalbini ihmal eden insanoğluna önemli mesajlar verilen hutbede, makam, servet ve gücün kibir aracına dönüştürülmemesi gerektiği vurgulandı.
Cuma hutbesinde; yaratılış gayesi, merhamet, ahlaki sorumluluklar ve toplumsal değerlerin çürümesi uyarısında bulunuldu. İnsanın akıl, kalp ve irade sahibi müstesna bir varlık olarak yaratıldığının altı çizilirken, asıl erdemin ömür boyu bu değerleri muhafaza edebilmek olduğu ifade edildi.
İnsan Doğmak Büyük Bir Lütuf, Asıl Mesele İnsan Kalabilmektir
Yüce Allah’ın insanı aklıyla düşünen, kalbiyle hisseden ve tercihlerine anlam katan bir varlık olarak yarattığının belirtildiği hutbede, dünyadaki varlığın bir gayesi olduğu hatırlatıldı. İnsan olarak dünyaya gelmenin büyük bir lütuf olduğu, ancak asıl başarının yaratılış gayesine uygun bir ömür sürerek "insan kalabilmek" olduğu aktarıldı. İyilik kapılarını daima açık tutarken kötülüklere geçit vermemenin önemine dikkat çekildi.
İnsanlık Gündelik Hayatın Küçük Anlarında Saklıdır
İnsanlığın çoğu zaman büyük işlerde arandığı fakat asıl erdemin gündelik hayatın samimi anlarında saklı olduğu vurgulandı. Asr-ı Saadet’ten verilen bir örnekle, Hz. Peygamber’in (s.a.s) yaşlı bir adama yer açmakta ağır davranan kimselere hitaben buyurduğu "Küçüğümüze merhamet etmeyen ve büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir" hadis-i şerifi hatırlatıldı.
Hutbede toplumsal dayanışma ve ahlaki davranışların mükafatları şu ifadelerle dile getirildi:
"Evet, yaşlılara hürmet gösteren, hayatı boyunca hürmete nail olur. Çocuklara şefkatle davranan, kalbinin katılığından kurtulur. Anne ve babasına iyilikte bulunan, huzur ve mutluluğu yanı başında bulur. Hastaları ziyaret eden, ruhuna esenlik katar. Sofrasını yetim ve kimsesizlerle paylaşan, rahmet ve bereketi evine taşır. Komşusuna selam veren, sevgi ve muhabbetin toplumda yayılmasına vesile olur."
Makam, Servet ve Güç Kibir Vesilesi Olmamalıdır
Kıyâmet Suresi’nde yer alan "İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?" ayetiyle insanoğlunun sorumluluklarına dikkat çekildi. İnsanın, Rabbinin kendisine verdiği değeri unutarak makamı üstünlük, serveti övünç, bilgiyi kibir ve gücü başkalarını incitme vasıtası yapmaması gerektiği belirtildi. Gerçek zenginliğin ihtiyaç sahiplerini gözetmek, gerçek gücün öfkeyi dizginlemek, gerçek üstünlüğün ise takva sahibi olmak olduğu vurgulandı.
İç Muhasebe ve Gönül Onarımı Çağrısı
Günlük yaşamda dış görünüşe gösterilen özenin kalbe ve iç muhasebeye gösterilmediğine değinilen hutbede; küçük kırgınlıkların büyük kinlere dönüştürülmesi, miras kavgaları yüzünden akrabalık bağlarının koparılması ve aynı safta durulan komşulardan selamın esirgenmesi gibi toplumsal yaralara parmak basıldı.
Kalbimizi Kibirden, Dilimizi Gıybetten Arındıralım
Hutbenin son bölümünde, evlere şefkati, sokaklara merhameti ve ticarete dürüstlüğü yeniden hâkim kılmak için acil bir özeleştiri ve eylem çağrısı yapıldı. Dilin gıybetten, kalbin kibirden arındırılması gerektiği belirtilerek, gücün zayıflara sığınak olmak ve sözlerin kırılan kalpleri onarmak için kullanılması durumunda dünyevi yürüyüşün anlam kazanacağı ve ekilen merhametin ahirette sonsuz bir rahmete dönüşeceği ifade edildi.




